Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Futbolda alınan sonuçlar ve günün programı
Mağusa, Ocağı yaktı: 5 - 1
Baf Ülkü Yurdu: 1- Lefke: 2
Devlerden "tık" yok: 0-0
Tatlısu liderliği sevdi: 2-0
İkisi de alkışlandı: 1-1
Hip Hop'a Eylül'le doyduk

YORUMLANANLAR
Dikkat, bazı pastörize inek sütleri bozuk [1]
Söyleşi Rap ve R&B'nin Kıbrıslı sesi… [1]
Türkiye Kıbrıs konusunda geri adım attı [1]
KIB-TEK yolsuzluğu davasında karar pazartesi açıklanıyor [1]
Güney'in de derdi mülteciler ve gece kulüpleri [1]
Dansçılar öğrenciydi [10]
Soyer'e rakip Yorgancıoğlu mu? [1]
Avcılardan ağaç katliamı [9]
Tek suçlu olarak okul idarelerinin gösterilmesi doğru değil [1]
Okan Ersan, Almanları büyüledi [2]
İki çocuğuyla sokağa atıldı [2]
Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliklerle kutlandı [1]
Bizim Parti, ÖRP'ye katıldı [1]
Skandalda ikinci perde [36]
Tolga'dan bateri şov [2]
Lefkoşa'da bıçaklı kavga [1]
Sevgilisinin boğazını kesti, 6 yıl hapse gitti [2]
Yüz yüze çarpışıp,kaldırıma çıktılar [1]
13. maaş devam edecek, ikramiyelerden vergi yok [4]
Defalarca takla attı, sürücü hafif yaralandı [3]



Trodos: Dünü ve bugünü...

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Eylül 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Görülmemiş bir nem yüküyle bastıran uzun sıcak yaz, hepimizi perişan etti...Klimalı kapalı ortamların doğallığı yok... Ne kadar zaman durulabilir ki o sıkıcılıkta?..

Bir başka bunalım mekanı o tür yerler...Üstelik daracık klimalı ortamdan çıktığımızda birdenbire bedenimize dolanan ve iliklerimize dek işleyen o nemli ısı yok mu?.. Bunalımlarımızı daha bir körüklemekte...

Uzun sıcak yazın hastalıklı bıkkınlığını yaşarken, vazgeçilmez dostumdan reddedilmeyecek o öneri geldi: "Şansımızı bir de Trodos'ta deneyelim, oranın doğal ortamında rahat bir soluk almaya çıkalım..."

Geri çevrilebilir miydi böylesi bir öneri?...

Bir arabanın içinde beş büyük, bir de sevimli kız çocuk... Astromerit kapısından çıkıp Trodos'a doğru tırmanışa geçiyoruz Ağustosun son gününde... Direksiyonda, çocukluk yaşlarından beri o yöreleri karış karış bellemiş deneyimli, eşsiz ve kültürlü bir rehber...

* * *

Nostalji de peşim sıra tırmanıyor Trodos'a... O kıvrım kıvrım asfalt yolda...

50'li yıllarda çocukluğumu yaşarken, Kıbrıs insanlarının en albenili mesire yeri "Maratasa" da denilen, Trodos'un ormanlık tepeleriydi... Geyikli, muflonlu tepeler..

Deniz sayfiyeleri ve banyoları henüz keşfedilmemişti...

Zaten doğal ortamda serinlemek istendiğinde, hiçbir sahil, kavurucu sıcakta yüksek rakımlı dağ tepelerine aşık atamaz... Çok başkadır zirvelerin oksijen yüklü nemsiz serini...

Yaz aylarında tıpkı yaylaya çıkar gibi Trodos'a akın ederdi Kıbrıs'ın insanları. Oraları ekonomik durumlarına göre mekan tutup, serinlemeye ve dinlenmeye çalışırlardı...

Varlıklı aileler ve yüksek rütbeli bürokratlar mı? Ev kiralarlar, ya da minik dağ otellerinde konaklarlardı... Memurlar ve polisler mi? Özel misafirhaneleri vardı onların. Dönüşümlü olarak, memur ve polis aileleri, oralarda mütevazı koşullarda ağırlanırdı...

Misafirhane ya da otel ve pansiyon şansından yoksun olan alt gelir düzeyliler, püfür püfür esen ağaçların altında çadırlar kurarlardı... Hiç değilse, günü birlik pikniğe çıkarlardı...

1955'ten sonra Trodos bu albenisini yitirmeye başlar... Nedeni, değişen siyasal koşullar... Trodos'taki uçsuz bucaksız ormanlık ve mağaralı alanlar, EOKA'nın temel sığınma mekanlarına dönüşünce, oralarda tehlike kol gezmeye başlar...EOKA militanları İngiliz askerleri tarafından izlenmekte ve kanlı çatışmalar olmaktadır... Öldürülen EOKA'cıların öldürüldükleri yerlere şimdi mütevazı anıtlar dikilmiş...

Kıbrıs'ın o müthiş tehlikeli yıllarında, Trodos yaylalarında kim vurduya gitmek istemeyen insanların ister istemez deniz keyfini keşfetmesi, işte böyle tetiklenir...

* * *

Kuşkusuz ki bugünün Trodos'u, 50'li yıllardakinden çok farklı ve zenginleştirilmiş bir albeniye sahip... Kıbrıs'ın siyasal tarihinde de ünlü bir yeri olan Cikko Manastırı'na kadar tırmanıp oradan geriye dönerken, dağ turizminin en güzel örnekleriyle yüzleşiyoruz...

Yerlilerin yanı sıra her ırktan binlerce insan, aşağılardaki dayanılmaz ağustos sıcağını zerrece duyumsamadan bitmez tükenmez bir yeşillik ve oksijen denizinde, güzel bir günün keyfini çıkarmakta... Kebap dumanlarının savrulduğu restoranlar ve piknik alanları o denli kalabalık ki, öğle yemeği için zor yer buluyoruz. Küçüklü büyüklü oteller cıvıl cıvıl... Zenginleşme kaynağını kendi bünyelerinde oluşturmayı başaran şirin dağ köylerinin içinden geçiyoruz: Yeraces, Miliku, Pedula, Mudulla, Prodromo, Kakopetria, Platres ve Cikko...

Çevresinde dinsel bir turizm patlaması yaşatıyor Cikko Manastırı... Tahminimden daha görkemli... Bizans devrinden kalan ve bir Ortodoks müzesine dönüştürüldüğü 1995'ten bu yana esaslı bakımdan geçirilen manastıra yüzlerce ziyaretçi girip çıkmakta... İri bağış kutuları paralarla dolup taşmakta... Siyah cübbeli papazlar, ziyaretçilerin gönüllü rehberi...

Paha biçilmez dinsel fresklerle donanmış taş duvarlar arasında gezerken, manastırın 1000 yıllık tarihinin içinde dolaştığınızı buhurdan kokuları arasında duyumsarsınız... Bu manastırda yetiştirilen ve Kıbrıs'ın yakın tarihine damgasını vuran Başpiskopos Makarios'un parlak tavanlı mezarı, Cikko Manastırı'na hakim bir tepenin üzerinde...

Bir zamanlar EOKA'nın gizli sığınağı ve silah deposuydu bu manastır... Manastırın yanı başında inşa edilmekte olan iki katlı motel, buraya dönük ziyaretçi akınının ne denli yoğunlaştığının göstergesi... Manastırın çevresinde otantiğin pazarlandığı bir çarşı oluştu... Komşularımız dinsel objeleri bile gelir getiren bir turizm sektörüne dönüştürmüş...

Trodos'un serin ortamında saatler boyu gözlemci bir gezinti yaparken çevre temizliği ve bakımı neden dikkatimi o denli çekti ve beni duygulandırdı?.. Bizim çevre rezilliklerimizin içinden süzülüp, bir çevre cennetine ulaşmak mıydı bunun esas nedeni?..

Hiçbir etnik kaygı taşımadan herkese öneririm bir Trodos gezintisini... Sadece keyif almak için değil, ders almak için de gerekli böyle bir gezinti...

   523 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Kasım 2008, Pazar   GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...
22 Kasım 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
21 Kasım 2008, Cuma   VAHŞİ BATI'NIN GECESİ: KIZILDERİLİLER GELİYOR!..
20 Kasım 2008, Perşembe   YİNE AYLARDAN KASIM MİROĞLU...
19 Kasım 2008, Çarşamba   Ondokuzuncu delik!..
18 Kasım 2008, Salı   Alternatif enerji projesine savsaklama!...
17 Kasım 2008, Pazartesi   AYIP!.. BÖYLE ORGANİZASYON OLUR MU?..
16 Kasım 2008, Pazar   ELVEDA MUTALLO...
15 Kasım 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
14 Kasım 2008, Cuma   Yağmurun altındaki o unutulmaz ve muhteşem dans...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.6699 1.6817
1 STERLİN 2.4983 2.5169
1 EURO 2.1017 2.1165



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

YURT SEVGİSİ

Ali Baturay

İLLA Kİ YAPANIN YANINA KALSIN

Hasan Hastürer

Özker Hoca, "Bundan sonra?" diye s...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı Çizgili Yıllar(50)...

Akay Cemal

Yarım yüzyıldan sonra dükkânı kapatıyorsa....

Ahmet Tolgay

GECİKEN BİR YEMEKTE NAİL ATALAY'LA...

Bilbay Eminoğlu

Merkezi Cezaevi yanardağ gibi!

Omaç BAŞAT

Lige merhaba

Hüseyin EKMEKÇİ

Londra'da öğretmen...

Dilek ÇETEREİSİ

Başbakan "çak" yaptı,Ekenoğlu gürl...

Aysu Basri

SUÇLU KİM?

Emin AKKOR

Karşı duruşun sebebi, güvensizlik

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Global Eğilimler 2025

Oğuz Metiner

Hac mevsimi dolayısıyla

Harid Fedai

Şehir Mektubu





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital