|
Müzikal dram REMBETİKO ile o muhteşem açılış... Ve 6. Kıbrıs Tiyatro Festivali ikinci haftasına girdi. Bu akşam İstanbul Şehir Tiyatroları'nın büyük prodüksiyonu YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE oyunu sunulacak...
REMBETİKO'nun sunumundan önce konuşan Yunanlı yazar ve yönetmen Kostas Ferris, oyununun T. C. Devlet Tiyatroları tarafından sahnelenmesinden dolayı yaşadığı duyguları titreyen bir sesle yansıtırken, Genel Müdür ve Genel Sanat Yönetmeni Lemi Bilgin'e dönerek "Onun gibi 10 kişi daha olsaydı dünyanın hali değişirdi" dedi...
REMBETİKO'yu bir duygu seli içinde sürüklenerek izledikten sonra ben de diyorum ki, "Çözüm, çare, barış, kardeşlik ve esenlik arayan dünyamızın Kostas Ferris gibilere de büyük gereksinimi var. Keşke şu huzursuz dünyamızda Ferris gibi 10 kişi daha olabilseydi..."
* * *
T.C. Devlet Tiyatroları'nın REMBETİKO gibi barışçı mesajlarla yüklü bir oyunu sahnelemesi ve hele bu oyunu Kıbrıs gibi özel duyarlılıkları olan bir coğrafyaya taşıması gerçekten önemli bir olay... Aynı zamanda sanatın nelere kadir olduğunun vurgusu var bu olayda... Politikanın anlatamayacaklarının kesin ifadesi sanattadır... Politikanın açamayacağı nice paslanmış kapının anahtarı da sanattadır...
Kostas Ferris tarafından yazılan ve yönetilen REMBETİKO, Türk kurtuluş savaşında İzmir'in Yunan işgalinden kurtarılmasından başlayarak bir tarih yolculuğuna çıkarıyor izleyicilerini... Döndükleri anavatanları Yunanistan'da kendilerine "Rembetler" denilerek aşağılanan bir grup göçmen müzisyenle çıktığımız bu acıtan yolculuk, ikinci dünya savaşının ve Yunan iç savaşının alevleri içinden de geçmekte...
Lozan'da mübadele anlaşması imzalanınca, Yunanistan'dan 5-6 bin Türk göçmene mukabil bir buçuk milyon Anadolu Rum'u Yunanistan'a göç eder. Kimilerinin "mübadil" de dedikleri bu insanlar, ister Rum, ister Türk olsunlar, yerleştikleri yerlerde acılarla örülü bir yabancılaşmayı yaşarlar uzun süre.... REMBETİKO oyunu, bizi sadece Anadolu göçmeni Rumların değil, tüm göçmen ve mültecilerin evrensel dramlarıyla yüzleştirdi...
Yüzyıllar boyu edindikleri kültür dolayısıyla kendine özgü bir yaşam tarzı vardır mübadil Rumların... Türk, Yunan ve Anadolu'nun antik kültürü ile Hıristiyan ve İslam geleneklerinin harmanladığı bu tarz, adına "Rembetiko" denilen bir folk oluşturmuştur... O günlerdeki Yunanistan nüfusu 2 buçuk milyon... Bir buçuk milyonluk bir "Rembet" topluluğunun Yunanistan nüfusuna pompalanması siyasal, ekonomik ve kültürel düzende sarsıntı yaratır... Türk ve Yunan ezgilerini birleştiren ve özbeöz Anadolu kültürü olan Rembetiko müziği ve danslarıyla bezenen bu oyun, mübadillerin o sarsıntılı ortamlarda yaşadıkları acılı dışlanmışlıkları, şarkılarının ve enstrümanlarının nasıl yasaklandığını, kapatıldıkları gettoların ve müzikhollerinin ırkçı ve faşist bir anlayışla nasıl yakıldığını sergilemekte... Baskılara dayanamayan ve kendi içlerinde de sorunlar yaşayan Rembetlerin kurtuluşu, Amerika'ya doğru yeni bir göç yolculuğuna çıkmaktadır... Bir kısmı bunu başarsa da, köklerinden uzak yeni yaşam ortamlarının da, daha başka acılar içerdiğini göreceklerdir...
* * *
Geçen haftanın ikinci oyunu, perşembe ve cuma geceleri hıncahınç dolu salonda sahnelenen DOSTLAR TİYATROSU'nun SİVAS 93'ü idi... Ünlü tiyatrocu Genco Erkal'ın yazıp yönettiği oyun, 1993'te halk ozanı Pir Sultan Abdal'ı anmak adına Sivas'ta düzenlenen geleneksel şenlikler sırasında yaşanan trajediyi belgesel bir sunumla anlatmakta... Şenliklere katılan sanatçı ve aydınların kaldığı Madımak Oteli'nin saldırgan gruplar tarafından yakılması... Ölümler, yaralanmalar, yüreklerde ve belleklerde kalan derin izler... Atatürk Cumhuriyetini, doğduğu yerde boğmaya yönelik köktendinci bir kalkışma.. "Eyleme geçen cehalet kadar hiçbir şey korkunç olamaz..."
Genco Erkal o unutulmayacak müthiş Sivas saatlerini, olayın hukuksal sürecini ve politik boyutlarını topladığı belgelere dayanarak oyunlaştırdı... Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için Sivas'la mutlaka hesaplaşmak gerektiğine parmak basıyor Erkal... Türkiye'nin bugünkü ortamında böyle bir oyunu sahnelemek alkışlanmayı hak eden bir cesaret... Erkal, "Benim uydurduğum hiçbir şey yok bu metinde. Hepsi belgelere dayanıyor. Her satırın kaynağını gösterebilirim. Üzülerek söylüyorum, izlenenlerin hepsi gerçek" diyor... SİVAS 93 bağnazlığıyla yüzleştirilmek, tüylerimizi diken diken etti gerçekten...
Ve bu akşam... Orhan Asena'nın yazdığı ve Nedret Denizhan'ın yönettiği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nın sunacağı YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE oyunu... İzleyebilmek için sabırsızlanıyoruz... Osmanlı İmparatorluğu'nun yükseliş döneminde yaşananlardan tarihsel bir kesit... Saray entrikaları, Osmanlı töreleri, iktidar hırsları, çıkarcılıklar ve ikiyüzlülükler... Tüm bunlar, gösterişli bir tarih dekorunda, Orhan Asena gibi, bu tarzın uzman kalemi tarafından irdeleniyor bir kez daha... Oyunun kahramanları Osmanlı tarihinde derin izler bırakmış portreler: Kanuni Sultan Süleyman, Hürrem Sultan, Bayezit, Sokullu Mehmet, Mihrimah Sultan, Lala Mustafa, Rüstem Paşa, Ahmet Paşa, Düzmece Mustafa...
Hepsi de "Ya devlet başa, ya kuzgun leşe" diyerek yürütüyorlar acımasız törelerini... Muhteşem Osmanlı dekorunda bir korku ve güvensizlik fırtınası...
|