Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Maaşlar yargıda! [2]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]



KADINSIZ SİYASET... (2)

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Ekim 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

 Bir ülkede kadının sosyal ve siyasal yaşamdaki konumu o ülkenin ve toplumun gelişmişlik düzeyinin de göstergesidir.

   Bizim ülkemizdeyse durum biraz daha farklı... Aslında pek de ataerkil olduğu söylenemeyen aile yapımızla, kadınların iş ve sosyal yaşamın hemen hemen her alanında aktif ve ön planlarda oluşunu göz önüne aldığımızda, neden siyasal yaşamda da aynı eşit dağılımın olmadığı üzerinde düşünmemiz gerekmiyor mu?..

   Ben alışılagelmiş söylemlerden farklı olarak bu konuda sadece parti politikalarını ve de ataerkil zihniyeti suçlamayı düşünmüyorum... Eğer hatalı bir toplumsal paradigma varsa bunun düzeltilmesi her iki tarafın da sorumluluğundadır. Çünkü Kadınların birçoğunun bu konudaki istem ve çabalarında yöntem hatası yapmakta olduklarını düşünüyorum.

   Sivil toplum örgütlerindeki başarısı, konuşma becerisi, girişkenliği,  düşünce ve çare üretmedeki yeteneğiyle dikkati çeken, kariyer sahibi,  üstelik de yazarlıkta isim yapmayı başarmış  bir bayan arkadaşım, kendini siyaset arenasına  çekmeye çalışanlara kararlılıkla direniyor... Siyaset önerilerini neden geri çevirdiğini sorduğumda aldığım yanıt şu oldu:

   "Kadının siyasete katılması aslında toplumsal bir bilinci ve kültürü gerektirir. Bir kadın anne olmak zorunda. Dünyanın en zor işi bu... Çalışmak zorunda... Ve iş yerinde tüm engellemelere karşın başarılı olmak zorunda. Mesleğinin yanı sıra  evinin düzenini, mutfağını ve çarşı işini de yapmak durumunda. Kadının bir başka önemli misyonu da kocasının arkasında dimdik durup onu toplumda başarılı göstermek ve mutlu bir yuva sahibi olduklarını kanıtlamak... Lütfen söyleyin bana, kadın bunlardan hangisini eksik bırakabilir. Ve kadın bizim koşullarımızda politika yapacak!.. Erkeklerin dünyasında, köy kahvelerinde, erkekler arasında erkekleşecek!.. Bence erkekleşmeye karşı gelen kadın politikaya asla genel anlamda katılamayacak.. Kadın yumuşaktır, şefkatlidir, sevgi doludur, duyarlı ve düşüncelidir. Ve en önemlisi koruyucudur...Bunların hangisinin politikada yeri vardır?.. Günümüz politikası 'ben, hep ben ve her şeye rağmen ben' felsefesine yaslanır. Bunlar kadın ruhuna ters düşen, kadını mutsuz eden öğelerdir..."

                                    *    *    *

   Bu ilginç kadıncıl değerlendirmeden sonra ben yorumumu yine şöyle sürdüreyim:

   Öncelikle 'Siyasette kadın temsiliyeti' ve  'kadın gözüyle siyaset' gibi ifadeler kadınlarımızın farkında olmadan kendi önlerine koydukları tuzaklardır... Binlerce yılın şartlanılmışlığı ve ezberlenmiş rollerin etkisiyle hedefi baştan küçük tutarak kendi kalelerine gol atmaktadırlar...

   Oysa söz konusu olan kadının değil bütün toplumun demokratik ölçülerde, adil temsiliyetidir...

   Bir araya toplanıp yakınarak veya kadın hareketleri oluşturarak hiçbir yere varmak mümkün değildir... Bu sadece ayrışmayı körükler. Temel sorun da budur... Şu ayrışma durumu...

   Doğu toplumlarına has "haremlik" ve  "selamlık" anlayışını önce zihinlerden sonra da pratik yaşamdan çıkarmamız gerekmektedir. Kadınla erkek iş ve aile yaşamında olduğu gibi siyaseti de birlikte omuz omuza yapamadığı takdirde ne kota koymak  ve  ne de diğer kadın hareketleri bir değişim yaratamayacak ve bu durum sorunu daha bir kemikleştirecektir. Eşitlikle ayrıcalık bir arada istenilirse o zaman kimse sizi ciddiye almaz.

                              *    *    *

   Eğer maça çıkılacaksa, aynı yolu yürümek ve aynı çamurlu sahada koşmak gerek... Sizin de üzerinize çamur atılacak, size de çelme takılacak siz de düşüp kalkmayı ve maça devam etmeyi bileceksiniz...

   Kadınlarımızın her zorluğun üstesinden gelebilecek manevi güce sahip olduğuna inanıyorum... Eğer aynadaki görüntü size istediğiniz şekilde yansımıyorsa değişiklik yapmanız gereken ayna değil, önce kendiniz olmalıdır...

   İşe mağara döneminin alışkanlık ve politikalarından vazgeçerek başlanılmalıdır... Tek sorun kadınla erkeğin birbirine bakış tarzıdır... Kişiler karşısındakini önce "insan" olarak algılamayı başardığı zaman, bütün sorun ortadan kalkacaktır...

   O zaman ortak bir dil geliştirilecek,  saygı ve sevgiye daha fazla dayalı,  daha açık bir iletişim kurulabilecektir

   Siyasette kendisine yer verilmesini beklemek ve talep etmek yerine o yeri söke söke almak için çalışan kadınlar, model oluşturarak, tüm hatalı paradigmaların üstesinden gelebileceklerdir düşüncesindeyim.

   Şunu da asla unutmamak gerekir bence: Aklın,  onurun,  yüreğin, ülke ve toplum sevgisinin dişisi ya da erkeği yoktur. Bunlar kadın ve erkek ayırımı kaldırmayan ortak sosyal değerlerdir...   

   562 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...
06 Ocak 2009, Salı   KÜLLERDEN YENİDEN DOĞMAK...
05 Ocak 2009, Pazartesi   İKİ MEKTUP: SU ARITIM PROJESİ VE GENÇLİK SORUNLARI...
04 Ocak 2009, Pazar   ŞEKEROĞLU'NUN ŞEKER GİBİ YAPITLARI...
03 Ocak 2009, Cumartesi   LAFORİZMALAR
02 Ocak 2009, Cuma   ...VE TANRI KADINI YARATTI...
01 Ocak 2009, Perşembe   NEREYE GİTTİ GÜZELLİKLERİMİZ?..
31 Aralık 2008, Çarşamba   O RENKLİ İNSAN MANZARALARIMIZ...
30 Aralık 2008, Salı   AVUSTRALYA...
29 Aralık 2008, Pazartesi   YILIN ASPARAGASI!..



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital