|
"Adımı saklı tutarak köşenizde yayımlar mısınız?"
Bu nazik rica, bir bayan öğretmenden gelen ve beni bu yazıyı yazmaya yönelten elektronik postadaydı...
Bayan öğretmenin mektubunu sunmadan önce, vurgulamam gerekenler var:
Mektubu okuduğumda gerçekten etkilendim... Yayımlanmayacak gibi değildi... Neden yayımlamayım ki?.. Ben dahil, pek çok sanat severimizin duygularına tercüman olan satırlar bunlar...
Dahası şunu da belirtmeliyim: Bu köşede sanat ve kültür adına en çok yazı yazanlardan biri olduğum halde, mesajda sözü edilen etkinliğin davetiyesi bana da ulaştırılmadı...
Medyada yeterli duyuru da yapılmadı...
Böyle bir etkinliğin düzenlendiğini de, iş işten geçtikten sonra işte o bayan öğretmenin mesajından öğrenebildim ne yazık...
Yetkililerin duyarsızlığı yüzünden çok başarılı bir sanat performansı, maalesef boş koltuklara sunuldu... O performansı sunan değerli sanatçılara karşı da affedilmez bir ayıp bu...
Sanatçılar büyük bir uğraşın emeği olan gösterilerini boş koltuklara sunmak için mi hazırlarlar?.. Onların tek beklentisi, kalabalık bir izleyici topluluğu ve o topluluktan gelecek alkışlardır...
* * *
KKTC'nin kuruluş yıldönümü dolayısıyla tasarlanan etkinliklerden biri de Cem Kafkas konseriydi...
Bu konser medya aracılığıyla topluma duyurulabildiğinden, o gece salon hıncahınç doluydu... Davetiye falan düşünmeden insanlarımız konsere akın etti... İlgilerinin karşılığını da, doğrusu enfes bir sanat şöleniyle aldı Türk Sanat Müziği tutkunlarımız...
Oysa 14 Kasım Cuma gecesi sunulan GÜLDESTAN balesi halka yeterince duyurulmadığından, üstelik davetiye dağıtımı da doğru dürüst yapılmadığından, sanatseverlerin katılımından yoksun kaldı...
Sanat ve kültür adına büyük talihsizlik...
Bu arada sevgili Cem Kafkas, izlemekten mutlu olduğum konserinde yine her zamanki gibi şahaneydi... Toplumumuzun sinesinden çıkan ve yeteneğini aldığı eğitimle geliştirerek Türk Sanat Müziğini bu denli başarıyla icra edebilen bu genç sanatçımız, onur kaynağımızdır...
Şarkılarını bir duygu seli içinde, izleyicileriyle birlikte seslendirdi Sevgili Cem... Programının sonunda halkın yoğun alkışları nedeniyle sahneyi terk edemedi... Programında olmayan şarkıları da sundu... Kendisine eşlik eden saz topluluğu ise kelimenin tam anlamıyla profesyoneldi...
Değerli sanatçımızın, Kıbrıslı besteci Gültekin Çeki'nin ölümsüz eseri "Eski Dostlar" şarkısının eşliğinde etkinliğin ev sahibesi konumundaki Oya Talat'ı dansa kaldırması, gecenin anlamını zenginleştiren çok zarif bir jestti...
Konserinde Kıbrıslı bestecilerin birbirinden güzel eserine de yer veren Sevgili Cem'i gönülden kutlar ve genel arzuya uyarak konserlerini sıklaştırmasını dilerim...
* * *
Bu satırları yazmama vesile olan okuyucu mektubunu teşekkürlerimle birlikte sunuyorum şimdi:
"14 Kasım Cuma gecesi tesadüfen eşsiz bir gösteri izledik... Ama maalesef koltuklar boştu. Davetiye bulamayan birçok şanssız arkadaşım salonda yer olmadığı düşüncesiyle bu güzel gecenin coşkusunu paylaşmaktan yoksun kaldı.
GÜLDESTAN, 'İstanbul Devlet Opera ve Balesi' imzalı müthiş bir müzik ve dans şovuydu. Yoğun bir iş gününde, tamamen rastlantı sonucu elime geçen 2 davetiyeyi alıp bir dans tutkunu olan 6.5 yaşındaki kızımla birlikte izlemeye gittim.
Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla yapılan organizasyonun bir parçası olan bu gecenin davetiyeleri nasıl dağıtıldı?.. Koltuklar neden bomboştu?. Bu davetiyelere ulaşabilmek için mevki sahibi mi olmak gerekiyor? Davetiyeler neden el altından ve gizlice dağıtılıyor?. Biz sıradan insanların ve devlet çalışanlarının baleden anlamadığı mı sanılıyor? Yoksa bu dönemde sınıf farkı mı gözetiliyor?
Devletimizin kültüründen ve o geceki organizasyondan sorumlu yetkilileri bizi aydınlatırsa mutlu olacağım... Saygılarımla... 'Afet', öğretmenin biri."
|