|
* Talat'la Hristofyas bu ara oldukça muhabbetliymişler...Aman ha!.. Çok muhabbet tez ayrılık getirirmiş; ona göre...
* Merhum Zeki Müren'in o şarkısını güncelleştirecek muhabbetlere şapka çıkartılır: "Bir muhabbet kuşu da ben olurum / Sev diye, sev diye sen..."
* Hristofyas'ın bozguncu Rusya manifestosunden sonra muhabbet durumları ne merkezdedir acaba?..
* Manifesto'nun gölgesinde muhabbet kuşları nasıl öter, hep birlikte göreceğiz...
* Kavgacı milletvekillerimiz yine Meclis'i Vahşi Batı'ya döndürdü... Bu platonun yönetmeni kim?.. John Ford mu, yoksa Sergio Leone mi?..
* Meraka mucip olanlar: Meclis'teki Vahşi Batı filmleri spagetti western mi, yoksa Hollywood western mi?.. Kızılderili rollerini kim, kovboy rollerini kim oynamakta?..
* Bu ülkede tez elden kriz masaları kurulacağına, her yanı dolduran keriz masalarıyla idare ediyoruz...
* Çevre Bakanımız Mustafa Gökmen, "Damdan düşenin halini ancak damdan düşen bilir" dedi. Sayın Bakan'ın hiç damdan düşmediği bizi çevre sorunlarıyla boğuşmaya terk etmesinden de belli...
* En iyisi "Damdaki Kemancı" gibi olmak... O kemancı hiç damdan düşmez!.. Gökmen, "Mahşerin Atlısı"ndan sonra bir de "Damdaki Kemancı" karakterini denemeli...
* Sayın Mustafa Gökmen; ülkemizi alıp götürmekte olan çevre canavarlarına karşı bir şeyler yap ki, ikinci MUSTAFA filmini de sizin için biz çekelim!..
* Rum Hükümeti'nin KKTC'nin kuruluş yıldönümünde gösteri yapacak olan öğrencilerin izinli sayılacağını açıklaması, barış ve çözüm çabalarına indirilen kışkırtıcı darbelerden biriydi...
* Bir mum diğerini yakmak için kullanıldığında hiçbir şey kaybetmez...
* "İrmik var, şeker de var, niye helva yapmazsınız?" diyen Nasreddin Hoca günümüzde yaşamış olsaydı "Güneş var, rüzgar da var, neden enerji üretmezsiniz?" diye sorgulayacaktı...
* Rüzgar eken fırtına biçmez, enerji biçer...
* Okuyucu mesajı, teşekkürlerimle: "Ahmet ağabey; sen yakana dek o ağıtını zavallı Mutallo'ya, Mutallo olalı böyle bir ağıt yakılmadı. Artık yerle bir olsalar da gam yemezler... Ne Mutallo ve ne de Mutallolu'lar."
* Aşkın ayakları yere basmaz... Bastığında, yangına basmış gibi biter!..
* Fıkra: Topladığı vergilerle milletin anasını ağlatan bir maliye bakanı Karadeniz'deki kasabaya girmek üzeredir. O sırada bisikletini yolda park eden Temel kahveye doğrulurken, polis arkasından seslenir: "Hey bisikletini al oradan maliye bakanı gelecek." Temel umursamazcasına yanıt verir: "Bişi olmaz bisikletume da, kilitledum oni!.."
* Anlamsız ve sıradan bir ölümü beklemektense uğruna ölünecek Leyla'yı bulduğunda gerçek şövalyeler gibi ölüver gitsin... Aşk uğruna ölümün efsane olsun ve "aşk olsun" dedirtsin...
* Devran o devran ki, uğruna ölünecek Leyla'yı mumla arasanız zor bulursunuz artık...
* "Söz ola kese başı / Söz ola kestire başı / Söz ola zehirler aşı / Yağ ile, bal ile ide bir söz..." (Teşekkürler Mesut Günsev)
* En hakiki mürşitin Hurşit olduğu dönemleri yaşıyoruz...
* "Sis yelpaze ile dağıtılmaz..." Japon ata sözü.
* Kent Üniversitesi, güvenilebilecek insanın yüzünü bilgisayarda üretti. Güvenilir insan kalmadı ki, vesikalık fotoğrafı çekilsin!..
* Tarihi salaklıklar: "Gilette" Şirketi 1902'de güvenli jilet satmaya başladığında yüzlerce erkek bunlardan alır. Sonra da bu jiletlerin sakallarını kesmediğinden yakınarak çöpe atarlar... "Gilette" yetkilileri araştırma yaptıklarında, mutsuz müşterilerin tıraş olmadan önce jiletin sarıldığı ince kağıdı çıkarmadıklarını belirlerler!..
* Ve rubai... Ömer Hayyam'dan: "Kör cehalet çirkefleştirir insanı / Suskunluğum asaletimdendir. / Her lafa verecek bir cevabım var elbet / Lakin bir lafa bakarım laf mı diye / Bir de söyleyene bakarım adam mı diye..." (Üstüne alınan varsa, alınsın.)
|