Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



ŞEYTANLAR İLE MELEKLERİN SAVAŞI

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Nisan 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın Lokmacı barikatından geçip Kıbrıslı Türklerin deyimi ile Uzun Yol, Kıbrıslı Rumların isimlendirmesiyle Ledra Caddesi'nde yürümesi, sıradan Rumlarla sohbet etmesi, alışveriş yapması ve bir cafeye oturup dondurma yemesi şeytanlar ile meleklerin savaşına dönüştürülmek istenen Kıbrıs sorununda yeni bir aşamaya yol açar mı?

Önce şeytanlar ile meleklerin savaşını ele almak gerekir galiba.

Kıbrıs sorununa damgasını vuran eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Rum kamuoyu nezdinde "şeytanlaştırılmış" bir politikacıydı.

Hoş, Sayın Denktaş'ın "Rum halkı tarafından iyi görünme" gibi bir derdi hiçbir zaman olmadı ama Rum propaganda sistemi olup-bitenin sorumluluğunu Denktaş'a yükleyip mağdur ve zarar gören taraf imajını oluşturdu.

Kıbrıs'ta bütün kötülüklerin kökeninde Denktaş vardı ve onu destekleyen Ankara.

Bu şeytanlaştırma politikası yıllarca sürdü.

Ta ki Annan planı ortaya çıkana ve referandum sürecine kadar.

Kıbrıs sorununun pratiğinin ele alınması, temel sorunlarda kimin ne istediğini ortaya çıkardı.

Ve bu ortaya çıkış, muhalefetin yükselmesiyle birlikte Mehmet Ali Talat'ı siyaset sahnesine çıkardı.

Talat, Bürgenstock zirvesi ve referandum sürecinde inisiyatif alıp Kıbrıs Türk tarafının çözüm planı çerçevesinde barış istemlerinin temsilcisi durumuna yükseldi.

Referandumların olumsuz sonuçlarına yani Kıbrıs'a barışı getirmemiş olmasına karşın Kıbrıs Türk tarafı Talat'ın kimliğinde barış isteyen taraf olarak tescillendi.

Hem Birleşmiş Milletler, hem Avrupa Birliği ve hem de dünyanın geri kalan güçleri tarafından.

Rum propaganda mekanizması "şeytanını" kaybetmişti, sürekli olarak geriliyordu, kaybediyordu ve Denktaş'ın yerine koyacakları yeni bir şeytana ihtiyaç vardı.

Papadopulos döneminde Talat'ın Rum kamuoyunda oluşan imajını yıkmak için olağanüstü çaba sarfedildi.

"Talat'ın Denktaş'tan farkı yoktur" sloganı ortaya atıldı. Talat'ın (taktik hata sonucu) yaptığı sert veya çeşitli yönlere çekilebilir açıklamalar kullanıldı ve "gördünüz mü aslında her ikisi de aynı şeyi istiyor" denildi.

Bu kez hedefte Talat idi ve amaç onun şeytanlaştırılmasıydı.

Peki bu operasyon başarılı oldu mu?

***

 

Bu köşenin düzenli okurları biliyorlar ki "Talat Güney'e geçmeli ve her düzeyde Rum ile temas yapmalı" görüşünü düzenli olarak savunuyordum.

Aynı şeyin o dönem Meclis Bakanı olan Hristofiyas tarafından da yapılmasını öneriyordum.

Öneriyordum çünkü geçmiş kuşaklar Kıbrıs sorununda melekler ve şeytanlar yaratarak güç ve avantaj elde etmeye çalıştılar.

Halkları dışlayan bu tavır Kıbrıs sorunundaki kanın, acının ve gözyaşının kaynağıydı aynı zamanda.

Şimdi iki lider aynı tavrı mı sürdürecekler yoksa çağdaş dünyanın yöntemlerini mi kullanacaklar?

Her ikisine de tavsiye edilen birbirlerini şeytanlaştırmadan sıradan insanlarla da temas kurmalarıdır.

Kıbrıs sorununun acılarını yaşayan insanlar en iyi rehber ve en iyi öğretmendirler aynı zamanda.

Liderlerin halklardan öğreneceği çok şey vardır.

Yeter ki niyet etsinler...

   641 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...
30 Eylül 2008, Salı   HÜKÜMETİN YAŞADIĞI İRONİ
28 Eylül 2008, Pazar   SEVGİLİ TUNCAY...
27 Eylül 2008, Cumartesi   BAYRAM GELMİŞ NEYİME...
26 Eylül 2008, Cuma   DİDİŞMELER...
25 Eylül 2008, Perşembe   TANRININ ELİ
23 Eylül 2008, Salı   UBP'NİN TEMEL SORUNU
21 Eylül 2008, Pazar   İLKGÜNKÜ GİBİ...
20 Eylül 2008, Cumartesi   BİZİM GİBİ KIBRISLILAR...
19 Eylül 2008, Cuma   GÖRMEK İSTEMEDİĞİMİZ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital