Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Her taraf toz duman
Yeşilırmak'ta doğa tahribatı
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Tankerle su taşınmasına komşu öfkesi
Biyologlar Derneği: Kanlıdere kurutuluyor
Kötü kokular içinde, farelerle yaşamak istemiyoruz
AB, Talat ile temas kurmalı
Kıbrıs sorunu gelecek sonbahara kadar çözülmüş olacak
Anastasiadis taviz konusundaki sözlerine açıklık getirdi
Orucun zararı aşırı yemek
Hristofyas: Mülkiyet önemli mesele
Elektrik, yüzde 40 ucuzlamalı
Yamaç paraşütünde dünya klasmanındayız
Talat: AB Kıbrıs meselesinde olumlu rol oynayamaz
Yalova finalde: 3-2
Gollü maç Doğan'ın: 5-4

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

TÜRKİYE'NİN NİYETLERİ ÜZERİNE...

Başaran Düzgün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Nisan 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

2004 yılının 24 nisanında yapılan referandumlardan sonra Rum tarafının yüksek bir oranla Annan planına hayır demesi ve "Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin" kurulmaması kuşkusuzdur ki Kıbrıs sorununun içinde olan veya Kıbrıs sorunuyla ilgilenen tarafları yeni bir tavır almaya sevketti.

Hedeflenen çözümdü ama çözüme ulaşılamamıştı. Çözüme ulaşılması için tavır ortaya koyanlar bu tavırlarını pozisyonlarını güçlendirmede veya yeni pozisyonlar elde etmede kullanacaklardı.

Herkes bunu yaptı.

Türkiye de.

2004 yılında Türkiye için kritik tarih aralık ayındaki Avrupa Birliği zirvesiydi. Türkiye bu zirveye büyük bir önemle hazırlanıyordu çünkü Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki tam üyelik müzakerelerinin başlayıp başlamayacağı bu zirvede belirlenecekti.

Sonuç malumdur.

Bir dizi kriz ve gerginlikten sonra Türkiye'nin Avrupa Birliği ile tam üyelik görüşmelerine başlaması kararlaştırılır.

Türkiye kendisi için tarihi öneme haiz bu dönemeci geçerken Kıbrıs sorunuyla ilgili de kamuoyuna deklere edilmeyen kararlar alır.

Özellikle Türkiye Dışişleri Bakanlığı üst düzey bürokratlarının şekillendirdiği bu yeni kararlar şu eksene oturtulmaktaydı: Rum tarafı Kıbrıs sorununun çözümüne hazır değil. Avrupa Birliği hem Türkiye'yi üye yapmak istiyor hem de Türkiye'nin Kıbrıs sorununu çözmesini talep ediyor. Kıbrıs sorununun çözümü Türkiye'nin üyelik tarihine endekslensin, Türkiye'nin tam üye olacağı günlerde Kıbrıs sorunu çözülsün. ( O zaman Türkiye'nin üyeliği için 15 yıldan bahsediliyordu.)

Türkiye yetkilileri bu planlarını yaptıkları diplomatik temaslarda dile getirmeye çalıştılar.

2006 yılına kadar Avrupalıları "ikna" etmeye uğraştılar.

Kuşkusuz ki başarılı olamadılar.

Çünkü "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin" ve Yunanistan'ın kararlı veto tutumlarının yanı sıra Avrupa Birliği yetkilileri kendileri için bir utanca dönüşen Kıbrıs sorununu daha 15 yıl kucaklarında taşımak istemiyorlardı.

Üstelik Türkiye'nin sadece Kıbrıs sorunu yoktu. Başka sorunlarda da Avrupa Birliği ile gerginlikler yaşayacaktı.

Ve Kıbrıslı Türkler "üyelik tarihinin rehinesi" olmak istemiyorlardı.

Türkiye bu politikasını 2006 yılında değiştirdi. İzolasyonların kaldırılması aracılığı ile Papadopulos'u zor durumda bırakma politikası tek hedef olarak belirlendi ve bunun üzerinde yoğunlaşıldı. Bu politikaya Amerika, Almanya ve İngiltere'nin açık Avrupa Birliği Komisyonu'nun da gizli desteği vardı.

Papadopulos'un değişmesi halinde Kıbrıs sorununu çözmek için yeni bir fırsat ortaya çıkabilirdi.

Nitekim öyle oldu. Papadopulos kaybetti. Yerine gelen Hristofiyas iyi bir başlangıç yaptı ve Lokmacı'nın açılmasıyla birlikte teknik komitelerin süratle kurulmasını sağladı. Şimdi teknik komiteler çalışmaya başlayacak. Ardından da liderler nihai pazarlığa girişecekler.

Tüm bunları niye yazdım?

Tüm bunları yazmamın nedeni Türkiye ile ilgili yapılan değerlendirme ve analizlerdeki sığlıktır.

Özellikle Rum tarafının yeni Başkanı Hristofiyas'ın analizleri derin bir sığlık içermektedir.

Hristofiyas "çözümün ipi Türkiye'nin elindedir" diyerek aslında inisiyatifi kendi eliyle Türkiye'ye veriyor.

Türkiye'nin atacağı adımları peşinen kabullenmiş oluyor.

Annan planı sürecinde yaşananlar veya perde gerisinde meydana gelenler bize çok iyi göstermiştir ki Türkiye, garantiler ve güvenlik ile deregasyonlar dışında her konuyu pazarlık masasına yatırabilir.

Pilatus'un gölgesinde isimli kitabımda kişileri ve olaylarıyla birlikte Bürgenstock'ta yaşananlardan anlatıldığı üzere Türkiye yüzde 20 toprağı da teklif edebilir Karpaz'da bir Rum kantonu oluşturulmasını da.

Hristofiyas garantiler, güvenlik, çözümden sonra bir miktar (650) Türk askerinin kalması ve "yerleşiklerden" 40 bininin yeni kurulacak devletin vatandaşı olacaklarını çok iyi biliyor.

Annan planı kuşkusuz ortadan kalkmıştır ama bu parametreler nerdeyse tarafların uzlaşma noktasına dönüşmüştür.

Bunları bilen Hristofiyas şimdi niye Türkiye'nin niyetleriyle ilgili hemen hergün kuşku belirtme taktiği izlemektedir?

"Türkiye'yi iyi analiz edemeyenler halkımızı mahvedecekler."

Bu tespit, Rum Yönetimi eski Başkanı Glafkos Klerides'e aittir ve Papadopulos için söylenmiştir.

Umarım Hristofiyas için de söylemez...

   591 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Eylül 2008, Pazar   FARKLILIK YARATABİLME ADINA...
06 Eylül 2008, Cumartesi   KIBRIS TV VE YENİ DÖNEM
05 Eylül 2008, Cuma   OKUYUCU GÖRÜŞLERİ
04 Eylül 2008, Perşembe   STATÜKONUN YIKILDIĞININ İLANI
03 Eylül 2008, Çarşamba   UBP'Yİ YÖNETEN ZİHNİYET
02 Eylül 2008, Salı   İKİ OLAY VE BİR MANTIK
31 Ağustos 2008, Pazar   KİŞİSEL TARİHE YOLCULUK (VE BİR HAKKIN TESLİMİ)
30 Ağustos 2008, Cumartesi   BEKLEN(EN)MEYEN KRİZ
29 Ağustos 2008, Cuma   VAMIK HOCA'DAN YANIT (BİR BİLİM İNSANININ GÖZYAŞLARI)
28 Ağustos 2008, Perşembe   DOGMALAR VE KLİŞELER



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

FARKLILIK YARATABİLME ADINA...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Tiyatromuza yaşam verenleri hep ayakta alk...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Hristofyas'ın tavsiyelerine bu halkın ...

Ahmet Tolgay

Okunması gereken "Kıbrıslı" bir ki...

Bilbay Eminoğlu

Eski insanlarımız

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Normal doğum mu? Sezeryan mı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Futbol diplomasisi

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Veee Renkler...

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital