|
Adam kazada ölmüş.
Sırat köprüsünden geçmiş, günahları ağır basmış, Azrail kolundan tutmuş, cehennemin kapısına dayamışlar.
Cehenneme giriş-çıkışlardan sorumlu zebani elindeki deftere bakmış ve;
- Kusura bakmayın buradaki kaydınızı bulamadık, sizi içeriye alamayız" demiş.
Adam heyecanlanmış. Tam yüzünde mutluluk tebessümü belirecekken Azrail devreye girmiş:
- Zebani kardeş, yapma böyle şakaları, inandı garibim...
***
Birileri de bizi inandırdı galiba.
Bu dünyada kaydımız yok ya.
Yaşadığımız bu küçücük toprak parçasında istediğimizi yapma, istediğimizi söyleme, istediğimiz gibi davranma hakkımız olduğunu sanıyoruz.
Nasıl olsa kaydımız yok.
Uluslararası hukuk hak getire, evrensel kurallar ötede dursun, bilimsel gerçekler de neymiş?
Varsa yoksa "haklarımız" ve "çıkarlarımız" var.
Gerisi vız gele-tırs gide...
***
Her gece yattığında Tanrı'ya yalvarmış:
- Tanrım ne olur, bana son model bir bisiklet gönder. Tanrım ne olur benim de bir bisikletim olsun.
Bu yakarışlar yıllarca sürmüş. Ama beklediği bisiklet gelmemiş.
Sonra gitmiş kentin en iyi bisiklet dükkanındaki en güzel bisikleti çalmış.
Ve her gece yattığında Tanrı'ya dua etmiş:
- Tanrım ne olur günahlarımı bağışla, tanrım ne olur günahlarımı affet.
Şimdi bizim buralarda geçerli mantık bu galiba.
Doğru işler yapmak için değil, yanlışlardan kurtulmak için uğraşıyoruz.
***
Adam cehennemden firar etmiş.
Cennetin kapısını aralayıp içeri bakmış.
Yüksek şelalelerden sular akmakta, çimenler arasında kelebekler uçuşmakta, millet, elinde içki şişeleri kafayı çekip çekip hurilerin peşinde koşmakta.
Haset ve kıskançlıkla sormuş: Mutlusunuz ha?
Bir elinde şişe bir elinde bade çimenlerin üzerinde keyif yapan adam yanıtlamış:
- Mutluluk nerde. Bu gördüğün şişenin dibi deliktir, şelaleler camdandır, kelebekler çaputtan, huriler naylondan. İstersen gel yer değiştirelim.
Firari adam gerisin geriye cehenneme dönmüş.
Kalkındığımıza ilişkin nutukları dinleyince hep bu fıkra gelir aklıma.
Bir yanda sahte cennet, diğer yanda cehennem.
Hangisini tercih edersiniz?
|