|
Güçten kaynaklanan yanlışı yapanların bir başka ortak özellikleri kendileri merkezli siyaset yapmalarıdır.
Parti, toplumdan, kendileri de partiden değerlidir. Parti büyürken başarı onlarındır, parti küçülürken ise suçlu onların dışında herkestir.
Bizim siyaset dünyamızda yıllarca bu böyle gitti.
Benim yazdıklarım vatandaşın da gördüğüdür. Halk diliyle vatandaş gonnora yemiyor.
Hangi parti bu bağlamda kendini toparlarsa en az kayıpla kendini toparlama sürecine girecek. Tam tersi hangi parti inatla aynı yoldan giderse bedelini çok ağır ödeyecek
2005 Genel Seçimleri öncesinde YDÜ'de demokrasi konularının ele alındığı bir günlük panel zinciri olmuştu.
Dikkatlerin iç politikaya ve özellikle seçimlere yoğunlaştığı dönemde o tartışmalar oldukça yüksek ilgi görmüştü.
Ben de konuşmacılar arasındaydım.
Partilerin, "Tek başına iktidar" nutukları attığı o günlerde, "Siyasi partilerin gücü oranında zarar da verdiğini unutmayın" demiştim.
* * *
Bizde siyasi partiler en uç, pürüzsüz hizmet konumu olarak tek başına iktidarı işaret eder.
Bu aslında koalisyon günlerinde başarısızlığa kılıf takılmasıdır.
Bir göz atın ya da anımsayın... Bizde ciddi anlamda koalisyon hükümeti var mı? Tek kelimeyle yanıt vereyim, YOKTUR.
Koalisyon hükümeti kurulurken ortaklar bakanlıkları alıp, kendilerine ait kurtarılmış bakanlık sınırlarını belirler.
Ortak partilerin her biri kendi kurtarılmış bölgesinin "krallığıdır".
Önemli kararlar da önce partilerin yetkili kurullarında alınır.
Geçenlerde Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğluları, belediyede örgütlü sendika BES'e yolladığı mektupta işten durdurmalarla ilgili son kararı DP yetkili kurullarının vereceğini yazınca kıyamet koptu. "Ne demek DP karar verecek, belediyeyi Cemal Bulutoğluları mı yoksa DP mi idare ediyor..."
Bulutoğluları'nın yazdığı gerçeğin saf bir yaklaşımla teşhir edilmesiydi.
Dünden bugüne hükümet ortaklarında durum çok mu farklıdır.
Sorunu olan kişi ya da örgütler bakanlıktan önce partilere gitmiyor mu?
* * *
Elde edilen gücün demokrasiye zarar vermeden kullanılması için demokrasi kültürünün özürlü yani sakat olmaması gerekir.
Bizim demokrasi deneyimlerimize bakınız.
Gücü ele geçiren önce demokrasinin boğazına basar.
Bu boğaza basma genelde parti içi demokrasiden başlar.
Ülke genelinde gücü ele geçirenin istediğini yapacağını zannetme anlayışı partilerin için de geçerlidir.
Gücü ciddi anlamda ele geçirenler bugüne kadar öncelikle yakından uzağa saygılı davranış alışkanlığını terk ederler.
Biri gelip, "Filan uygulamalardan şikayetçi" der.
Politikacının ilk tepkisi, "Kaç oyu var? Boşverin nere isterse gitsin."
Adam kendine göre haklı. Neredeyse tek başına iktidar düzeyinde oy oranına ulaştıktan sonra vatandaşın "sümüğünü" mü çekecek!!!
Bu tür davranışlar özellikle seçimden sonra ki üç - beş aydan sonra hızla ortaya çıkar.
Artık ne partili ne vatandaş ne de örgütlerin sözü dinlenir.
Kararlar alınıp uygulanırken de çok ciddi özen gösterilmez.
* * *
Güçten kaynaklanan yanlışı yapanların bir başka ortak özellikleri kendileri merkezli siyaset yapmalarıdır.
Parti, toplumdan, kendileri de partiden değerlidir.
Parti büyürken başarı onlarındır, parti küçülürken ise suçlu onların dışında herkestir.
Bizim siyaset dünyamızda yıllarca bu böyle gitti.
Benim yazdıklarım vatandaşın da gördüğüdür.
Halk diliyle vatandaş gonnora yemiyor.
Hangi parti bu bağlamda kendini toparlarsa en az kayıpla kendini toparlama sürecine girecek.
Tam tersi hangi parti inatla aynı yoldan giderse bedelini çok ağır ödeyecek.
* * *
UBP kurultayını yaptı ancak parti içinde suların durulup durulmadığını söylemek için vakit çok erken. Eroğlu, başkanlık yarışının galibi. Deneyimi nedeniyle kurultay başarısı nedeniyle somutlaşan parti içi gücünden sarhoş olmaz. Ama onun başarısında kendilerini büyük pay sahibi sananlar sarhoş olabilir. Birileri bu tür yaklaşımlara müdahale etmezse sonucunu hep birlikte görürler.
CTP, için için kaynıyor, demem. Rahatsızlık var ama kazanı kaynar hale getirecek durumda değil. Ateş hafif hafif yanıyor. Partinin 2003'ten sonra yakaladığı gücün iyi değerlendirilmediğinde konuştuğum pek çok isim hemfikir. Parti içi demokrasi sağlıklı çalışırsa CTP'nin bundan çok kazançlı çıkacağı görüşünü seslendirenler de çok. Tek endişe sayıları çok olmasa da etkili konumda olanların parti içi demokrasinin gerçek anlamda çalışmasına engel olup olmayacağı.
Günün sözü:
Çalışmayan demokrasi yok demektir.
|