|
İç politika bağlamında siyasetin suyu iyice ısınıyor.
Araya bayram tatili girmeyecek olsa ısınma daha hızlı olacak. Ancak görünen o ki bayram tatilinde son değerlendirmelerini yapacak olan siyasi merkezler bayram sonrası erken seçim gündemiyle hareketlenecek. Sivil toplum örgütleri de eylemleriyle erken seçim için bastıracak
Bazı İngilizce kelimeler var, anlamını bilmek için İngilizce bilmeye gerek yok.
"In" ve "out" kelimeleri bunlardan ikisidir bence.
Moda olan, gündemde olan "in" olmayan "out" olur...
Bu sıralar Kıbrıs sorunu "out", iç politik gelişmeler "in" olmuştur.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas, görüşüyor. İlk zamanlar görüşmelere en azından basının ilgisi vardı şimdi o da yok gibi.
* * *
İç politika bağlamında siyasetin suyu iyice ısınıyor.
Araya bayram tatili girmeyecek olsa ısınma daha hızlı olacak. Ancak görünen o ki bayram tatilinde son değerlendirmelerini yapacak olan siyasi merkezler bayram sonrası erken seçim gündemiyle hareketlenecek. Sivil toplum örgütleri de eylemleriyle erken seçim için bastıracak.
* * *
Dün sabah kahvesini TDP Genel Merkezi'nde Genel Başkan Mehmet Çakıcı ile içtim.
Çakıcı ve arkadaşlarıyla yaklaşık bir saat sohbet ettik.
Çakıcı, "Rüzgarın bizden yana estiğinin farkındayız" dedikten sonra ekledi: " TDP, Kıbrıs Türk siyasal yaşamında yolundan hiç bir zaman çıkmayan, kirlenmemiş, etkili güç olarak denenmemiş tek siyasi geleneğin partisidir. Kıbrıs Türk insanı pek çok kirliliği içinde taşıyan statükodan kurtulmak istiyor. CTP'ye bu kurtulma isteğiyle oy verildi ama CTP sadece statükonun turuncu olan rengini yeşile çevirdi. Turuncu statüko gitti, yeşil statüko geldi.
Halkın umudu olacak tek parti TDP'dir. Büyük laflar etmiyoruz. Ancak şunu herkes bilsin ki TDP, siyasi sorumluluğu üstlenmeye hazırdır. Öteki siyasi partilerin sırt döndüğü, uzak durduğu, nitelikli insan kaynaklarıyla temas halindedir. Aktif katılımları her geçen gün artmaktadır. İlk seçimde halka en temiz, en nitelikli kadro seçeneğini TDP sunacaktır."
Sıkıntılarını merak edip sordum.
Çakıcı'nın yüzünde ifade farklı ama duygusal bir derinlik kazandı. Ardından konuştu: " Hiç gizlemeye gerek yok. Biz zengin bir parti değiliz. Bizim zenginliğimiz temizliğimiz ve inancımız. Devlet katkımız tek milletvekilinden. Az sayıda insandan büyük yardımlar yerine çok sayıda insandan daha az yardımlar toplayarak ekonomik sıkıntılarımızı aşmaya çalışıyoruz. Halkımızın samimi, inançla beslenen yardımlarını bekliyoruz."
* * *
TDP Genel Merkezi'nde Çakıcı ve arkadaşlarıyla yaptığım sohbetin ardından ÖRP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı Turgay Avcı'nın basın toplantısına gittim.
Basın toplantısı ÖRP'nin K. Kaymaklı'daki Lefkoşa İlçe Merkezi Binası'ndaydı.
Basın toplantısına giriş ve çıkıştan binaya ve sahip olunulan alt yapı zenginliğine de baktım.
ÖRP'nin mali açıdan bir eli yağda bir eli balda olmasa da mali sıkıntısı olan bir parti olmadığı kesin.
Profesyonel bir yönlendirmenin eseri olduğu belli bir ilçe binası var. Anlatılana göre Genel Merkez'e göre ilçe binası daha aktif. Partinin pek çok etkinliğine Lefkoşa İlçe Binası ev sahipliği yapıyor.
Küçük bir ayrıntı ama, hem çalışan hem gelen - gidenler için her gün yemek pişirilen bir de mutfak var.
* * *
Turgay Avcı'nın basın toplantısını izledim.
ÖRP'nin kuruluş gününden beri devam eden ofansif olma anlayışı dünkü basın toplantısına da egemendi.
Tüm eleştiri ve saldırılara karşılık ÖRP hiç savunmaya çekilmedi. En iyi savunma hücumdur, anlayışıyla politika yapıyorlar.
UBP Kurultayı sonrası Eroğlu liderliğinde ki yeni yönetimin ÖRP'ye kayan insanları UBP'ye kazanmaya yönelik bir operasyon yapacağını bildikleri için daha kurultay yapılırken başlatılan karşı saldırı dün daha net bir görünüm aldı.
Turgay Avcı, cumartesi, UBP'deki başkanlık yarışında kırılanları ÖRP'ye davet ederken dün de UBP'nin başarısızlığa mahkum olduğunu iddia etti.
Avcı'nın hesabı belli. "Yeniden hükümet oluyoruz" propagandası üzerine kampanya kurmaya çalışan UBP'nin lastiğine çivi batırıp havasını almak istiyor.
Turgay Avcı, yazılı konuşma metninin büyük bölümünde UBP Genel Başkanı Derviş Eroğlu'nu hedef aldı. "Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanlığı'na seçilen Derviş Eroğlu'nun, partisine seçim başarısızlığı getirerek istifa ettiği gibi, ilk seçimde de yine başarısızlık yaşatarak siyaseti noktalamak zorunda olacak" derken hedefini çok net hedef tahtasına koyuyordu.
Günün sözü:
Sıkılan mermi, namluya geri alınamaz
|