|
Şunu da herkes bilsin. Eğer Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar olarak kendi kaderimizi belirlemek için uzlaşamazsak yabancıların çözüm empoze etmesine kapı açacağız.
Bu bir kuraldır. İlgili taraflar anlaşamazsa üçüncü taraflara anlaşma için formül üretme hakkı doğar.
Yaklaşımlarda ciddi uzaklık olabilir. Hiç önemli değil. İğne ile kuyu kazar misali çok yavaş mesafe alınsa da süreç kesilmemeli. Daha kötüye götürmeyecek, yerimizde sayma dahil, her türlü gelişme kabulümdür
Telefonun öte ucunda Londra'dan tanıdık bir ses.
Siyasal duyarlılığı yüksek genç kuşaktan bir arkadaşımız. Daha açık yazayım CTP'li.
Konu bugün gerçekleşecek Talat - Hristofyas buluşması.
Kulaklara bırakılan fısıltı her yere giderken Londra'ya da gitmiş.
"Duydumun Hasan abi?" dedikten sonra daha sözü bana bırakmadan devam etti:
"Hristofyas, görüşme gündemine Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ertuğrul Apakan'ın müdahalelerini getirecekmiş. Komitelerde ne konuşulduğundan Talat'ın hiç haberi yokmuş. İşi başında Apakan varmış."
Bu defa daha o sözlerini tamamlarken ben sözü aldım aynen şunları söyledim:
"Hristofyas ve ekibi, görüşmelerde Türkiye'nin etkili olduğu propagandasını yapıyor mu? Evet yapıyor. Bu propaganda gerçeği mi yansıtıyor. Hayır, gerçeği yansıtmıyor."
Bu kadar emin konuşmam karşımdaki genç arkadaşı biraz etkiledi.
Tepkisi bir anlamda "Nasıl bu kadar emin olabilirsin?" şeklinde oldu bir anlamda.
Anlattım.
KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la geçen hafta bir buçuk saat görüştüm.
Bana göre çok samimi, çok yararlı, çok bilgilendirici bir görüşme oldu.
Talat'la ilk kez görüşmedim.
Söylediklerinin altında gizli saklı bir şey varsa anlarım.
Dahası bir şeyi saklama niyeti varsa onu söylemese de belli eder.
* * *
Talat, Ankara'yı devre dışı bırakma peşinde değil. Ama devrede kalan Ankara'yı gumanda masasının başında görmüyor. Görüş alışverişi var ama görüşme heyetlerine son sözü Talat, söylüyor.
En azından şu an için durum bu.
Talat, kendini Ankara'nın sıradan "memuru" gibi gösterme sonucuna hizmet eden yaklaşımlardan ciddi anlamda rahatsız.
Bugün Hristofyas'ın masaya Ankara'nın müdahalesini götürme olasılığı bence çok düşüktür. Ama Talat'ın Hristofyas kanadının Kıbrıs Türk tarafını, "sözde taraf" gibi gösteren kulislerini masaya götürme olasılığı çok daha yüksektir.
Hristofyas ve ona yakın çevreler komite çalışmalarının başlamasından hemen sonra özellikle yabancı diplomatlara, Talat'ın statüsüne zarar verici konuşmalar yapıyor.
Komitelerdeki Türk üyelerin önündeki bilgi notlarının TC Dışişlerinden geldiğini çok açık olarak söylüyorlar.
Bu kadar açık yazıyorsam nedeni bilgili yabancı diplomatlardan da onaylatmamdır.
* * *
Yazıma başlık olarak "Yapmayın barış aşkına!"yı birden fazla nedenle attım.
En başta Talat'ın Ankara gerçeğini kabul etmekle birlikte Ankara'nın memuru gibi davranmayı kabul etmeyeceğine içten inancım var.
Somut şartlar Kıbrıs Türkü'nü izolasyonlarda dünya ile doğrudan temastan kopardı. Tek bağ, tek kapı Türkiye... Bu durumda Rum tarafı dahil dünyanın yarattığı bir sonuç olarak Türkiye, Kıbrıs sorununun çözümünde etkili taraf...
Bunun faturasını kimse Kıbrıs Türk tarafına kesemez.
Dahası bunu öne çıkarıp Kıbrıs Türk tarafını etkisiz oyuncu konumda göstermek çok tehlikeli sonuçları olacak bir oyundur.
Doğru olan Türkiye'nin etkinliğine rağmen Kıbrıs Türk tarafının etkili taraf olarak görmek ve kabul etmektir.
* * *
Kıbrıs Türk tarafı Kıbrıs sorununun çözümünde Kıbrıs Rum tarafı kadar rahat değil.
Kuzey Kıbrıs ile Ankara ilişkileri Güney Kıbrıs ile Atina ilişkilerine göre daha iç içe.
Kıbrıslı bir Türk olarak bundan mutlu muyum? Tabii ki değilim.
Kuzey Lefkoşa - Ankara ilişkilerinin Güney Lefkoşa - Atina ilişkileri düzeyinde olmasını isterim.
Tabii bu noktada şu soruyu sorarım. Eğer Güney Kıbrıs'ın siyasi statüsü ve Atina bağı bize ve bizim Ankara bağımıza benzeseydi şimdiki konumlarında olurlar mıydı?
Asla olamazlardı.
Tüm avantajlarına rağmen bu noktaya çok rötarlı geldiler. Yunan bayraklarının yaygın kullanımı bile ciddi sorgulama nedenidir.
Ancak buralara takılıp kalmayı asla istemem.
Tüm sıkıntı ve zorluklara rağmen görüşmeler devam edecek. Başka şansımız yoktur.
Şunu da herkes bilsin. Eğer Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar olarak kendi kaderimizi belirlemek için uzlaşamazsak yabancıların çözüm empoze etmesine kapı açacağız.
Bu bir kuraldır. İlgili taraflar anlaşamazsa üçüncü taraflara anlaşma için formül üretme hakkı doğar.
Yaklaşımlarda ciddi uzaklık olabilir. Hiç önemli değil. İğne ile kuyu kazar misali çok yavaş mesafe alınsa da süreç kesilmemeli. Daha kötüye götürmeyecek, yerimizde sayma dahil, her türlü gelişme kabulümdür.
... Bugünkü Talat - Hristofyas buluşmasından çok fazla bir beklentim yok. Ama başarı dileklerimle selamlamayı yurtsever bir gazetecilik görevi sayıyorum.
Günün sözü:
En kötü diyalog, diyalogsuzluktan iyidir
|