Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



Demokrasiyi doğru anlamak...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Haziran 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Herkesin istediğini söylemesi demokrasi için yeterli bir özellik değildir.

Seçilmek, sandıktan çıkmak da bir siyasi kişi veya parti için demokrasi çarkı içinde vize almak anlamını taşımaz.

Bu anlayış ülke genelinde olduğu gibi parti içi demokrasi anlayışı bakımından da geçerlidir. Bizim önemli sorunlarımızdan biri demokrasiyi tek tek bireyler, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerimizin doğru anlamda kabullenmemesidir. Böyle olunca yanlışı düzeltme noktasında kime güvenip, kime güvenilmeyeceği konusunda boşlukta kalıyoruz.

Demokrasiyi doğru anlamda tanımlayıp, toplumsal yaşamımıza monte etmediğimiz sürece sorunlar hep incir ipi gibi uzayıp gidecektir.

 

 

   Aşağıda okuyacağınız satırlar 1 Haziran 2003 tarihli KIBRIS gazetesinde sizlerle buluşturduğum yazım. Beş yıl 17 gün önce yazmışım... Dün akşam konulardan gezdim... Dün DAÜ Mühendislik Fakültesi'nde harika bir gözlem yaptım... Yazacak çok konum vardı ama beş yıl önceki yazımı bir de sizlerle birlikte okumak istedim... Yazımın başlığı "Demokrasiyi doğru anlamak..."tı...

*             *             *

   "Mevsimler iyice karıştı galiba. Yaz geldi derken dün öğleden sonra hem yağmur hem de iri dolu taneleriyle buluştuk... Ve Kuzey Kıbrıs için çok doğal olan sonuç, elektrikler de gitti!

   Pencereden dışarı boşluğa bakıp dünden bugüne yaşadıklarımızı, demokrasi sürecimizi düşünüyorum.

*        *        *

   Türkiye ve onun etkisine her zaman açık olan Kıbrıs Türk toplumunun son elli yılına bir bakalım. Önemli sayılacak tüm değişimlerin başlangıç noktası yukarı tabakalar olmuştur. Demokrasinin sınırları da yukarıdan aşağı kayan bir mekanizma içerisinde belirlendi.

   Kıbrıs adasının coğrafi konumu, kurucu ortağı olduğumuz Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yapısı dahil pek çok neden 1974 sonrası Kuzey Kıbrıs'ta toplanan Kıbrıslı Türklerin demokratik görünümlü bir yapıyı zorunlu hale getirmişti.

   Kıbrıs Türk toplumu 1950'li yıllardan başlayarak hep "Olağanüstü Hal" koşullarında yaşamıştır.

   1974'e gelene dek Kıbrıs Türkü seçimler yaşadı. Ancak o seçimlerde o günün otoritesinin beğenmediği adaylara kahvehaneler kapatıldı, sesini duyurma fırsatı verilmedi.

   Seçimlerin yapılması istenirken, pratikte demokrasinin seçime yönelik temel prensipleri o günün otorite sahiplerince kabullenilmedi.

   Mutlaka bir gün 1974 öncesi Kıbrıs Türk toplumunun siyasi yaşamında yaşananlar tek tek yazılacaktır. Bu aslında eski defterlerin yeniden açılması anlamını taşımasa da toplumsal tarihimizin gelecek kuşaklara en doğru şekliyle taşınması için bir zorunluluktur.

   Doğa her konuda olduğu gibi tarih konusunda da boşluk tanımaz. Doğrular yazılmadığı sürece yanlışlar daha fazla ön planda yer bulacaktır.

    Katılımcılık ve çoğulcuğun doğru olarak yer bulmadığı toplumlarda demokrasiden söz etmek kolay değildir.

   Bizde katılımcılık ve çoğulculuk hala daha yanlış anlaşılmakta, yanlış yorumlanmaktadır.

   Herkesin istediğini söylemesi, çok seslilik olarak kabul edilip, "İşte demokrasi, herkes istediğini söyleyip yazabiliyor" deniliyor.

   Önemli olan herkesin ne söylediği değil, söylenilenlerin ne kadar dikkate alındığıdır.

*        *        *

   1975 Nisan'ından 1993 yılına kadar Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası'nda aktif görevler üstlendim. Hele ilk zamanlar her adımımızın ülkede devrim yapacağını sanıyordum. Bir müddet sonra anladım ki söylediklerimiz ya da yaptıklarımız siyasi erki elinde tutanlar tarafından istenildiği zaman istenildiği kadar dikkate alınıyordu. En keskin solculuğu yaparken bile demokrasi görselliğine katkı koyduğunuzu anlayıp bocalamak durumunda kalıyordunuz.

   1974 sonrası herkesin konuşmasıyla demokrasinin vitrin sorunu çözümlenirken, ekonomik alt yapısı ciddi anlamda olmayan ve olmaması için ne gerekirse yapılan toplumda, kolay yoldan kazanma kapısının "gındırık" hali gösterilerek "gemisini kurtaran kaptan" felsefesi topluma aşılandı.

   Bir yandan demokrasi kültürü yerleşmez, yerleştirilemezken, öte yandan bireysel köşe dönme hastalılığıyla toplumun tüm etik değerleri dinamitlendi.

   Politikanın temeline popülizm demir attı.

   Seçim dönemleri kuru vaatlerle halk aldatıldı. Çeşitli biçimlerde halkın aldatılması için koşullar uygun tutuldu, küçük çıkarlarla büyük kesimlerin oy istikametleri belirlendi.

   Kıbrıs sorunu hep istismar edildi. "Vatan-millet-Sakarya" edebiyatlarını konu alan senaryolar her seçim dönemi vizyona girdi.

   İsimleri boş verin. Genel anlamda bakınız. Bugün toplumun içinde bulunduğu kötü tablonun sorumluları nasıl oluyor da çeyrek asır ve ötesinde sürelerdir hâlâ toplumun kaderinde söz sahibi olabiliyor. Hem de seçimle.

   Herkesin istediğini söylemesi demokrasi için yeterli bir özellik değildir.

   Seçilmek, sandıktan çıkmak da bir siyasi kişi veya parti için demokrasi çarkı içinde vize almak anlamını taşımaz.

   Bu anlayış ülke genelinde olduğu gibi parti içi demokrasi anlayışı bakımından da geçerlidir. Bizim önemli sorunlarımızdan biri demokrasiyi tek tek bireyler, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerimizin doğru anlamda kabullenmemesidir. Böyle olunca yanlışı düzeltme noktasında kime güvenip, kime güvenilmeyeceği konusunda boşlukta kalıyoruz.

   Demokrasiyi doğru anlamda tanımlayıp, toplumsal yaşamımıza monte etmediğimiz sürece sorunlar hep incir ipi gibi uzayıp gidecektir.

*        *       *

   Kıbrıs sorunuyla ilgili gelişmeler, Annan Planı, Kıbrıs Türk Halkı'nın barış ve çözüm için istencini çok açık, kararlılıkla ortaya koyması ilk defa Kuzey Kıbrıs'ta taşları yerinden oynatmıştır. Aşağıdan yukarıya doğru bir sarsma vardır. Esen rüzgâr aralık seçimlerinde köklü değişimlerin olacağını söylemenin ötesinde müjdeliyor.

   Bir kez daha yinelemekte yarar vardır. Çobanı değiştirmekle koyunluktan kurtulunmaz. Önemli olan çobanın değişimi değil, koyunluktan kurtulmaktır. "(KIBRIS- 1 Haziran 2003)

 

Günün sözü:

 

Çoban koyunu arar, koyun çobanı aramaz

   477 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   "Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı bol olsun!!!"
06 Ekim 2008, Pazartesi   Kötü senaryolar kurmak istemem
05 Ekim 2008, Pazar   Mehmet Ali Talat'ı dikizledim...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Teknoloji içeri, emek dışarı...
03 Ekim 2008, Cuma   Dünyanın merkezi Dikilitaş değil...
02 Ekim 2008, Perşembe   Dün Strasbourg'ta bizim için tarihi bir gündü...
01 Ekim 2008, Çarşamba   Talat'ın işi gerçekten zor...
30 Eylül 2008, Salı   Hısardaki basamaklar...
29 Eylül 2008, Pazartesi   Bu ülkenin kaderini değiştirecek insanlarımız var...
28 Eylül 2008, Pazar   Canavar insanoğlunun içinde "Sevgi" gizli bir yerde durur



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital