Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
BİR YASTIKTA 50 YIL
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Kara Kitap
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [1]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [2]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [3]



Talat, boşuna nefes tüketiyor...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Temmuz 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Egemenlik ve vatandaşlık konusunda Rauf Denktaş ve onun gibi düşünenler tepki koyuyor.

Aslında süreç devam ettiği sürece çeşitli bahanelerle Talat, hedef alınacak.

Bu kesimlerden gelen tepkileri ortadan kaldırmak için Talat'ın yaptığı açıklamaları ve çabayı boşuna nefes tüketme olarak görüyorum.

Mehmet Ali Talat ne isterse söylesin bu kesimleri memnun edemez. Bu tavrı koyanların memnun olması için görüşme sürecinin kesilmesi gerekir

 

  Önceki akşam saat 19.30 gibi Silihtar'daki Cumhurbaşkanlığı sarayına gittim.

  BRT'de Osman Kurt'un hazırlayıp sunduğu Reflektör programına Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, konuk olacaktı. Reşat Akar ve Ali Tekman'la birlikte sorular sorup özellikle Kıbrıs sorunundaki son durumu konuşacaktık.

  Arabamı park edip dış kapıdan Cumhurbaşkanlığını bahçesinden içeri yürüdüm.

  Yürürken, Kıbrıs sorununun, Kıbrıs Türk tarafı açısından kalbinin attığı yerde neler hissettiğimi sorguladım.

  Fark ettim ki sorgulamamı bir anda kendi kendime bile seslendiremedim.

  Cumhurbaşkanlığında Rauf Denktaş'ın artık izi kalmadı.

  İzi kalmadı derken siyaset olarak da kalmadığını söylemek istiyorum.

  Talat, 2005'te Cumhurbaşkanı seçildi.  Bir sonraki seçim 2010'da, beş yıllık görev süresinin tam

  ortasında.

  Güney'de Hristofyas, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı seçilene kadar Talat, rahattı. Daha doğrusu ortaya koyduğu politikalar birilerini çok rahatsız etmiyordu.

  Papadopulos'un isteksizliği bilindiği için Talat'ın, görüşme isteği ve ortaya koyduğu siyasi yaklaşımlar salt düşünce olarak algılanıp sadece seyrediliyordu.

  Talat, tango yapmak istiyordu ama pistte partneri olmadığı için dans isteği çok da dikkate alınmıyordu.

  Ne zaman ki Hristofyas seçildi işin rengi değişti.

  Artık ortada, "Ben de oynamaya varım" deyen bir Rum lider var.

  İşte bu nedenle Talat'ın Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili yaklaşımları, duruşu mercek altına alındı.

  *            *         *

  Görüşmeler başlamasa Talat'ın üzerine küçük ampul ışığı bile yöneltilmezdi.

  Görüşmeler olmasa Talat, "Tören paşası" olarak sarayda oturacaktı.

  Şimdi görüşmeler var. Yüz yüze görüşmeler henüz başlamasa da çalışma grupları ve teknik komiteler tüm konuları ciddi ciddi ele alıyor ve uzlaşı sağlanan konular tutanağa geçiyor.

  Egemenlik ve vatandaşlık konusunda Rauf Denktaş ve onun gibi düşünenler tepki koyuyor.

  Aslında süreç devam ettiği sürece çeşitli bahanelerle Talat, hedef alınacak.

  Bu kesimlerden gelen tepkileri ortadan kaldırmak için Talat'ın yaptığı açıklamaları ve çabayı boşuna nefes tüketme olarak görüyorum.

  Mehmet Ali Talat ne isterse söylesin bu kesimleri memnun edemez. Bu tavrı koyanların memnun olması için görüşme sürecinin kesilmesi gerekir.

  En büyük korkuları görüşmelerin anlaşma ile sonuçlanmasıdır.

  *           *          *

  Talat'ı Kıbrıs konusunda dersini iyi çalışmış buldum.

  İyi niyetli insanların da kafalarında zaman zaman bir soru oluşuyor: "Talat, Kıbrıs sorununu müzakere edecek kapasitede mi?"

  Yanıtım hiç ikilemsiz "EVET" dir.

  Yalnız Talat, Kıbrıs sorununun çözümüne Denktaş gibi bakmıyor.

  Denktaş, Rumlarla yeni bir ortaklık denemesine her koşul altında karşı olan bir liderdir. Açıkça söylemese de Taksim'den öte adanın tümünün Türkiye'nin olmasını ister. Kıbrıslı Türklerin, Türkiye'den de tam bağımsızlığını içeren her türlü çözüm modelini sakıncalı bulur.

  Halbuki Talat, Türkiye'nin çıkarlarını da koruyarak Kıbrıs Türkünün eşit siyasi taraf olacağı iki bölgeli, iki toplumlu federal çözümü içtenlikle istediğini açık bir şekilde söylüyor.

  Olası çözümde uluslar arası kimliği olacak olan ortak devleti de en az Rumlar kadar bizlere ait ve sahiplenmemiz gereken bir değer olarak görüyor.

  İç yurttaşlıkla bir yana ortak devletteki tek egemenlik ve tek yurttaşlığı da korkusuzca savunuyor.

  Ancak Talat bir soruyu yanıtlarken, tek egemenlik ve tek yurttaşlığın müzakerelerle netleşeceğini ve referandum nitelikli oylamalarda Kıbrıslı Türklerle, Kıbrıslı Rumların ayrı ayrı oylama hakkı olacağını belirtti.

  *         *         *

  Cumhurbaşkanı Talat'la önceki akşam yaptığımız sohbette gördüm ki, Kıbrıs sorununda kelimelerle dans etme hastalığı var.

  Amerika Birleşik Devletleri'nin Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Fried'in Kıbrıs ziyaretinde taraflarla görüşmelerinin ardından düzenlediği basın toplantısında Kıbrıs milletinden söz ettiği gündeme geldi.

  Sürçü lisan edip etmediğini tartışırken Kıbrıs sorununu çok iyi bilen, komitelerde de görev alan akademisyen Ahmet Sözen'den bir mesaj geldi telefonuma... " Amerikan ingilizcesinde ve günlük kullanımda "nation" dendiğinde, "devlet/ülke" (state/country) anlamındadır."

  Çarpıcı bir örnek olduğu için aynen sizlerle paylaşmak istedim.

  *            *          *

  Talat, çözüm yolunda pozitif düşüncesini koruyor.

  Görüşme takvimi çalışırsa nereye kadar gidileceğini sordum. Mehmet Ali Talat, " 2008 sonunu çözüm için olabilir bir tarih olarak işaret etmiştim. Hala geçerli görüyorum. Eylül'de doğrudan görüşmeler başladığı zaman önümüzde dört aylık bir zaman var. Unutmayalım Annan Planı'nın müzakeresi, Burgensdock süreci bir ayda tamamlanmıştı" dedi.

  *           *         *

  İç politikada yaşananlar, genel grev noktasına ulaşan sendikal tepkiler. Dün CTP ile kader birliği yapanlar şimdi CTP ağırlıklı hükümetin istifasını istiyor. Bu durumu da sordum. Talat, önce "Yanıtı zor bir soru" dedi ve devamında, eşel mobil veya bir başka nedenle çözüme destek veren bir hükümetin istifasının istenmesinden duyduğu kaygıyı seslendirdi.

  Talat, çözüme destek vermeyen bir hükümetle çözüm sürecinin devamının mümkün olmadığını çok açık olarak söyledi.

  Bunları söylerken yüzünden öte gözlerinden kaygısının derinliğini okudum.

 

  Günün sözü:

 

  Farkı fark edenlerin rahatsızlığı, doğru yolun göstergesidir

   582 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   Şimdi obir taraftan ucuz olduk... Tamam mı?
10 Ekim 2008, Cuma   Barışın elçileriyle yürümek...
09 Ekim 2008, Perşembe   Durumumuz çok vahim...
08 Ekim 2008, Çarşamba   Ne oldu bize? Sevinemiyoruz bile...
07 Ekim 2008, Salı   "Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı bol olsun!!!"
06 Ekim 2008, Pazartesi   Kötü senaryolar kurmak istemem
05 Ekim 2008, Pazar   Mehmet Ali Talat'ı dikizledim...
04 Ekim 2008, Cumartesi   Teknoloji içeri, emek dışarı...
03 Ekim 2008, Cuma   Dünyanın merkezi Dikilitaş değil...
02 Ekim 2008, Perşembe   Dün Strasbourg'ta bizim için tarihi bir gündü...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ÇIKARLAR MI KORKULAR MI?

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Şimdi obir taraftan ucuz olduk... Tamam mı...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Desmond Tutu'yu kim tutar?..

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Okurlardan güncel konulara ilişkin görüşle...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Mali kriz ve AB

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital