Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Üvey baba zulmü
Cinayet zanlısı intihara teşebbüs etti
Soyer: Umutluyuz / Ertuğruloğlu: Çözüm olmaz
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Hande Yener plakçısı Erol Köse ile yollarını ayırdı
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Romeo ve Anna Kiss çifteleyecek
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
"Mete Adanır Stadı, Girne takımlarını kurtaracak"
" Sivas 93" sahnelendi
Bolt şans tanımadı
Tenis'te yarı finalistler belli oldu
Yenikent basketbol ile coştu
Maçlar farklı geçiyor
Play-offlarda haftanın programı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Kılıçlar kına, akıllar başa...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Temmuz 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Senelerce bu ülkede her seçim zamanı şu söylenirdi: "Bizi seçin, çünkü Türkiye'den en çok parayı biz alabiliriz. CTP'yi seçerseniz Türkiye parayı kesecek ve aylıkları bile ödenemeyeceksiniz."

Yeniden o günlere dönmeyelim. Halkın iradesi belirlenirken, "Kim Ankara'dan daha kolay ve daha çok para koparır?" sorusunu sordurmayalım. İyi-kötü aldığımız mesafeye yazık olur

 

 

  Dünyada siyasetin en ucuz yapıldığı ülkeleri sıralamaya kalksalar eminin KKTC ön sıralarda yer alır.

  Basit hesapların egemen olduğu bir siyasal ortamda çok doğaldır ki yapılan siyaset de basit olur.

  Siyasetin kalite çıtasını yukarılara çekemediğimiz sürece hiç bir sorunumuza kalıcı çözüm bulamayız.

  Sorun, sıkıntı ve felaket üzerine kurulan siyaset, gece kondu kadar sağlam olur.

  Bir bakıyorum hükümetle, daha doğrusu CTP ile sendikaların karşı karşıya gelişi, UBP ve DP'de ağızları kulaklara taşıdı.

  Bu köşeyi takip edenler en sert eleştirilerin burada yapıldığını bilir.

  UBP zamanında doğruya doğru, eğriye eğri dedik.

  CTP geldi. Aynı şekilde doğruya doğru, eğriye eğri demeye devam ettik.

  Tarafımız halktan yana oldu.

  Siyasi iktidarı elinde tutanlara karşı yıkıcı olmadan, hoşgörülü sabır göstermeyi de hiç ihmal etmedik.

  *            *           *

  Kıbrıs Türk insanının yaşamında en uzun iktidar sorumluluğunu UBP taşıdı. DP'nin hükümetteki sorumluluk günleri de az değildir.

  Kimse aksini söylemesin, Kıbrıs'ın kuzeyinde değirmen hep taşıma suyla döndü.

  Kıbrıs Türk insanının kendi ayakları üzerinde durmasına yönelik bir ekonomi politikamız hiç olmadı.

  1974'e kadar varlığı kabul edilebilir bir ekonomimiz yoktu. O şartlarda Türkiye parayı yolladı biz de mücahitlik yaptık.

  1974 sonrası kendi ayakları üzerinde durabilecek bir ekonomik yapı kurulabilirdi. Ya istenmedi ya da becerilmedi. Rotası olmayan, pusulası bozuk ekonomik yapıya rağmen yarattığımız değerler oldu. O artı değerleri kontrol edemedik.

  Türkiye'nin vereceği paraya hep bağımlı olduk.

  CTP'den önce bu böyleydi, CTP'den sonra da maalesef böyle kaldı.

  Referandum sonrası inşaat sektöründeki patlama piyasayı sıcak para bakımından dopingledi. Arkasının gelmeyeceğini CTP adına hükümet edenler görmedi. O görmeyişin de bedeli bu günlerde ortaya çıktı.

  Bakkal dükkanını işletme vizyonu kadar vizyon olsaydı bu günler önceden görülürdü.

  *             *          *

  Bugün yaşananların kökü geçmişe uzanır.

  Bu gün kazanım olarak seslendirilenlerin büyük çoğunluğu kaynak güvencesi olmadan verilen haklardır. Aslında hak demek yanlış olur verilenler siyasi rüşvetlerdi.

  Toplum olarak, kamu çalışanları olarak gıkımızı çıkarmadan alıp kabul ettik.

  Aslında sessizce kabul etmenin altında, ganimet zenginlerinin etrafta cirit atmasının da payı vardı. O kadar haksız ve büyük vurgunlar vurulurdu ki kamu çalışanlarının aldığı devede kulak kalırdı. Ama gün gele kamunun cari giderlerinin karşılanamayacağı ortadaydı.

  Aslında 2000'li yılların başında tehlike çanları çalmaya başlamıştı. Önlemler gündeme geldiği zaman CTP muhalefet mevzisinden sendikalarla birlikte karşı çıkmıştı. O günleri de hatırlamak ve hatırlatmakta sakınca görmem.

  *             *           *

  Genel grev sonrası Başbakan Soyer dünkü Bakanlar Kurulu toplantısı öncesi eşel-mobil konusunda akılcı bir tavır sergileyip konunun yeni yasama yılına bırakıldığını açıkladı.

  Bu tavrı beyaz, teslim bayrağı çekmek olarak görmüyorum. Tam tersi barışçıl çözüm yönteminin simgesi olan zeytin dalı uzatmak olarak görüyorum.

  Şimdi artık, kılıçların kına sokulup, akılların başa toplanmasının zamanıdır.

  Şimdi artık, açıklama düellosunun bırakılıp, çözüm bulmak için konuşma zamanıdır.

  *            *            *

  Yazıma noktayı koymadan bir konunun altını çizmek isterim.

  Senelerce bu ülkede her seçim zamanı şu söylenirdi: "Bizi seçin, çünkü Türkiye'den en çok parayı biz alabiliriz. CTP'yi seçerseniz Türkiye parayı kesecek ve aylıkları bile ödenemeyeceksiniz."

  CTP, seçimden galip çıkarken Yeni Ankara dediğim AKP ile fazla iç içe bir görünümlü o mesajı gizli gizli de olsa verir gibi olmuştu. Yani CTP de eskiler kadar olmasa da yanlış yapmıştı.

  Yeniden o günlere dönmeyelim. Halkın iradesi belirlenirken, "Kim Ankara'dan daha kolay ve daha çok para koparır?" sorusunu sordurmayalım. İyi-kötü aldığımız mesafeye yazık olur.

 

  Günü sözü:

 

  Kılıçla oynayan, kılıçla ölür

   

   416 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Eylül 2008, Cumartesi   Narenciyenin kıymetini bilmedik, bilemedik...
05 Eylül 2008, Cuma   Unutulduk!!!
04 Eylül 2008, Perşembe   Köstek olunmasın yeter...
03 Eylül 2008, Çarşamba   Barış ve çözümü istiyor muyuz, istemiyor muyuz?
02 Eylül 2008, Salı   Dört yıl önce, "Marksist Metropolit Neofitos'u dinlerken..."
01 Eylül 2008, Pazartesi   Mesele yılanları tanımak...
31 Ağustos 2008, Pazar   Yan-lış ya-pıl-dıııı!!!
30 Ağustos 2008, Cumartesi   KTÖS'te 40 sene önce vardı...
29 Ağustos 2008, Cuma   Hatice'ye değil neticeye bakınız...
28 Ağustos 2008, Perşembe   "Ya taksim, Ya ölüm" el değiştirdi....



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KIBRIS TV VE YENİ DÖNEM

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Narenciyenin kıymetini bilmedik, bilemedik...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

"Bir plastik sandalyeyi bile çok gördü...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Hükümete bir anımsatma: Petrol fiyatları t...

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital