Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]



Yasemini, Mağusa'da buldum...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Temmuz 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bana nostaljik yolculuk yaptıran, ipliğin üzerine dizilip satılan yasemini Mağusa'da bulmuştum...

Belki o an hissettiklerim pek çok insan için abartılı bir duygusallıktı.

Heyecanla harmanlanmış duygusal coşkumu ben de sorguladım.

Yanıtını bulmakta zorlanmadım aslında... Yitip giden değerlerin bende yarattığı panik, iplicikte dizili yaseminlere çok daha derin bir duyguyla uzanmamı tetiklemişti

 

  Çocukken K. Kaymaklı'daki evimizde bataryalı bir radyo vardı. Ahşap, cilalı kasası, ön tarafta hoparlör bölümünde de kumaş bir yüzeyi vardı.

  Açar açmaz konuşmaz, çalmazdı...

  O zamanlar lambalı derlerdi o radyolara...

  Lambasının ısınması gerekirdi. Çok uzun zaman geçmezdi ama bazen o ısınma süresi çok ama çok uzun gelirdi insana...

  Börekçi'nin kahvesi diye bir kahve de vardı.

  Kahvehanedeki radyo genelde hep açıktı...

  Çocuktuk ama büyüklerin hoş görüsüyle biz çocuklar da kahveye giderdik...

  Çocuk dünyamda toplumsal meselelerin ilk kayıtları Börekçi'nin Kahvesi ve Abohorlu Hüseyin Dayı'nın berber dükkânında duyduklarımdı.

  Çocuk olmama rağmen büyükleri dinlerken lafa girer bir şeyler söylerdim.

  Kahvedeki radyoda en çok ilgiyi istek programları görürdü. İnsanlar mektup yollar ve istek programından yakınları, ailesi ve dostları için şarkı isterdi.

  Yurt dışından da istek mektupları ulaşırdı Kıbrıs Radyosu'na...

  O programlarda yurt dışındaki yakınların istekleri merakla beklenirdi.

  Aslında istek mektubu ile bir mektup da aileye yazılır, "Haberiniz olsun şarkı istedim. Bakın bakalım ne zaman çalacak" denirdi.

  Bir akşam üstüydü.

  Ansızın radyodan Londra'daki ablamın bizler için şarkı isteğini duydum. Tek tek isimlerimizi sıralıyordu sunucu. En küçük olduğum için en son benim adım söylendi. Şarkı başlarken hızla eve koşmaya başladım. Evimiz uzak değildi ama radyonun ısınması gerekiyordu... Şarkının ortasından dinlemeye başladık.

  Rahmetli anacığım yemenisini omzuna atıp ağlayarak dinlemişti.

  Zeki Müren'den bir şarkıydı...

  "Yaseminler dizi dizi/ Kimse bilmez halimizi/ Kavuşmadan öldürecek/ Bu sevda her ikimizi" diye sözler vardı içinde o şarkının anımsadığım kadarıyla.

  *               *             *

  Yasemin, Kıbrıs'ın iklim özellikli bir bitkisi değil herhalde.

  Doğal yaşamda yok.

  Evcil hayvan gibi evcil bir çiçektir.

  Daha çocukluk günlerimden anımsarım, her evde bir yasemin vardı mutlaka.

  Turistik bir yayında okumuştum...

  "Bir yaseminler adasıdır Kıbrıs, nerede olursanız olun, kokusu içinize sızar ve siner, hissedersiniz... Sadece bir çiçek değil, yaşama dair sessiz bir tanıktır yasemin, zor kazanılan bir başarı gibidir yetişmesi, yaz akşamları, dar sokak aralarından iç bahçelere salınarak dolanır ruhunuza kokusu, sadece hissetmez yaşarsınız... Uğur kabul eder eskiler, altından geçmeden girilen evde bir şeyler eksik gibidir..."

  Yasemin, Kıbrısın, Kıbrıslılığın bir parçasıdır...

  Kıbrıs'ta çiçekçiliğin ticari bağlamda geçmişini araştırmadığım için bilmem.

  Kimseyi rahatsız etmeden, dilenme çağrışımı hiç yapmadan yasemin satıldığını herkes gibi ben da hatırlarım.

  Yasemin üç şekilde dizilip satılırdı...

  Bir... Hurma yaprağına. Hurmanın sivri yaprağı ikiye ayrılır, yasemin çiçeklerini narin uzantısının ortasından yaseminler hurma yaprağına dizilirdi.

  İki... Yaseminler, iğne yardımıyla ince ipliğin üzerine top şeklinde dizilirdi.

  Üç... Yaseminler boyna asılacak şekilde ince ipliğin üzerinde toplanırdı.

  *             *         *

  Özlenen, eksikliği hissedilen, lahmacun kokularına karşı var olma mücadelesi veren yasemin kokusu evlerde ağacı üzerinde olanlardan çok kültürümüz parçası olarak satılan yaseminlerdir.

  Kıbrıs'ı bir bütün olarak severim... K. Kaymaklılı olduğum için Lefkoşa aşkım bir başka...

  Lefkoşa'nın her şeyini severim...

  Değişim Lefkoşa'da özlediklerimizi çoğalttı.

  Özlediklerimizden biri de yasemin kokusu...

  Nerede yasemin satan birini görsem mutlaka alırım... Lefkoşa'da yıllardır yasemin satan ve satın alırken nostaljik tatmin duygusunu bana yaşatacak birini görmedim.

  Geçen yaz Lefkoşa'nın eğlence yolu olan Dereboyu'nda gül satan çocuklar görmüştüm. Çiçekle insanı buluşturma anlayışı yoktu gül satan çocuklarda... Bu nedenle de garsonlar onları uzaklaştırıyordu.

  Eminin yasemin satan birileri olsaydı kültürel bir sahiplenme yaşanabilirdi.

  Aslında yasemini sadece çocuklar satmadı.

  Yıllar evvel yaz akşamlarında yasemin satan yetişkin kadın erkeklerin varlığını unutmadım.

  Yasemin satanlara, özellikle çocuklara karşı özel bir hoş görünün varlığı da söz konusuydu.

  Hiç kuşkusuz her evde bir hade iki yasemin ağacı olsundu... Onun yaseminleri yetmezdi... Yasemin dizip satacak olanlar komşulardan da yasemin toplardı. Henüz açılmadık yaseminler toplanıp hurma yaprağına ya da ipliğe dizilirdi.

  Yavaş yavaş açılırlar, açılırlarken de mis gibi yasemin kokusu etrafı sarardı.

  Sanırım o güzel yaz akşamlarında parfüm kokularının çok önünde yasemin kokuları yollara, sinemalara hakim olurdu.

  *           *          *

  Geçtiğimiz günlerde Mağusa'daydım.

  Bir yaz akşamüstünde Belediye Başkanı Oktay Kayalp'la Namık Kemal Meydanı'nda kahvelerimizi yudumlarken bisikletin üzerinde bilek hizasında dizilmiş yaseminlerle yaşlı birinin geldiğini gördüm.

  Bir anda sohbeti kesip, ona yöneldim... Yöneldiğimi görünce bisikletini durdurdu.

  Bana nostaljik yolculuk yaptıran, ipliğin üzerinde dizilip satılan yasemini Mağusa'da bulmuştum...

  Belki o an hissettiklerim pek çok insan için abartılı bir duygusallıktı.

  Heyecanla harmanlanmış duygusal coşkumu ben de sorguladım.

  Yanıtını bulmakta zorlanmadım aslında... Yitip giden değerlerin bende yarattığı panik, iplicikte dizili yaseminlere çok daha derin bir duyguyla uzanmamı tetiklemişti.

  Aldım bir dizi yasemin... Parayı verdim. Paranın üstünü alıp, cebime koydum. Yaseminlerin kaç para olduğunu sormadım, cebime koyduğum paranın üstünün ne olduğunu kontrol etmek de aklımdan hiç geçmedi.

  *             *          *

  Mağusa'da yasemin satan Ali Galip Özyolaç, Karpaz'dan Galatya'dan yaşam yolculuğuna çıkan bir insanımız. Daha küçük bir çocukken çok talihsiz bir şekilde anacığını kaybetmiş.

  Anacığını kaybettiğinde takvimler daha 1940'ı yazmamıştı.

  "O günlerde anasızlık çok daha zordu" der eskiler.

  Mağusa'ya gelip Sinemacı Orhan'ın yanında büyümüş. O zamanlar sinema filmleri çığırtkan diyeceğimiz kişilerce halka duyurulurdu. Galatyalı Ali, o işi da yaptı. Akideli söz söyleme yeteneğinin oralardan geldiği söylenir.

  Ali Galip Özyolaç, hayatla savaşını hep küçük ama alın teriyle yoğrulan kazançla sürdürmüş.

  Gazete sattığı yılların etkisiyle Gazeteci Ali diye bilenler çok onu. Gazeteden sonra pilavuna da satmış...

  Beş çocuğunu yetiştirmek için hep çalışmış...

  Belediyeden de emekli şimdi. Sordum... Yaklaşık yirmi yıldır yasemin satıyor... Yirmi yıldır Mağusa'nın tek yasemin satıcısı... Yaşı yetmiş ama o bisikletinin üzerinde yaseminlerini satıyor...

  Aslında yasemin satmıyor, kültürel bir değerimizi yaşatıyor... Yasemin kokularıyla Kıbrıslılığı yaşatıp, dünün bugünlerde sahiplenilerek geleceğe taşınmasına katkı koyuyor...

  Keşke Mağusa'nın Yaseminci Ali Dayıları gibiler Lefkoşa'da, Girne'de, Omorfo'da, Lefke'de, İskele'de kısaca Kıbrıs'ın her yerinde olsa...

  ... Tüm bunları yazarken yaseminin unutulmuşlukla boynu büküklüğünü yazmak istemedim. Kültürel değerlerini yaşatmak isteyen Kıbrıslı Türklerin çok büyük çoğunluğunun evinin bahçesinde yasemin var. Kiminin dış kapısının üzerinde kemer gibidir, kiminin bahçesinde bir buket gibi... Ama sonuçta var...

 

  Günün sözü:

 

  Sahip çıkmak, var olmaktır

 

   732 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma
06 Ocak 2009, Salı   Hade hayırlısı olsun...
05 Ocak 2009, Pazartesi   Dikilitaş hukuğunun bedeli...
04 Ocak 2009, Pazar   K. Kaymaklı'daki çıkmaz sokağımızı konuştuk...
03 Ocak 2009, Cumartesi   Siyasi çoban iyi ya da kötü olmuş ne fark eder?
02 Ocak 2009, Cuma   Kıbrıs sorunu "out" iç sorunlar "in"...
01 Ocak 2009, Perşembe   2008'in son gününde Londra'ya dokunurken...
31 Aralık 2008, Çarşamba   Şöyle bir geriye dönüp bakınca...
30 Aralık 2008, Salı   İnanma be Memed!!!
29 Aralık 2008, Pazartesi   Dil Türkçe, anlayış çok farklı...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital