Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]



1974'ün üzerinden dile kolay 34 yıl geçmiş...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Temmuz 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıbrıs'ta yaşananları genelde hep ABD-İngiliz ortak senaryosunun ürünü olarak kabul ederiz.

Yüzde yüz doğru olduğunu iddia etmek çok kolay değil. Ancak net olan dünyanın en önemli, en sıcak bölgelerinden biri olan orta doğunun en stratejik noktalarından biri olan Kıbrıs'ta çok ciddi ve değişim yaratacak, taşları yerinden oynatacak darbenin ABD ve İngiliz Gizli Haber alma servislerinin bilgisi dışında olması asla mümkün değildir.

Bu nedenle Makarios'a karşı düzenlenen darbeden etkili tüm dış güçlerin haberi vardı.

Aksini iddia edecek olanlar, aklı başında kimseyi inandıramaz

Bazı tarihler vardır ülkelerin yaşamında ciddi anlamda kilometre taşıdır.

Kıbrıs'ın tarihinde böyle tarihler az değildir.

15 Temmuz ve ardından 20 Temmuz 1974, Kıbrıs'ın tarihinde çok şeyi değiştiren, pek çok taşı yerinden oynatan ve sonuçları yeni sayfalar açan iki önemli tarihtir.

Bir düşünüyorum 1974'ün üzerinden tam otuz dört geçmiş. Dile kolay otuz dört yıl.

1960'ta Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğu zaman dokuz yaşında bir çocuktum. İngilizlerin gidişi ve ardından Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluşundan anı dağarcığımda hiçbir ciddi iz yok.

Kıbrıs Türk Kuvvetler Alayı olarak Türk askerinin adaya çıkışını anımsıyorum ama.

Türk askeri Mağusa'dan adaya ayak basmış, kamplarına gidene kadar tüm yol boylarına Kıbrıslı Türkler çıkmış ve gelen birliğe sevgi gösterisinde bulunmuştu.

Bizler de K. Kaymaklı'dan komşularımızla şimdiki Sedat Simavi Endüstri Meslek Lisesi'nin olduğu yerdeydik.

Bunları niye öne çıkarıp altını çiziyorum?

Çünkü yıllar sonra da geriye dönüp düşündüğüm zaman Kıbrıs Cumhuriyeti adeta sahipsiz bir cumhuriyet olarak doğmuştu. Ne Rumlar ne de Türkler, özellikle liderlik anlamında ortak bir değer olarak sahip çıkmamıştı.

Kıbrıs Türk liderliği ve oradan geniş kesimlere yayınlan anlayışlar, Kıbrıs Türk Kuvvet Alayı olarak 650 Türk askerinin adaya gelişi, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kendinden daha önemli ve daha değerliydi.

* * *

Kıbrıs Cumhuriyeti, anayasal kimliğine uygun olarak sadece üç yıl yaşayabildi.

Her iki toplumun liderlik tarafından da engellenmeyen hatta desteklenen fanatik unsurları, bildikleri yolda örgütlenmeye ve silahlanmaya devam ediyordu.

Kıbrıs Cumhuriyeti'ne ortak bir değer olarak sahip çıkmak yerine bir yanda EOKA öte yanda TMT silahlanmaya devam ediyordu.

1963 Aralık başlarında beklenen silahlı çatışma, 21 Aralık 1963 akşamı yaşandı.

O akşam yaşananlarla ada belki şimdiki gibi ikiye bölünmedi ama Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumlar arasında duvarın ötesinde depremle oluşan kalıcı yarılmalar gibi büyük bir boşluk meydana geldi.

Lefkoşa işte o zaman ikiye bölündü. Yeşil Hat işte o zaman çizildi.

* * *

Kıbrıs Cumhuriyeti artık Rumların elindeydi.

Kıbrıs Türk resmi siyasetini yürütenler bugünleri hiç göremediler. Ya da tüm sıkıntı ve olumsuzluklarına karşılık Taksim'e giden bir yol olarak görüp memnun kaldılar.

Ancak Rum toplumunda, Kıbrıslı Türklerin dışlanması sonrası ellerinde kalan Kıbrıs Cumhuriyeti'ni sahiplenme anlayışı ile tam tersi adayı Yunanistan'a bağlamak isteyen anlayış arasında her geçen gün gerginlik arttı.

Çok yaygın kabul gören ya da doğru kabul edilen iki anlayıştan biri oldubittiyle adanın Yunanistan'a bağlanması, öteki ise zamana bırakıp Türklerin erimesi sonrası sorunsuz bir birleşmeydi.

Türklerin erimesi, göç etmelerinin bir biçimde teşvik edilmesiyle olacaktı.

Makarios, ikinci yönteme daha yakın duruyordu.

Ancak Yunanistan'da darbe ve askeri cuntanın görev başına gelmesinin ardından Makarios'la, Yunan Cuntası arasında görüş ayrılıkları her geçen gün gözle görülür bir şekilde artmaya başladı.

Makarios ve onun gibi düşünenlere Kıbrıs adasında, bağımsız bir cumhuriyete sahip olmak daha sıcak gelmişti.

Bu anlayış Yunan Cuntası ve Kıbrıs'taki fanatik EOKA'cı unsurları rahatsız ediyordu.

Makarios artık Megalo İdea düşüncesi önünde bir engeldi. Ortadan kaldırılmalıydı.

Uzun süre kapalı kapılar ardında yaşanan gerginlik daha sonra su yüzüne çıktı.

Makarios'un yaşamı hedef alındı, planlar ve bu planlara uygun denemeler oldu.

Makarios'un öldürülmesi yani cumhurbaşkanına yönelik bir suikastla ciddi bir engel ortadan kalkacaktı. Olmadı, başarılamadı.

Temmuz ortalarına yaklaşırken Makarios'un yabancı bir televizyon kanalına verdiği demeçte adadaki Yunan askerlerinin adayı terk etmesini istediğini çok iyi anımsıyorum.

Kadın muhabir, "Ya gitmezlerse?" diye bir ikinci soru sorduğu zaman ise Makarios, "O zaman adada turist olarak kalırlar" gibi esprili bir yanıt vermişti.

Makarios olayı espri ile karşılamaya çalışsa da Yunan Cuntası ve Kıbrıs Rum toplumu içindeki uzantıları öyle yaklaşmıyordu. Sular mevsimin sıcaklığın paralel ısınmanın ötesinde kaynama noktasına yaklaşırken darbenin ayak sesleri de artık duyuluyordu.

* * *

15 Temmuz 1974'ü dün gibi anımsıyorum.

Sıcak Temmuz günlerinden biriydi.

O zaman Lefkoşa'nın Türk kesimi bugünküyle kıyaslandığı zaman çok küçüktü.

Şimdiki surlar için, Çağlayan bölgesi, Belediye evleri, Kumsal, Köşklüçiftlik, Ortaköy, Göçmenköy...

Kızılbaş, Yenişehir, K. Kaymaklı Şehitler Anıtı'nın alt kısmı Rum bölgesiydi.

O kapalı alan içinde 15 Temmuz günü tüm bakışlar güneye Rum kesimini yöneldi.

Rum kesiminde silah sesleri ve yükselen dumanlar vardı.

İlk ne olduğunu anlayamadı kimse. Ancak merak erken giderildi. Makarios'a karşı darbe yapılmıştı.

Güney Lefkoşa'daki başkanlık sarayı darbecilerin esas hedefiydi ve saldırı sırasında başkanlık sarayı alevler içinde kalmıştı.

Darbeciler hem dini hem de siyasi lider olan Makarios'u öldürmek istiyorlardı.

İlk haberler başarıp öldürdükleri yönündeydi. Ancak hâlâ tartışılan bir biçimde Makarios, sarayından kaçıp en güçlü olduğu Baf'a ulaşmıştı.

Darbeciler öldü diye duyuru yaparken, Makarios, Baf'tan yayın yapan bir radyodan "Elen Kıbrıs Rum halkına" ve bir anlamda dünya seslenip hayatta olduğunu duyurdu.

Makarios, İngiliz üslerini kullanarak adadan ayrıldı.

İngilizler, Makarios'un adadan ayrılmasına yardımcı olmasalardı neler olurdu?

Bu sorunun yanıtı net değil kuşkusuz. Ancak Makarios adada kalmış olsaydı, Rumlar arasında iç savaş nitelikli bir çatışma çok daha ciddi boyutta olabilirdi.

Darbeciler bir an önce Makarios'un yerine birini getirmek istiyordu. Köklü siyasi kimliklerin yapılan teklifleri kabul etmedikleri söylenir.

Sonuçta Nikos Samson, cumhurbaşkanı ilan edildi.

Darbecilerin Rum toplumu içinde Makariosçu ve solculara karşı sürdürdüğü katliamda öldürülenler sayısı, Türkiye'nin askeri müdahalesi sırasından ölenlerden fazla olma olasılığı çok yüksektir.

* * *

15 Temmuz 1974'teki darbe sırasında Cemal Toğan'ın sahibi olduğu Bozkurt gazetesinin spor servisinde genç bir gazeteciydim.

O dönemde Halkın Sesi ve Bozkurt iki etkili gazeteydi.

Girne Caddesindeki gazete binasında büyük hareketlilik olduğunu anımsıyorum.

İlk gün güneyden görüntü almada ciddi riskler vardı. Ancak darbenin ikinci veya üçüncü günü Bilbay Eminoğlu'nun Lefkoşa'nın Rum kesimine geçerek çektiği fotoğraflar gazetenin tüm ön sayfasına yerleştirilerek okuyucularla buluşturuldu.

O ortamda Rum kesimini geçmek gerçekten tehlikeliydi. Çünkü Rum tarafında ciddi bir otorite bunalımı vardı ve kim vurduya gitmek hiçtendi.

Ama gazeteciliğim merakı ile gençlik birleşince bir arkadaşımla Mağusa Kapısı'ndan motosikletle Rum tarafına geçip Baf Kapısı'na kadar ulaştık... Baf Kapısı yakınında haberleşmenin kalbi Telekomünikasyon Dairesi olduğu için olacak en çok asker orda vardı. Ve hayatımda ilk zırhlı aracı, tankı da yine orada görmüştüm.

Oradan Ermu sokağını kullanıp Türk tarafına geçerken açık olan kahvehanede durup, yaşlı sahibi ile kısa bir sohbet yaptık.

Kahveci yaşlı bizler ise gençlik yıllarının daha başında. Rum, "Ne olacak?" diye bize sordu. Hiç unutmuyorum, "Türkiye çıkarma yapacak" diye yanıtladım.

Bu yanıtı verirken bir bildiğim mi vardı? Hayır.

Olayı tüm yönleriyle değerlendirip böyle bir sonuca mı varmıştım? Hayır.

Resmen dilimin ucuna geldi ve söyledim. Ama sonuçta o oldu. Ve 1974 Temmuzunun 15'inde yaşanan darbeden beş gün sonra Türkiye askeri müdahale hakkını kullanıp adaya çıkarma yaptı. Ve Kıbrıs'ta işte o gün yepyeni bir sayfa açıldı.

Günün sözü:

Demokrasinin çiğnendiği yerde bedel ağır olur

   750 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma
06 Ocak 2009, Salı   Hade hayırlısı olsun...
05 Ocak 2009, Pazartesi   Dikilitaş hukuğunun bedeli...
04 Ocak 2009, Pazar   K. Kaymaklı'daki çıkmaz sokağımızı konuştuk...
03 Ocak 2009, Cumartesi   Siyasi çoban iyi ya da kötü olmuş ne fark eder?
02 Ocak 2009, Cuma   Kıbrıs sorunu "out" iç sorunlar "in"...
01 Ocak 2009, Perşembe   2008'in son gününde Londra'ya dokunurken...
31 Aralık 2008, Çarşamba   Şöyle bir geriye dönüp bakınca...
30 Aralık 2008, Salı   İnanma be Memed!!!
29 Aralık 2008, Pazartesi   Dil Türkçe, anlayış çok farklı...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital