Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Maaşlar yargıda! [2]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]



Otuz dört sene yetmedi...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Temmuz 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ganimetçilik anlayışında adaletin, alın terinin yeri yoktur.

Ve ganimete alışan her zaman ganimetleyecek bir şeyler arar.

Acı ama gerçek ganimet yerken toplum olarak kötü sonuçlar ortaya çıkaran bir başka travma geçirdik. 1963 travması toplumsal dayanışma ve kader birliğini beslerken, 1974 ganimet travması toplumsal birlik, beraberlik ve dayanışma anlayışını temelden dinamitledi

 

 

 Geriye dönüp şöyle bir bakıyorum... 15 Temmuz ve ardından 20 Temmuz'un üzerinden tam otuz dört sene geçmiş.

 1963'ü bedel ödeyerek yaşayanlardanım...

 1963'ün üzerinden de kırk beş sene geçti...

 1963 Aralık'ında Samson'un kumanadasındaki EOKA'cılar saldırmıştı K.Kaymaklı'ya. O güne kadar göçmenlik pek yoktu günlük dilimizde... Buz gibi soğuk bir Aralık akşamı evimizden hiç bir şey almadan Hamitköy'e gitmiştik. Giderken geri dönmemek aklımızın kenarında yoktu. Ama gidiş o gidiş oldu. Geri dönemedik. Göçmen olduk. Göçmenliğin ne demek olduğunu 1963 göçmenliğini yaşayanlar bilir. Kalacak evi boşverin, bir insanlık yer bulmak imkânsızdı.

 1963 de hiç kuşkusuz toplumsal travma nedeniydi. Ama o travmayı yaşarken cefa paylaşıldı.

 Cefa paylaşılırken güç sahibi olanlar cefadan daha çok pay istemedi tabii. O nedenle paylaşım kolayca adil oldu.

 ***

 1963'ün üzerinden on bir yıl geçti, 20 Temmuz 1974'ü yaşadık bu kez.

 On beş Temmuz'da Makarios'a karşı yapılan darbe Türkiye'ye müdahale hakkı verdi. 20 Temmuz sabahı şafakla birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri adaya çıktı.

 Birinci ve İkinci Barış Harekâtı sonrasında şimdiki sınırlar berlilendi.

 İki yüz bin dolayında Rum, Güney'e göç etti.

 Güneyden, Kuzey'e gelen Kıbrıslı Türk sayısı ise göç eden Rumların dörtte biri kadardı.

 Ganimetin ne olduğunu 1974'te öğrendi Kıbrıs Türk Toplumu.

 200 bin Rum'un evini yerini, malını mülkünü ganimetledik.

 Ganimet yedik toplumca.

 Cefanın paylaşımında kendiliğinden oluşan adalete karşılık ganimette adalet olmadı. Suyun başında olanlar ganimetin büyük parçalarını aldı.

 1974'ün göçmenliği de 1963'ünküne benzemedi.

 Çok ama çok küçük bir azınlığın dışında herkes Güneyde bıraktığından çok daha iyi eve yerleşti.  Ama daha iyi eve yerleşme ganimette adil paylaşımı beslemedi.

 Bizler 1963'te bir battaniye bulsak bayram ederken 1974'te mutlulukla anlık yaşandı.

 Bir aile kendilerine verilen eve yerleşirken bayram yaptı ama bir başka tanıdıklarına verilen evin örneğin mutfağının az büyüklüğü onların bayramlarına noktayı koymaya yetti. Çünkü güneyde bırakılanla kıyas yapıldığı zaman o küçük fazlalık bile mutsuzluk nedeni olmaya yetti.

 İnsanların ötekinin sahip olduğuna sınırlı saygı göstermesi bile çok uzun zaman aldı. Çünkü sonuçta herkesin elindeki Rumun ganimetiydi...

 Emek harcamadan elde edilenler, toplumun haksız, adaletsiz sahip olma anlayışını besledi.

 Kısaca 1974'te yenilen Rum'un ganimeti Kıbrıs Türk Toplumunun tüm değer yargılarını yerle bir etti.

 Son otuz dört yılda hayatın her alanında yaşadığımız çirkinliklerin temelinde ganimet yemenin etkisi olduğundan hiç kuşkum yok.

 1974'te Rum'un ganimetini yiyenler daha sonra her fırsatta ganimetleyecek bir şeyler aradı.

 Günlük hayatın akışı içinde sıradan ilişkilerden siyaset dünyamıza kadar her yerde ganimetçilik egemen oldu.

 Otuz dört yıl önce Rum'un malını mülkünü ganimetleyerek elde edilen alışkanlık şekil değiştirerek seçim ganimetçiliğine kadar ulaştı.

 Yapanın yanına, tutanın eline kaldı.

 Ganimetçilik anlayışında adaletin, alın terinin yeri yoktur.

 Ve ganimete alışan her zaman ganimetleyecek bir şeyler arar.

 Acı ama gerçek ganimet yerken toplum olarak kötü sonuçlar ortaya çıkaran bir başka travma geçirdik. 1963 travması toplumsal dayanışma ve kader birliğini beslerken, 1974 ganimet travması toplumsal birlik, beraberlik ve dayanışma anlayışını temelden dinamitledi.

 Otuz dört yıldır artçı depremlerle ganimet yeme travması sürüyor. Toplumun psikolojisi bozuldu... Toplum olarak tedavi gerektiren psikolojik bozukluğumuz olduğundan hiç kuşkum yok. Hastalığın yaygınlığı içten fark edileşini zorlaştırıyor. Dıştan bakıldığı zaman ise hastalığın ne denli kronikleşip hayatın her alanına yayıldığı çok kolay görülür.

 Geride kalan otuz dört yıl ganimet travmasının tedavisine yetmedi.

 Bu düşüncemi, önceki akşam kısa bir sohbet fırsatı bulduğum, bu konularda dünya çapında bir isim olan Vamık Volkan'la da paylaştım. Daha uzun sohbet etmek için anlaştık. Ama kaygılarımda haklı olduğumu söylediğini sizlerle paylaşayım...

   

 Günün sözü:

 

 Ganimet yiyen, karşılığında insanlığını verir

 

   830 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma
06 Ocak 2009, Salı   Hade hayırlısı olsun...
05 Ocak 2009, Pazartesi   Dikilitaş hukuğunun bedeli...
04 Ocak 2009, Pazar   K. Kaymaklı'daki çıkmaz sokağımızı konuştuk...
03 Ocak 2009, Cumartesi   Siyasi çoban iyi ya da kötü olmuş ne fark eder?
02 Ocak 2009, Cuma   Kıbrıs sorunu "out" iç sorunlar "in"...
01 Ocak 2009, Perşembe   2008'in son gününde Londra'ya dokunurken...
31 Aralık 2008, Çarşamba   Şöyle bir geriye dönüp bakınca...
30 Aralık 2008, Salı   İnanma be Memed!!!
29 Aralık 2008, Pazartesi   Dil Türkçe, anlayış çok farklı...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital