Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Maaşlar yargıda! [2]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]



Gerçek anlamda kader birliğimiz olmadı

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Temmuz 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Alithia'nın 20 Temmuz 1974'le ilgili sorularını yanıtlarken neler söyledim (1)

20 Temmuz Kıbrıslı Türkler açısından ne mana taşıyor? Bu sorunun yanıtı hem kolay hem de zor.

Törenler yapılsa da Kıbrıslı Türklerin 20 Temmuz coşkusu incelenmeye değerdir. 1974'e kadar yaşananlar Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumlara güvenini ciddi anlamda yaraladı. 1974'e kadar Kıbrıslı Türkler de Rum korkusu vardı. 20 Temmuz o korkunun bittiği, o güne kadar daha güçlü olan Rum tarafına karşı daha üstün güç elde edildiği gündür.

Ortak siyasi hedef olmaması bir yana çok farklı siyasi hedefler askeri gücü önemli hale getirmişti. Kıbrıs Türk tarafı 20 Temmuz'da Türk askerinin adaya gelişiyle normal koşullarda elde edemeyeceği güç üstünlüğünü elde etmiştir

Ortak dil, ortak tanımlama Kıbrıs'ın sorunlarından biridir. Biz 20 Temmuz'a Barış Harekatı deriz, Rumlar, işgal... Biz KKTC deriz onlar "sahte devlet"... Örnekleri daha da uzatmak olası... Bu farklı tanımlamalar nedeniyle karşılıklı verilen demeçlerin riski var... Bu satırları yazarı olarak bu riski bile bile Güney Kıbrıs'ta yayımlanan Alithia gazetesinden Kosta Kostantinou'nun sorularını yanıtladım.

Soruları elektronik postayla İngilizce dilinde yolladı... Yanıtlarımın Türkçe olabileceğini söylediği için yanıtlarımı Türkçe olarak verip yine elektronik postayla gönderdim. Görüşlerim dün tam sayfa olarak yayımlandı. Rumca olarak yazılanların Türkçe karşılığını tam metin olarak bu gün elde etmeye çalışacağım.

Bu tür demeç ve sunuşlarımı köşemden okurlarla paylaşma ilkem var. Böylece tercümeden kaynaklanan hataları düzeltmiş de oluyorum. Bir de söyleşinin tümü yayımlanmamış olabilir. Yayın dışında kalan bölümler bütünlüklü söylediklerim bakımından önemlidir. Söylediklerimin tümünü yayımlamam bu bakımdan da tamamlayıcı olur.

Alithia gazetesinin sorduğu sorular ve verdiğim yanıtları bugün ve yarın iki bölümde sizlerle paylaşacağım.

Soru ve yanıtlara geçmeden bir vurgu yapayım. Sorularda kullanılan tanımlamaları olduğu gibi kullanıyorum. Böylece onların düştüğü hataya düşmüyorum... Örneğin ben "istila" ifadesi kullanmamışsam tercümede de kullanılmamalıydı...

İşte soru ve yanıtların ilk bölümü:

* * *

SORU: 20 Temmuz 1974 Kıbrıslı Rumlar için trajik bir gündür. İşgalde yitirdiğimiz evlerimiz ve yakınlarımız için acı çekmekteyiz. Öte yanda Kıbrıslı Türkler, Türk yetkililerle birlikte, geçit törenleriyle kutluyor. Dolayısıyla bu günün Kıbrıs Türk toplumu için anlamı nedir?

YANIT: Birlikte üzülüp, birlikte sevinmek için gerçek anlamda kader birliği içinde olmak gerekir.

En kötü senaryo koşullarında bile Kıbrıs'ta süreç içinde en üst ortak değerlerde birlikte yaşamı arzu eden biri olarak geçmişimize baktığım zaman gerçek anlamda kader birliğimiz olmadığını görürüm.

Kıbrıs'ta Kıbrıslı Türk varlığının kökeni 1571'de adanın Osmanlılar tarafından alınması sonrasına uzanır. Dört yüz otuz yedi yıldır bu adada Kıbrıslı Rumlarla, Kıbrıslı Türkler iki büyük çoğunluğu oluşturur. Yaklaşık beş yüz yıllık süre içinde adaya birlikte sahip çıkıp, birlikte yönetme bakımından ne yaptık? Ya da siyasal niteliği olan ortak hedefler koyup birlikte mücadele edebildik mi? Bana göre en ciddi birliktelik Osmanlılar adayı fethederken Ortodoks Kıbrıslı Rumların, Katolik Venedik yönetimine karşı dayanışma içinde oluşudur.

İyi komşuluk örnekleri dışında siyasi boyutu olan kader birliğimiz olmadı. Altmış yıl önceki Lefke Maden Grevi az sayıda istisnadan biridir.

Birlikte hareket edememede ortak siyasi hedef yoksunluğu önemli nedendir.

İngiliz sömürge döneminde Kıbrıslı Rumlar adanın Yunanistan'a bağlanması için ENOSİS mücadelesini başlattı. Kıbrıslı Türkler ENOSİS mücadelesine katkı mı koyacak mı? EOKA bağımsızlık mücadelesi değil, ENOSİS mücadelesi verdi.

O dönemin Kıbrıs Türk liderliği Kıbrıs Türk toplumuna sağlıklı bir siyasi hedef göstermedi, Kıbrıslı Türkler, EOKA'ya karşı adadaki İngiliz askeri birliğinin saflarında yer aldı.

1955-1960 arası Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumları çok daha net karşı karşıya getirdi.

Kıbrıs Cumhuriyeti'ne hayat veren anlaşmalarda Makarios ve Dr. Küçük'ün imzaları olmasına rağmen Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk yöneticileri her iki toplumda birlikte yaşamaya inanmayan EOKA ve TMT'nin yeminli elemanlarıydı.

Kıbrıs Cumhuriyeti anayasal kimliğiyle sadece üç yıl yaşadı.

1963, Aralık olaylarında kimin suçlu, kimin suçsuz olduğu benim açımdan hiç önemli değil. Kıbrıslı Türklerin, Cumhuriyetteki görevlerini terk edip, getto gibi dar bölgelerde kendi yönetim çekirdeğini kurmasına güçlü olan Kıbrıs Rum tarafı izin vermeyebilirdi. Ayrılığın, Taksim'in temeli o gün atıldı.

1963'ten 1974'e kadar Rum toplumunda "Ne olacak bu Kıbrıs sorunu?" neredeyse hiç sorulmadı.

Ben K. Kaymaklılıyım (Omorphita)... 1963'te Samson öncülüğünde EOKA'cılar köyümüze saldırdı. Mandres'e göçmen gittik. Evlerimiz yakıldı yıkıldı. Çok sayıda insan öldü, kayıp oldu...

O zor dönemde kaderimizle baş başa kaldık.

Sorunuzda trajedi tarihi olarak 20 Temmuz 1974'ü gösterdiniz. Ama unutmayınız ki 15 Temmuz olmasaydı 20 Temmuz olmayacaktı.

Ben hiç bir zaman acının, hüznün, gözyaşının rövanşının benzer olmasını kabul etmem. Ama çok sayıda Kıbrıslı Türk 1974'ü, 1963'ün rövanşı olarak görüyor. Yineliyorum, ben öyle görenlerden değilim.

1963 sonrası yaşadıklarımız nedeniyle 1974 sonrası Kıbrıslı Rum kardeşlerimizin yaşadıklarını çok iyi biliyoruz.

Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunluğu çözüm ve birlikte yaşam olana kadar 20 Temmuz'u bayram kabul edecek.

20 Temmuz Kıbrıslı Türkler açısından ne mana taşıyor? Bu sorunun yanıtı hem kolay hem de zor.

Törenler yapılsa da Kıbrıslı Türklerin 20 Temmuz coşkusu incelenmeye değerdir. 1974'e kadar yaşananlar Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumlara güvenini ciddi anlamda yaraladı. 1974'e kadar Kıbrıslı Türklerde Rum korkusu vardı. 20 Temmuz o korkunun bittiği, o güne kadar daha güçlü olan Rum tarafına karşı daha üstün güç elde edildiği gündür.

Ortak siyasi hedef olmaması bir yana çok farklı siyasi hedefler askeri gücü önemli hale getirmişti. Kıbrıs Türk tarafı 20 Temmuz'da Türk askerinin adaya gelişiyle normal koşullarda elde edemeyeceği güç üstünlüğünü elde etmiştir.

Keşke karşılıklı uzlaşı ile karşılıklı incitici özellik taşıyan yıl dönümü kutlamaları iptal edilse.

SORU: Kıbrıslı Türkler adanın kuzeyindeki Türk askeri varlığıyla ilgili ne düşünüyor. Barışgücü müdürler yoksa anavatanlarında işgalci midirler?

YANIT: Kıbrıslı Türkler, Türk askerinin adadaki varlığını Kıbrıslı Rumlar gibi görmüyor ve tanımlamıyor.

Türkiye adaya garantörlük haklarını kullanarak gelmiştir.

Türk askerinin adada yarattığı sonuç Kıbrıslı Türkleri en genel tanımlamasıyla memnun etmiştir.

Ancak askerin Kuzey Kıbrıs'taki varlığı sivil ve demokratik yaşam bakımından zaman zaman sıkıntı yaratmaktadır. Bu sıkıntı Denktaşlı günlere göre şimdi daha azdır.

Türk askeri 1878'de adayı İngilizlere veren Osmanlı Türklerinin torunları olarak adaya gelmedi. Türk askerinin adaya getiren 15 Temmuz darbesi ve garanti anlaşmasının verdiği haktır. O hak sınırları içinde adadaki varlığı sürüyor.

Bu noktada bazı görüşlerimi sizlerle paylaşmak isterim.

Kıbrıslı Türklerin % 98 hatta fazlası olası bir çözüm modelinde de garantör ülke uygulamasının devamından yanadır. Neden? 15 Temmuz darbesi sonrası Türkiye adaya askeri müdahale yapmamış olsaydı, ada Yunanistan'a bağlanacaktı ve büyük olasılıkla kendi insanının katleden cuntacılar Kıbrıslı Türkleri de katledecekti. Bu nedenle iyi ki garantörlük vardı.

Garantörlük Kıbrıslı Rumlara felaket getirdi.

Bir garantör ülke olarak Yunanistan, darbe yaptı... Öteki garantör ülke Türkiye adaya askeri müdahalede bulundu... Üçüncü garantör ülke İngiltere ise seyretti... Böyle bir tabloya baktığımız zaman ben de Kıbrıslı bir Rum olsam garantörlüğe karşı çıkar, istemezdim.

Günün sözü:

Anlaşılmak isteyen konuşmalı

   765 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma
06 Ocak 2009, Salı   Hade hayırlısı olsun...
05 Ocak 2009, Pazartesi   Dikilitaş hukuğunun bedeli...
04 Ocak 2009, Pazar   K. Kaymaklı'daki çıkmaz sokağımızı konuştuk...
03 Ocak 2009, Cumartesi   Siyasi çoban iyi ya da kötü olmuş ne fark eder?
02 Ocak 2009, Cuma   Kıbrıs sorunu "out" iç sorunlar "in"...
01 Ocak 2009, Perşembe   2008'in son gününde Londra'ya dokunurken...
31 Aralık 2008, Çarşamba   Şöyle bir geriye dönüp bakınca...
30 Aralık 2008, Salı   İnanma be Memed!!!
29 Aralık 2008, Pazartesi   Dil Türkçe, anlayış çok farklı...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital