Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]



Bir şehit kızını dinlerken...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   24 Ağustos 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Babamı çocuk denecek yaşta kaybettim. Babasız büyümenin ne demek olduğunu ben ve benim gibiler çok iyi bilir. Ama babam şehit olduktan sonra toplumun sahipliğinde bir kimlik kazandı. Bu bilinçle gelişmeleri soğukkanlı bir şekilde izledik bu güne kadar. Ama babamın anısına saygısızlık olan davranış karşısında bazılarının suskunluğu bizi derinden yaraladı

 

 

 "... Köydeki yerleşim sebebiyle birçok sokakta birden fazla şehit ailesi oturduğundan, birçok şehit ismi kendi ailesinin oturduğu sokağa verilmemiş olmasına rağmen, her şehidin ismi illa ki bir sokağa verilmiştir. Bunda amaç hatıraları canlı tutmak olması gerekirken, şehitler için bir mertebeymiş gibi 'benim şehidimin adı caddeye layıktır, seninkinin değildir' gibi kişisel bir tartışmaya girmenin ne bizlere ne de şehitlerimize bir faydası olduğuna inanmaktayım.

 Ne yazık ki, sizlere de haksızlığa uğradığını iddia edip birkaç kez yazılarınıza konu olan aile, olayı bu denli basitleştirip, şehitler üzerinde siyaset yapmaya kadar olayları tırmandırmış, kendilerince haksızlığa uğramalarını siyasi görüşlerine bağlayabilmişlerdir. Kendi şehitlerine haksızlık ve saygısızlık yapıldığını iddia etmektedirler. Halbuki kendi şehitlerinin ismi evlerine en yakın sokağa verilmiştir. Ama tesadüfen ana cadde üzerinde oturmaları ve aynı caddeye babamın isminin verilmesi ne onların şehidini ne de ismi köyün dışında kalmış toprak sokaklara ismi verilen şehitleri ikinci sınıf şehit yapmaz. Nitekim isim verme çalışmalarına katılan muhtar ve azaların babalarının da isimleri köyün dışında köşe bucak, yolu toprak yol olan sokaklara verilmiştir. Şimdi bu şehitler ikinci sınıf şehit mi?

 ... İnada ve gösteriye dayalı eylemler her 15 Ağustos Şehitleri Anma Törenini bir gösteriye, bayrağa dolanma yarışına ve tabela savaşlarına çevirmişlerdir. Bu tutumları tüm şehit aileleri yanında şehitlerimizi anmaya gelen tüm devlet ve hükümet yetkililerini de rahatsız edecek duruma getirmiştir. Küfre ve rahatsızlığa varan eylemler bu aile tarafından sergilenmektedir. Adeta tek dertleri babamın isminin o tabeladan inmesiymiş gibi davranmaktadırlar. Bu durum hem bizler hem de diğer şehit aileleri tarafından üzüntü ile karşılanmaktadır. Bu gün filanca köydeki küçük bir çocuk parkına bile koskoca Atatürk'ün isminin verilmesi sadece bir hatırayı canlı tutmak ve saygının ifadesiyken, 'Benim şehidimin adı sokağa, seninkinin adı caddeye, filancanın şehidinin adı çıkmaz sokağa, diğerinin asfaltsız sokağa verildiği' gibi tartışmalar şehitlik gibi kutsal bir kavramla örtüşmemektedir."

 ***

 Okuduğunuz satırlar Taşkent (Dohni) katliamında yaşamını yitiren Şehit Hüseyin Kafadar'ın kızının bana ilettiği yazıdan alıntı.

 Hafta içinde benle görüşmek istedi. Eşiyle birlikte geldiler ve görüştük.

 Bu Pazar günü sizleri bu konuyla buluşturmadan önce çok düşündüm. Ama sonuçta büyük çoğunluğunuz evde otururken bu satırları okuyup düşünmenizi, değerlendirmenizi istedim.

 Daha önce bu köşede evlerinin bulunduğu caddeye eşi Şehit Mehmet Kaşif'in isminin verilmesine tepki gösteren Zerrin Mehmet'in görüşlerine yer verdim.

 Yazdıklarımın tümünü anımsıyorum.

 Yıllardır Zerrin Mehmet sesini eylemlerle birlikte duyurdu.

 Onun dışına kimse sesini çıkarmadı.

 Aslında en büyük korkum şehit ailelerinin bu oldukça basit konu nedeniyle karşı karşıya gelmesiydi.

 Yetkililer çare üretemedi. Köyün ortasında cadde kabul edilen yolun bir bölümünü Mehmet Kaşif ismi verilemez miydi?

 Hade bu yapılamadı, zamanında alınan kararın arkasında da kararlı ve net duruş özellikle bazı siyasiler tarafından sergilenmedi.

 Bazısı "bakarız" dedi, bazıları da, "bu seçimler geçsin hallederiz."

 Sonunda Zerrin Mehmet, çocuklarıyla birlikte Şehit Hüseyin Kafadar ismi yazılı tabelayı indirip, eşi Şehit Mehmet Kaşif'in ismini çaktı.

 Yetkililer aciz kalınca olacağı buydu.

 ***

 Bir sokak isminin şehit ailelerini karşı karşıya getirmesinden rahatsızım. O haklı, bu haklı demek de istemem. Ancak şehit kızı Işılay Orel'in yaklaşımlarında polemikten kaçınan bir olgunluk bulduğumu ifade etmek isterim.

 Işılay Orel'in şehitlerle ilgili şu yaklaşımında da çok anlamlı bir derinlik var: " Şavaşlar olmasın kimse yaşamını zamansız yitirmesin, Ama şehitlik mertebesine erişen insanlar ailelerinden öte toplumun ortak değeri olur. Babamı çocuk denecek yaşta kaybettim. Babasız büyümenin ne demek olduğunu ben ve benim gibiler çok iyi bilir. Ama babam şehit olduktan sonra toplumun sahipliğinde bir kimlik kazandı. Bu bilinçle gelişmeleri soğukkanlı bir şekilde izledik bu güne kadar. Ama babamın anısına saygısızlık olan davranış karşısında bazılarının suskunluğu bizi derinden yaraladı."

 ***

 Objektif bir yaklaşımla görüşleri sizlere taşıdım. Bir kez daha yineliyorum, SOKAK İSİMLENDİRMESİNDE BİLE SORUN YAŞANMASINI ENGELLEYEMEMEK ÇARESİZLİKTİR.

 

 Günün sözü:

 

 Çare üretemeyen yönetici olamaz

 

   732 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma
06 Ocak 2009, Salı   Hade hayırlısı olsun...
05 Ocak 2009, Pazartesi   Dikilitaş hukuğunun bedeli...
04 Ocak 2009, Pazar   K. Kaymaklı'daki çıkmaz sokağımızı konuştuk...
03 Ocak 2009, Cumartesi   Siyasi çoban iyi ya da kötü olmuş ne fark eder?
02 Ocak 2009, Cuma   Kıbrıs sorunu "out" iç sorunlar "in"...
01 Ocak 2009, Perşembe   2008'in son gününde Londra'ya dokunurken...
31 Aralık 2008, Çarşamba   Şöyle bir geriye dönüp bakınca...
30 Aralık 2008, Salı   İnanma be Memed!!!
29 Aralık 2008, Pazartesi   Dil Türkçe, anlayış çok farklı...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital