|
Bugüne kadar kaç kez söylediğimi bilmem. Ama pek çok kez daha söyleyeceğime eminim. KUYUNUN DİBİNDEKİ KURBAĞA İÇİN GÖKYÜZÜ KUYUNUN AĞZI KADARDIR.
Kıbrıs Türk toplumu senelerce kuyunun dibinde tutuldu. Gökyüzünün sonsuzluğunun bilinmesinden korkuldu.
Bu mantıkla da dünyanın merkezinin de Sarayönündeki dikilitaş olduğu izlenimi verildi topluma
STRASBOURG- Bugüne kadar kaç kez söylediğimi bilmem. Ama pek çok kez daha söyleyeceğime eminim. KUYUNUN DİBİNDEKİ KURBAĞA İÇİN GÖKYÜZÜ KUYUNUN AĞZI KADARDIR.
Kıbrıs Türk toplumu senelerce kuyunun dibinde tutuldu. Gökyüzünün sonsuzluğunun bilinmesinden korkuldu.
Bu mantıkla da dünyanın merkezinin de Sarayönündeki dikilitaş olduğu izlenimi verildi topluma.
Bütün siyasi ilişiklerin temeline de düşmanlık yerleştirildi.
Türkiye'den transfer bir yaklaşımla, "Türkün dostu yine Türktür" denildi.
Bu anlayışla düşmanlıklar ezeli ve ebedi oldu. Düşmansız yaşam hayal edilmedi toplumsal yaşamımızda.
Böyle olduğu için de en iyi kavga eden en iyi lider oldu. Bu aslında dışa dönük değil kendi içimizde hayatın her alanında da böyle olmadı mı? Çünkü bu anlayış yukardan aşağı, sağa sola bulaşa bulaşa akıtıldı.
***
Önceki gün AKPA'da parlamenterlere yaptığı konuşmanın ardından KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'la uzun uzun konuştuk.
Doğal olarak konuşmasıyla ilgili izlenim ve yorumlarımı merak ederek sordu.
Yanıtım aynen şu oldu:
"Konuşmanızın içeriği hiç kuşkusuz çok önemli. Ancak benim için konuşmanızdan çok daha önemli olan, bir zamanlar kapısının önünden geçemediğimiz AKPA gibi önemli bir kurumsal yapının genel kurulunda konuşma yapmanızdır. Yıllar sonra neler söylediğiniz değil, önemli bir kilometre taşı olarak "Talat ve Hristoyas, 2008'de AKPA'da genel kurula hitap etmişti" anımsanacak. Bu sesleniş Rumlar tarafından çok önemli olmayabilir. Ama bizim için çok önemlidir. İlk kez hem de Rum tarafının uluslararası tanınmışlığının ürünü çok da önemli olmayan ayrıntının dışında eşit muamele gördük. Ayrılıkçı amaçlara hizmet anlamında değil, siyasal eşitliğimizin kabul görmesi bakımından 1 Ekim 2008 çok önemli bir gün olarak tarihe geçmiştir."
***
Hiç kuşkum yok, Kuzey Kıbrıs'ta hatta Türliye'de malum çevreler Talat'ın AKPA'daki konuşmasını önemsizleştirmeye çalışacak.
Neden?
Bu salt Talat'ın siyasi kredi elde etmesinden duyulan korku değildir. Esas korkuları Kıbrıs Türk toplumunun uluslararası platforumda statü tırmanışına geçmesidir.
Dünyalı olduğumuz oranda kuyunun dibinden kurtulacağız.
Dünyalı olduğumuz oranda dünyanın merkezinin dikilitaş olmadığını öğreneceğiz.
Kıbrıs Türk insanının en büyük talihsizliği uluslararası kimlik kazanan Kıbrıs sorununun senelerce, merkezinde Kıbrıs Türkü olmayan siyasi hesaplarla yönetilmesidir.
Kıbrıs sorununu "Vatan-millet-sakaraya ve düşmanlık edebiyatı" üzerinde kurulu politikalarla idare edilmeye çalışıldı. İdare etmek derken geçiştirilmeyi kast ediyorum.
Bu satırların yazarı olarak dünya dili konuşarak dünyaya meramımızı anlatacağımıza hep inandım. İnancımı çok çok eskilerde yıllar önce seslendirdim. Muhatapları anlamadı mı? Ne demek anlamadılar. Anladılar ama anladıklarını belli etmek işlerine gelmedi.
O politikaların sahipleri için önemli olan içe kapalı, kolay kontrol edilebilir bir toplum yapısını koruyup, sürdürmekti.
***
"Talat, AKPA'da konuştu her şey halloldu." Ben böyle bir şey söylemedim. Söylediğim çok önemli ve Kıbrıs sorununun çözümüne katkı koyacak bir adımın atıldığıdır.
Şimdi bazılarının "Talat, konuştu ama ardından onaylanan Kıbrıs raporu ve kararı ortada. Bu durum çelişki değil mi?" dediğini duyar gibiyim.
İlk bakışta çelişki olarak algılanabilir. Ama öyel değil.
Uluslararası siyasette mesafeler çok kolay alınmaz. Hem eskilerin olumsuzluğunu azalatacaksınız hem de yol alacaksınız. Ve de bunları yaparken dünyanın yükselen değerlerini çiğnemeyeceksiniz.
Kavga ede ede, düşmanlıkları besleye besleye değil, haklılığınızı dünya diliyle anlata anlata ve de barış ve dostluk değerlerini yükselte yükselte bunu becereceksiniz.
Talat'la konuşmamızda "yazılmazsa daha iyi olur" dediği bölümler de vardı. O bölümlerde önemli batılı siyasi kişilere karşı ne denli kararlı duruş sergileyip, dün bazılarının asla randevu alamadığı kişilere aylarca randevu vermediğini anlattı.
Yani Talat, 'pales pandres teslim' bir duruş sergilemiyor. Geleneksel sıkıntı ve zorluklara rağmen, hatası az, doğrusu çok bir yürüyüş gerçekleştiriyor. Strasbourg'ta bunu gözlerimle gördüm, tanık oldum.
Günün sözü:
Kavga köprüler yıkar, dostluk köprüler yapar
|