|
Gün kavga, gün fasariya günü değil...
Seçim gailesinden daha önde toplumun gelecek gailesi olmalı. İçinde bulunduğumuz günleri basit hesaplarla değerlendirmeye kalkanlar, siyasi konumları ne olursa olsun enkazın altında kalacak.
Bu satırları yazarken bildiklerim var...
Durum üzerinden siyaset yapılacak durum değildir.
Dün sabah Kıbrıs Türk Hava Yolları'nın dokuz buçuk uçağıyla İstanbul'dan Kıbrıs'a uçuyorum...
Hava çok iyi değildi. Uçak hızla ulaşacağı yüksekliğe ulaşınca emniyet kemerlerinin bağlı tutulması uyarısını taşıyan ışık söndü.
Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesinde görevli genç bir doktor gelip, seslendi ve yanıma oturdu.
Eşi Kıbrıslı... " Dört yıldır Kuzey Kıbrıs'tayım. Kendimi Kıbrıslı hissediyorum. Çocuğum var... Hem bizlerin hem çocuğumuzun geleceğini düşündüğüm için ülkemizin dertleri benim derdimdir" dedi öz olarak önce.
Sonra mikrofona yakın olanların düzeysizliğinden dert yandı.
Somut örnekler de verdi.
Aslında söylediklerinin tümüyle benim yaklaşımlarım örtüşüyordu. Bunu söylediğim zaman, "Yanınıza gelip konuşma isteme nedenlerimden biri de yazıp söylediklerinizdeki yaklaşımlarınıza katılmamdır" dedi.
* * *
Çok değil azıcık sorumlulukla toplumsal meselelere bakanlar ciddi kaygı duyar.
Bu ciddi kaygının kaynağında kıran kırana kırgınlık da var.
"Birlik beraberlik içinde değiliz", diyerek dert yanacak değilim.
Birlik beraberlik tek seslilik getirecekse eksik olsun.
Bizim derdimiz düzeyden yoksuk yaklaşımlardır.
Doktor arkadaşımız isimlerle birlikte örnekler verdi. Belli ki toplumsal gelişmeleri hem içerden hem de zaman zaman az dışardan bakarak gözlüyor.
Gözlemle, bilgi toplayıp ardından fikir sahibi oluyor o fikirle de sorguluyor.
Sorguladığı zaman ise pek çok insan gibi morali bozuluyor.
* * *
Eskiden iktidar ve muhalefet partileri arasında kıran kırana kırgınlık vardı. Şimdi aynı parti içindeki insanlar kıyasıya döğüşüyor.
Kıran kırana dalaşmanın içinde sivil toplum örgütleri de.
Bu tür yaklaşımlar demokrasiye zarar verir.
Bu tür gerginlikler bizi asla iyi yerlere götürmez.
Global kriz daha bizi tokatlamadı.
O büyük tokat gelmeden biz kendi dünyamızın sıkıntılarıyla ekonomik anlamda ciddi deprem yaşıyoruz.
Dönem tam bir takım ruhuyla hareket etme günü. Ama bizde takım ruhunun kırıntıları bile ayak altında çiğnenmek isteniyor.
Ekonomik sıkıntı ve sorunların tırmanışı bakımından çok kritik dört küsur aylık bir dönemin içindeyiz.
Kendi ölçeklerimizde küçük, orta ve büyük ölçekli işletme sahipleriyle konuşuyorum. Herkes kan ağlıyor. Çarşıda yaprak kımıldamıyor.
Tüm sektörlerde pasta küçülmesi var. Pasta küçülürken pay alanların sayısı azalmıyor. Böyle olunca küçülen pastaya hücüm yeni sorunlar gündeme getiriyor.
* * *
Gün kavga, gün fasariya günü değil...
Seçim gailesinden daha önde toplumun gelecek gailesi olmalı. İçinde bulunduğumuz günleri basit hesaplarla değerlendirmeye kalkanlar, siyasi konumları ne olursa olsun enkazın altında kalacak.
Bu satırları yazarken bildiklerim var...
Durum üzerinden siyaset yapılacak durum değildir.
Eğer bu fırtınayı göğüslemeyi başaramazsak deprem 2001'lerdeki banka krizinde daha az olmayacak.
Panik olmasın diye sözcükleri seçerek yazımı yazıyorum.
Özellikle inşaat sektöründe anlı şanlı firmalar dizlerinin üzerine çökmüş durumda. Yalnız başlarına bırakılırsalar ayağa kalkma şansları çok düşük. Hükümet bu durumu seyretmemeli. Çünkü oradan başlayacak yıkılma finans dünyasında da taşları devirecek.
* * *
"Kendi parası olmayan bir ülkede Merkez Bankasının işi ne?" sorusu sıkça sorulur. Ancak küçük bir araştırmayla öğrendim ki Merkez Bankası, bankaları yakın takipte tutuyor. Riskli kredilerle ilgili uyarısını yapıyor... Uyarısı doğrultusunda riskli kredi kullanıcılara yapılacak uyarıların da takibi için özen gösteriyor.
Bu duyarlılık bazı bankaların canını sıkabilir. Ancak sonuçta daha büyük krizlere karşı ön bilgiye sıcağı sıcağına sahip olunmasını sağlıyor.
... Siyasetin ön saflarında olanlar kıran kırana savaş tutarken ekonomimiz çok ciddi anlamda bunalımları günlere doğru hızla kayıyor. Zamanında, seferberlik ruhuyla önlem alınmazsa felaket çok büyük olacak. Bizden bir kez daha dost uyarısı.
Günün sözü:
Geciken önlem, önlem değildir
|