|
Yıllar geçti değişen bir şey olmadı...
Belki asırlar geçse de değişmeyecekti...
İyi ve kötü güzel ile çirkinin arasındaki kavgaydı bu...
Gülde vefa olsa, bülbül bu kadar ıstırap çeker miydi?...
Gül yağını eller sürünüp, o hırsından çatlar mıydı?...
Uğrunda ölünen Leylaların birer aşüfte olacağı aklına gelir miydi insanın?...
Gelseydi eğer, Mecnun Leyla'ya bu kadar aşık olur muydu?...
Uğrunda öldüğünüz topraklar bugün uğrunda ölemeyeceklere peşkeş çekilir miydi?...
Siz devler gibi sevip çocuklar gibi ıstırap çeker miydiniz?...
"Aldırma boş ver biz kadere tekme atıp çelme takmış insanız" der miydiniz?..
***
Belki yıllar geçse de değişen bir şey olmayacaktı...
Cebini dolduran yurtsever, dolduramayan vatan haini olacak ve bu statüko hiç değişmeyecekti...
Belki de yıllar önce, bu toprağı vatan yapma uğraşı verenler, bir dönemde vatan haini diye yargılanabilecekti...
Vatanseverlerin yatak altında saklanmaları onlar için bir şey ifade etmeyecekti...
Yargısız infazların sürüp gittiği, bizim eğitim düzeyimiz hayli yüksek, biz küçük, ama değerimiz büyük diyenlerin on paraya satılmasına kimse ses çıkarmayacaktı...
Onlar süresi dolan bir gıda maddesi gibi toplatılacaktı marketlerden...
Varlığı sinsi bir şüphe, inanılmaz bir yağcılıkla su yüzüne çıkanlar, araştırılmayan hikayelerin karanlık kahramanları hep gölgede yaşayacaktı...
Doğmamış bir çocuğa isim bulup, yaşanmamış bir hayatın hikayesi mi olur diyen çıkmayacaktı...
İki cami arasında beynamaz gibi durup, Köşklüçiftlik sendromunu yaşayanlara kimse bir şey söylemeyecekti...
***
Değişen bir şey olmayacaktı...
Zaten her değişim bir öncesini aratmadı mı?...
Gelen gidene rahmet okutmadı mı?..
İhtilal evlatlarını yemedi mi?..
Giden sevgilinin arkasından intihar eden bir genç yaşasaydı eğer, kendini hayattan koparan o güne lanet etmeyecek miydi?...
***
Kuşkusuz ki, gün gelecek herkes gideceği yere gidecekti...
Sevgiden ve insanlıktan yoksun olsalar da son durağa onlar da gelecekti...
Geride kalanlar onları değerlendirirken elbette geçmişlerine bakacaktı...
Ve bakarken, onların gönüllerindeki yumuşaklığı arayacaktı...
Böyle olmasa Yunus Emre, bu kadar yüzyıl yaşar mıydı?...
"Taş gönülde ne biter, dilinde ağu tüter... Ne kadar yumuşak söylese sözü savaşa benzer" der miydi...
Gelenin gidene rahmet okutacağı bir dünyada yaşıyorsanız siz taş gönüllülere iltifat etmeyiniz...
|