|
"Kaybetmek", gerçekten illet bir duygudur...
İnanılmaz bir keder verir insana...
Hele o kaybetme anı, ya da kaybettiğini öğrenme anı, hiç yaşamak istemediğim bir duygudur.
Bazen kaybettiğinizi anladığınız an normal davranmaya çalışırsınız ama gözleriniz, dudaklarınız ele verir sizi...
Nefesiniz duracak gibi olur, dokunsalar ağlayacak gibi olursunuz.
Kaybetmenin her türlüsü üzüntü vericidir ama ortada bir seçim varsa ve insanlar sizin yerinize başkasını tercih ediyorsa "istenmiyorum" duygusuna kapılırsınız.
Bu duygu her zaman çok doğru değildir, sizi seçmemeleri sizin yerinize seçilenden daha kötü olduğunuzu göstermez aslında ama o an bunları düşünecek durumda olmazsınız.
UBP Genel Başkanlığı'nı kaybettikten sonra, meclisteki ilk gününde Tahsin Ertuğruloğlu'nun önceki gün "arka sıralarda" oturduğunu yansıtan Yenidüzen'deki bir fotoğraf gerçekten etkileyiciydi.
Nereden nereye?
Hayat böyledir işte, bir gün önce zirvedesiniz, ertesi gün dipte...
Bir gün kralsınız, ertesi gün yüzünüze kimse bakmaz...
Sayın Derviş Eroğlu, aday olana kadar pek ekranlara çıkmıyordu, aranmıyordu, o dönemler Tahsin Ertuğruloğlu aranıyordu ama başkanlığı kazandıktan sonra baktık ki tüm ekranlarda Derviş Bey var...
Artık Tahsin Bey'i pek arayıp soran olmayacak.
Dönem artık Eroğlu dönemidir...
Tarafını belli edenler tamam da bir de her iki tarafa şirin görünüp de kazananın yanında olan "kral öldü, yaşasın yeni kral"cılar var.
En çok da onlar üzüntü verir insana.
Güç sizde olmayınca, yanınızdaki insanlar da azalır.
İnsan kaybetmeyi hak etmediğini düşündüğü zaman üzüntüsü bir o kadar daha büyük olur.
Tahsin Bey ile seçim sonrası konuşmadım ama eminim kaybetmeyi hak etmediğini düşünüyordur.
Çünkü seçim öncesi bu mealde şeyler söylemişti.
Daha önce de Ertuğruloğlu'nun yerine Hüseyin Özgürgün tercih edilmişti ama Tahsin Bey, küsmemiş, yılmamış ve UBP başkanlığına gelmişti.
Sormuştum ona kaybederse partiden ayrılır mı diye, ayrılmayı düşünmediğini, mücadelesine UBP'de devam edeceğini söylemişti.
Kaybetmesinin doğru olmayacağını, yine haklılığının anlaşılacağını ima ediyordu.
Eroğlu'nun kazanmasıyla UBP'nin ve ülkenin kaybedeceğini söylüyordu Tahsin Bey...
Gerçekten öyle mi olacaktı, UBP'nin inişe geçtiği dönemde gözlerden kaybolan Eroğlu, yine UBP'nin inişe geçmesine mi neden olacaktı?
Ertuğruloğlu, kaybederken gelecekte kazanan mı olacaktı?
Eroğlu'nun gelmesi iddia edildiği gibi çok daha büyük bir planın vizyona koyulması mıdır?
CTP'nin silinmesi, yerine UBP'nin getirilmesi, Talat'ın yerine Eroğlu'nun hazırlanması politikası mıdır?
Gerçekten AKP'nin CTP ile işi bitmiş, Eroğlu'lu UBP'de karar kılınmış mıdır?
Tahsin Bey kazansa bu senaryo uygulanamaz mıydı?
Yine Türkiye'den bir senaryo mu çiziliyor da kaderimizle mi oynanıyor, yukarıdan ipleri oynatılan kuklalar olmaktan kurtulamayacak mı politikacılarımız?
Tahsin Bey ile Derviş Bey bile gizliden gizliye "ben Türkiye ile daha iyi geçinirim" mesajları vermedi mi seçim sürecinde?
Genel seçimlerde "Türkiye yanımda" iması yaratılır, buna ihtiyaç duyulurdu, şimdilerde parti içi yarışa kadar indi bu iş.
Biz 2004'te Kıbrıs'ta bir çözüme ulaşamamakla "kaybetmiştik" zaten, bunun üzüntüsünü iliklerimize kadar yaşamıştık.
Şimdi çözümsüzlüğün mimarlarından Eroğlu ile birlikte Türkiye'den bir çözümsüzlük senaryosu hazırlanıyorsa, Tahsin Bey'in hüznünden çok daha büyük olur hüznümüz.
Yoksa bunlar deli saçması senaryolarsa, bu iş Tahsin Bey'in kaybetmekten kaynaklanan kederiyle, üzüntüsüyle kalacaksa, bir süre daha mecliste son sıralarda oturacaksa varsın Tahsin Bey üzülsün, nasıl olsa yaşı daha genç başkanlık şansı var... Tahsin Bey, nankörlüğü de görsün, ikiyüzlüleri de tanısın, tecrübesine tecrübe katsın ama bakalım memleketi ne bekliyor, bu operasyonla birlikte?
Bu memlekette bir çözüme ulaşılmadıkça daha çok senaryolar yazılır ve "kaybetmek" de Kıbrıslı Türkün kaderine dönüşür...
|