Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]



NE DE GÜZEL BİR İŞ YAPMIŞSINIZ

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Ocak 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ne büyük iş yaptı polisimiz, gece kulübünde iki Rumu tutuklayıp, mahkemeye sevk etmekle ve teşhir etmekle dünya aleme?

    Ne büyük iş, ne büyük iş...

    Vay be, memlekette gece kulüplerimiz varmış...

   Üstelik bu gece kulüplerindeki konsomatris diye çalışan kızlar fuhuş yapıyormuş!

    Uuuuuu, öyle mi, yok da?

    Hiç bilmiyorduk, iyi ki o iki Rumu tutukladınız da öğrendik.

    Onun için dışarıdan albenili ama boyalı camlarla içerisi kamufle edilmiş binalarmış bunlar!

    Halbuki biz buraları kafeler gibi yerler, bu konsomatrisleri de masalara içki servisi yapan kızlar sanıyorduk. 

    Öyle arkadaşların kafa dinlemeye, sohbet etmeye gittiği masum yerler diye biliyorduk.

    Bak sen, meğerse buralarda fuhuş yapılıyormuş, Rus, Modavyalı kızlar parayla satılıyormuş.

    Nasıl da uyutmuşlar bizi bu kadar zaman, iyi ki bu iki Rum tutuklanmış da tüm bunlar ortaya çıkmış.

     Milletle dalga geçer gibi bir durum!

    Gündem yoğundu hafta arası ve onca “asık suratlı haberin” arasında bir de bu tutuklanan iki Rumun trajikomik meselesi vardı.

     İnanılır gibi değil.

    Diyeceksiniz ki; “o kadar gündem içinde bu mu battı gözüne?”

    Evet battı, çünkü yapılan tam bir pişkinliktir, tam bir işgüzarlıktır.

    Bu memlekette kumarhaneler ve gece kulüpleri yüzünden yuvalar yıkılıyor, sen buralara göz yumuyorsun, buralara gidip de adam gibi demetim yapmıyorsun ama iki Rum buraya gidip de iki tane kızla cinsel ilişkiye girdi diye tutukluyorsun.

    Bu ne perhiz be ne lahana turşusu.

    Sanki de adam öldürmüşler gibi, gözaltına al, mahkemeye çıkar, teşhir et, adamların başını belaya sok, işinden et...

    Günah değil mi, şov yapacaksın diye bu işlere sebebiyet veresin?

    Haaa, her zaman göz açtırmasan, her fuhuş yapanı tutuklasan, bu ikisi de onlar arasında olsa amenna, o zaman bir şey diyemeyiz ama sırf Rumdurlar diye şov için bunu yapmak, tek kelimeyle “pişkinliktir” başka bir şey değil.

    Buralarda fuhuş yapıldığını herkes biliyor arkadaş, hatta bazı yetkililer bir ara, “ne yapalım, memlekette kerhane (genelev) yok, buraları da kapatırsak gençler ne yapacak?” diyormuş perde gerisinde.

     Bu kadınlar haftanın belirli günlerinde hastaneye gezme olsun diye götürüldüğünü sandığımızı mı düşünüyorsunuz?

     Bu ayıp son olur inşallah!

 

 

*************

 

 

MİNİKLERDEN YETİŞKİNLERE

KOCA KOCA MESAJLAR

 

   Hafta  arası “İlkokul Tiyatro Yarışması” etkinliğinin jürisinde görev aldım.

   İlköğretim Dairesi’nin yürüttüğü ve UNDP-ACT’in desteklediği “Zararlı ve Bağımlılık Yapan Alışkanlıkları Önleme Projesi” çerçevesinde ilkokul öğrencilerinin zararlı alışkanlıklarla ilgili birkaç dakikalık oyunlarını izledik...

   Ülkenin çeşitli bölgelerinden toplam 13 ilkokul yarıştı.

   Doğrusu, jüri üyeliği teklifi geldiğinde yoğun işlerim arasında bu iş “angarya” gibi gelmişti bana.

   Ancak Atatürk Kültür Merkezi’ne adım atar atmaz, yanıldığımı anladım.

   Heyecanlı yarışmacılar, onları desteklemeye gelen heyecanlı arkadaşları, kostümleri, makyajları ile büyümüş de küçülmüş öğrenciler o kadar hoştu ki...

   Salonu dolduran çocuklara baktım, o kadar saf, o kadar sevgi dolu, o kadar kötülükten, fesatlıktan uzaktılar ki, “keşke ben de bu yaşta olsam” demekten alamdım kendimi.

   İş temposu içinde güzellikleri de unuttuk...

   Öyle çok güzellik vardı ki salonda, insan ister istemez duygulanıyor.

   Ben de duygulandım, ta çocukluk yıllarına kadar gittim.

   İlkokulda biz de tiyatro oyunları oynamıştık, birkaç tanesinde ben de rol aldım.

   Hiç unutmam, 23 Nisan’da oynayacağımız bir oyun için öğretmenimiz başrolü benden alıp, en iyi arkadaşıma verdiğinde ağlamaktan gözlerimi çıkarmıştım.

   Daha bizi tam denememişti bile, eğer denese adım gibi emindim daha iyi oynayacağıma ama benden daha yapılı, daha uzun diye (en azından o çocuk kafamla öyle olduğuna inanmıştım) benden alıp ona vermişti rolü.

   Bana da çok kısa bir “oduncu” rolünü uygun bulmuştu.

   Bu kısacık role öyle bir sarıldım, öyle bir çalıştım ve de öyle bir oturdum ki o role, ben çıktığımda izleyenler kahkahaya boğulmuş, rolümden dolayı beni alkışa boğmuştu.

   Tabii ki bir sonraki ve ondan sonraki etkinliklerde sahnelenen oyunlarda tabii ki başrol benimdi.

   Yine hiç unutmam, Nasrettin Hoca’yı oynadığım bir oyunda ise henüz gülünecek bir yeri gelmemişken ve daha diyalog bile yokken seyirci kahkahalara boğuldu.

   Şaşırmıştım, ne oluyor diye?

    Meğerse bizim sakal- bıyık düşmüş, biz farkında değiliz, “vay be daha konuşmadan böyle gülmeye başlamışlar, ne güzel oynuyorum” diye düşünmüştüm.

    Oyundaki arkadaşım Mahmut Çavuş, el kol hareketleriyle beni uyarmak için helak olmuştu, sonra durumu fark edince beni de aldı bir gülme, zor devam etmiştik oyuna...

    Miniklerin oyunları bunları getirdi gözlerimin önüne...

    Yoğunluktan, iş stresinden anılarımıza bile dönemiyoruz.

    “Keşke jüri üyesi değil de sıradan bir izleyici olarak gelseydim buraya” dedim, çünkü insan bir birinden ayıramıyor bu sevimli çocukların çalışmalarını.

    Her oyun bir başka güzeldi.

    Çocuk güzelliği, çocuk saflığı, çocuk temizliği o kadar çok yansıyordu ki oyunlarına, bazen gülerek, bazen duygulanarak izledim onları.

    Sigara, alkol, uyuşturucu konusunda koca koca mesajlar, dersler verdiler biz büyüklere...

    Küçücük yürekler, büyüdükçe büyüdü sahnede, keşke bu koca yüreklerin ders veren oyunlarını herkes izleyebilse.

    Hocaları inandırmış bu miniklere bağımlılığın zararlarını...

   Yüzlerinden okunuyordu bu, çünkü bağımlılığın kötü yanlarını dile getirirken yüz hatları kasılıyordu, bir öfke kabarıyordu yüreklerinde ve yüzlerine yansıyordu.

    Oyunlar biterken verilen son mesajlarda bunu daha iyi hissedebiliyorduk.

    Keşke bu büyümüş de küçülmüş miniklerin mesajlarına uyabilse yetişkinler, keşke bu minikler bugün oynadıkları bu kısacık oyunları unutmasa da bu kötülüklere bulaşmasa.

    Eminim bu türlü etkinlikler çoğaldıkça, bağımlılığın zararları çocukların kafasına kazandıkça daha iyi nesiller yetişecektir ama bunun o kadar da kolay olmadığını biliyoruz.

    Minikleri yetişkinliğe doğru adım attıklarında çok tehlikeler bekliyor, hayat, ergenlikten başlayarak, çok tuzaklarla dolu.

    Yetişkinler de çocukların örnek alabileceği iyi modeller değil.

    “İlkokul Tiyatro Yarışması”, o unuttuğumuz “güzel şeyler de oluyor” sözü var ya işte ona güzel bir örnek.

    Çirkinlikler arasında güzellikleri görmez oldu gözlerimiz, emin olun ki jüride yer almasam, günün haberleri arasında, sıradan, önemsiz bir haber gibi gelip geçecekti önümden.

     Bu güzelliği fark edemeyecek, hafta içinde gazetede tam sayfa yer vermeyecek, bugün de sizlerle bu satırları paylaşamayacaktım.

      Bu arada, Eğitim Bakanı Canan Öztoprak’ın, İlköğretim Dairesi Müdürü Hatice Düzgün’ün ve Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel’in sahnede direkt izleyici çocuklara seslenmesi, onlarla diyalog kurması, öğrencilere yönelttikleri sorulara hep bir ağızdan cevap almaları da güzel enstantanelerdi.

     Önemsendiklerini hissetmeleri bakımından önemliydi.

     Bu arada ben oyunlardan başka gizli mesajlar da aldım...

     Bilmiyorum senaryoları yazan öğretmenlerin gizli bir mesajı mı yoksa rastlantı mı ama yetişkinlerin çocuklarını “getir götür” işleriyle bunaltması meselesi de oyunlarda gizli bir temaydı.

     Yetişkinlerin çocuklarına yönelik; “kalk kapıyı aç”, “kalk su getir”, “kalk bakkala git şunu al” gibi isteklerinin, bitmek bilmez bir hal aldığına, bu durumu, karşısındakinin çocuk olduğunu unutarak biraz abarttığına yönelik yerinde bir vurgu.

     Dediğim gibi, keşke herkes izleyebilse  bu miniklerin minik ama anlam yüklü oyunlarını...

 

 

**************

 

KİMİN KİME GÜLECEK HALİ VAR Kİ?

 

    Son günlerde daha bir düşman kardeşler olduk bir birimizle.

    Sokakta, basında, iş yaşamında, mecliste...

    Herkes herkesi bir şeylerle suçluyor, kendi durumuna bakmadan, aslında kendisinin de o eleştirdiği kişi gibi olduğunu fark etmeden.

    Battıkları çirkefin aynı çirkef olduğunun ama bu çirkefin farklı bölgesinde yer aldıklarının bile farkında değiller.

    Aslında yok kimsenin kimseye gülecek yüzü ama çıkar kavgası o kadar gözlerini bürümüş ki bunu görecek halleri yok. Çok kötü durumdayız, hem de çok...

 

   1631 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Ocak 2009, Pazar   Gazze'deki dram
22 Aralık 2008, Pazartesi   114 KİŞİNİN İŞTEN ÇIKARILDIĞI GÜN BELEDİYEYE MİSAFİR OLMAK!
21 Aralık 2008, Pazar   FUTBOL FEDERASYONU, KOP'A ÜYELİK KONUSUNDA YALNIZ KALDI
14 Aralık 2008, Pazar   HELVA İMALATHANESİ BATTI SAYIN BÜYÜKELÇİ
13 Aralık 2008, Cumartesi   İSTİFA
11 Aralık 2008, Perşembe   EKONOMİSTLERDEN SONRA ÖMER ADAL DA GERÇEKLERİ GÖRDÜ
10 Aralık 2008, Çarşamba   DERSHANE BASKINININ HATIRLATTIKLARI
08 Aralık 2008, Pazartesi   ÇOCUKLAR BAYRAMLARDA PİNTİ YETİŞKİNLERİ SEVMEZ
07 Aralık 2008, Pazar   TALAT, SÜT ÇOCUĞU İSE HRİSTOFYAS NASIL BİR ÇOCUKTUR?
03 Aralık 2008, Çarşamba   KAYBETMEK



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital