Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



Arasta esnafı, Lokmacı'nın açılacağına hiç inanmadı

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Lokmacı kapısının açılması kimilerine göre çok önemli bir olay, kimilerine göre ise haddinden fazla abartılıyor.

Kapının açıldığı gün düzenlenen etkinlikleri eleştirenler, orada sevinçlerini gizlemeyenleri küçümsemeye çalışanlar var.

"Ne olmuş Lokmacı açılmışsa, memlekete çözüm mü gelmiş?" diyorlar.

Elbette Lokmacı'ya gereğinden fazla misyon yüklemeye gerek yok ama sıradan bir olaymış gibi değerlendirmek de doğru değildir.

Orada etkinlik düzenleyen arkadaşlarla konuşuyoruz, "Biz Lokmacı açıldı da çözüm oldu iddiasında değiliz ki" diyorlar.

Doğrusunu söylemek gerekirse, cumhurbaşkanı ve hükümet de fazla abartılı açıklamalarda bulunmadı kapının açılması konusunda, temkinli sözler söylediler.

Kapıda etkinlik düzenleyen, coşan, eğlenen insanları neredeyse deli çıkaracaklar.

Neden?

Orada anıları bulunan insanların, kapının açılmasıyla duygulanması, bu duygularını açığa vurması yasak mıdır?

Duygu yüklenmesi utanılacak bir durum mudur?

Çağlayan Parkı'nın isminin "Ankara Çağlayan Parkı" olarak değiştirilmesine tepki gösterenlere, "ne olmuş yani değişmişse?" diyorlar...

Lokmacı kapısı açıldı, "ne olmuş yani açılmışsa?" diye tepki gösteriyorlar...

Bu memlekette her şeyi ne de çok kanıksamışız, sevinmemiz gerekene sevinemiyor, üzülmemiz gerekene üzülemiyoruz...

KIBRIS'tan bir ekip, dün Lokmacı'daydık, kapının kuzeyinde ve güneyinde herkes hayatından memnun.

Belli ki genellikle Lefkoşalılarda kapının nostaljik anlamı, duygusal önemi var, konuşurken gözlerinin parladığını hissediyorsunuz...

Kapıdan geçerken kimlik kartı, ya da pasaport göstermek, iki taraftan da insanlarda bir burukluk yaratıyor, kendi ülkesinde kimlik- pasaport kontrolüyle bir taraftan diğer bir tarafa gitmeyi halen içlerine sindiremiyorlar ama "bu da olsun" deyip, en azından buradan yürüyerek geçmenin mutluluğunu yaşıyorlar...

Kapının açılmasının çözüme katkı yapacağını söyleyenler de var ama azınlıkta...

Olaya ya duygusal bakıyor insanlar ya da ekonomik...

Kuzeyde özellikle esnaf, daha çok da ekonomik gözle bakıyor kapının açılmasına.

Yılladır sinek avlamak canlarına tak etmiş, müşterinin artması, satışların iyi gitmesi mutluluk yarattı onların cephesinde.

Güneydeki esnaf da memnun, hem Kıbrıslı Türk müşterilerin artmasından memnunlar hem de kuzeye gidip gelen Rumların bölgede hareketlilik yaratıp, fazlaca alışveriş yapmasından...

Güney Kıbrıs'ta birkaç yıldır bölgeye yatırım yapılıyor, kapının bir gün açılacak olmasını çok önceden hesaba katıp, çalışmalar yapmışlar ve şimdi semeresini görüyorlar.

Ancak Kuzey Kıbrıs için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

Sanki kapının açılacağına hiç inanmamış gibi bir halleri var, çok hazırlıksız yakalandılar.

Kapalı dükkânlar apar topar açılmaya çalışılıyor, Rumlar ve turistler gezip bir şeyler bumlaya çalışırken, onlar tozlu, topraklı, örümcekli dükkânlarını tımar etmeye çalışıyorlar.

Bir taraftan yetkililer bölgede tamirat, boya badana yapıyor, diğer taraftan esnaf.

Turistler de şaşkın şakın bakıyor bu çalışmalara.

Bunca zamandır açık olan dükkânlarda da bir düzelme, kabuk değiştirme yok...

Tabela düzeni sıfır, fiyat listeleri çok amatörce, ürünler üzerindeki etiketler komik...

Her şey o kadar antipatik ki, "niye beklediniz bu kadar zaman" demeden edemiyor insan.

"Kapı açılsın açılsın" dediler ama kıllarını kıpırdatmadılar.

Hayır, her şey modern olsun demiyorum, otantik de olabilir ama bir çekiciliği, bir albenisi olur halbuki bizdeki durum hiçbir şeye uymuyor, tam bir keşmekeşlik var, Kıbrıs Türk kültürünü yansıtmıyor maalesef Arasta, en basitinden kuzeye adım atanları, arabesk müzikle karşılıyoruz...

Hele geceleri geçtiniz mi o kapıdan?

Işıl ışıl güneyden gelip kuzeydeki karanlığa gömülen Rumlar ve turistler neye uğradığını şaşırıyor.

Öte yandan kuzeyde esnaf da bir birinden şikayetçi, fiyatları artırmış bazıları, tez yoldan fazla para kazanmak derdine düşenler olmuş maalesef.

Ya Güney Kıbrıs'takiler?

Onlar daha rahat, çok önceden hazırlanmışlar, sistemini oturtturtmuşlar, profesyonelce davranıyorlar...

Dahası, Papadopulos'un gitmesi Hristofyas'ın gelmesiyle dilleri çözülmüş gibi.

O konuşmayan, burnundan kıl aldırmayan insanlar bülbül olmuş, hatırlıyorum, köprü tartışmalarının olduğu günlerde aynı insanlarla konuşmuştuk, ketumdular, Lokmacı'nın açılmasını istemediğini söyleyenler bile vardı.

Halbuki şimdi Lokmacı'nın açılmasından memnun olduklarını söylüyorlar, Kıbrıs sorunu konusunda iyimser konuşuyorlar.

Yönetenler değişince, Rum halkı da değişmiş, kendilerini yönetenlerin görüşüne göre açıklama yapmaya başlamışlar, aslında şaşmamak lazım, çünkü Rumlar, devletin genel politikasına uygun tavır alıyor.

Yine kuzeye dönecek olursak; dediğim gibi Kıbrıslı Türkler anlaşılan bu kapının açılacağına hiç inanmadı, hazırlanmadılar, kapı açıldı kuzeye gelenler virane bir ortamla karşılaştı.

Umarım tez zamanda Arasta çarşısı çağdaş bir çehreye kavuşur, bu hali sürerse geçişler aynı yoğunlukta sürmez, çünkü bu virane ortama gelmenin hiçbir cazibesi yok.

   1069 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR
06 Ekim 2008, Pazartesi   BAŞBAKAN SOYER VE MALİYE BAKANI UZUN'A SÖZ HAKKI
04 Ekim 2008, Cumartesi   BAYRAM YERİNDEKİ OYUNCAKLAR
03 Ekim 2008, Cuma   HADE GÜZEL BİR ŞEY YAZAYIM AMA NASIL?
02 Ekim 2008, Perşembe   MAĞUSA HALKI, KALE İÇİNİ KAPTIRMAK İSTEMİYOR
01 Ekim 2008, Çarşamba   DANGALAKLARI MI SEVERSİNİZ, YALAKALARI MI?
30 Eylül 2008, Salı   CTP'NİN DİKMEN ÇÖPLÜĞÜ EYLEMİ
29 Eylül 2008, Pazartesi   HAYAT BÖYLEDİR İŞTE
28 Eylül 2008, Pazar   ASIK SURATLILAR
27 Eylül 2008, Cumartesi   KİMİ KANDIRIYORSUNUZ?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital