Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]



BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Haziran 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir inanış vardır, "bazı insanların kıskanç ya da hayran bakışlarıyla başka insanların başına kötülük, uğursuzluk getirdiği" yönünde.

  Bu duruma Kıbrıs'ta "göz tutması", Türkiye'de "göz değmesi" denilir.

   Türk Dil Kurumu'na göre doğru olan "göz değmesi", çünkü "gözü tuttu"nun başka bir manası var...

  Bizim de kullandığımız "işe yarar olarak görmek", "beğenmek"  manasına geliyor "gözü tutmak" ama biz Kıbrıs'ta bu "uğursuz bakışlara" da "göz tutması" diyoruz.

   Sırf göz tutmasın, ya da göz değmesin diye nazar boncukları asılır gözden korunmak istenen yere.

  Kimisi zeytin yaprağı yakıp tüttürür sevdiklerini göz hasetten korumak için. 

  Kimisi ise işi daha da abartıp beyaz eşek dışkısı yakar...

   "Gözü olanın gözü çıksın" diye beddualar okunur.

  Ama bu bedduanın biraz argo tarzı olan; "gözü gö...ne" de meşhur bir sözdür...

  En masumu da tahtaya vurmaktır...

  Güzel bir şeyden bahsederken, överken, beğenirken, karşıdan hemen bir istek gelir "vur tahtaya" diye ve tahtaya vurulur göz tutmasın diye.    

  Ben böyle şeylere inanmam ama yaşadığım çevrede birçok kişi "göz tutmasına" çok inanmaktadır.

  Örneğin kayın validem, köye her gittiğimizde zeytin yaprağı yakıp, başımızdan geçirir.

  Eskiden rahmetli nenelerim de aynı şeyi yapardı.

  İnanmasam da tebessümle karşılar, bu geleneğe karşı çıkmam.

  Anlatılanlara göre öyle gözü tutan insanlar varmış ki onunla karşılaşmak istemezmiş kimse.

  Mesela babam, köyümüz Klavya'da şimdi hayatta olmayan bir adamla ilgili sıkça hikayeler anlatır.

   O adam uzaktan anne tarafından bize akraba düştüğü için, babam anneme takılır, "sizin sülale gözüyle dağı devirir" der zaman zaman.

  Babamın dediğine göre bu adam bir gün havada uçan bir kartal için, "Pezevengin kartalı durmadan başımızın üstünde dönüp durur" dedikten beş- on saniye sonra kartal hızla yere düşüp ölmüş.

  Bu çok meşhur bir meseleymiş...

  O güne kadar inanmayanlar da bu adamın gerçekten gözünün tuttuğuna inanmış.

  Adamın keçileri varmış ve evlatları onu keçilerin yanına gitmemesi için uyarırmış, çünkü "ne güzel oğlak", "ne şahbaz teke" dediğinde mutla o hayvan ya ölür ya sakatlanırmış.

  Karısı, çocuklarını sevmemesi için uyarırmış adamı, çocukların başına bir şey gelmesin diye.

  Yani o kadar etkiliymiş gözü.

  Bazen genelde gözü tutmayan insanların da sevme, beğenme ya da haset etme ölçüsünü kaçırdığında da zaman zaman benzer durumlar ortaya çıkıyormuş.

  Bu kadar hikayeyi neden anlattım diye merak ediyorsunuz değil mi?

 Konuyu Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni'yle ilgili Güney Kıbrıs'ta anlatılan hikayelere getireceğim çünkü.

  Şimdilerde Güney Kıbrıs'ta anlatılan dilden dile dolaşan bir dedikodu var.

  "Onca önemli sorun arasında dedikodu mu buldun yazacak?" demeyin, biraz konu değişsin, tebessüm edesiniz diye yazıyorum.

  Rum dostların dediğine göre Bakoyanni'nin babasının da gözü çok tutarmış ve Sayın Bakoyanni de babasının bu özelliğinden almış biraz.

  Konu şu; önceki hafta Kıbrıs'a gelen Bakoyanni, Güney Lefkoşa'daki tarihi tiyatro binasında, Rum yetkililerle, parti temsilcileri ile  bir araya gelmiş...

  Bakoyanni, bir ara yetkililere, 2005'te restore edilen tiyatro binasının ne kadar güzel olduğu konusunda ağzından bal akarcasına övgülerde bulunmuş, çok beğendiğini söylemiş.

  Gazetelerden de okuduğunuz gibi, Bakoyanni Yunanistan'ın yolunu tuttuğunda tiyatro binasının tavanı anlaşılmaz bir şekilde çöktü.

   Hiç beklenmeyen bir durumdu bu ve içinde birisinin bulunmadığı gece saatlerinde binanın tavanının çökmesi "şans" olarak nitelendirildi.

   Rumlar, sapasağlam tiyatro binasının tavanın çökmesini Bakoyanni'nin gözünün tutmasına bağladı.

   Tabii, Yunan dışişleri bakanının yarattığı hasar bu kadarla kalsa iyi...

   Rum yönetimi başkanı Hristofyas, Bakoyanni onuruna Limasol'daki yazlık evinde yemek vermiş.

   Bakoyanni, Hristofyas'ın evinin de bulunduğu yemyeşil, şipşirin bölgeyi çok beğenmiş, hayranlığını dile getirmiş...

   Hatırlayacaksınız, geçen hafta bu bölgede yangın çıktı ve bayan dışişleri bakanının hayranlık duyduğu bölgenin büyük bir bölümü kül oldu...

   Bu felaketin de Bakoyanni'nin gözünün tutması sonucu gerçekleştiğine inanılıyor.

   Şimdi Rumlar, bu kadarla kurtulduklarına şükrediyorlarmış.

   Güneyde espri yapılıyormuş, "ya uçakta giderken aşağıya bakıp 'ne güzel ada' deseydi acaba Kıbrıs yine sular altında kalır mıydı?" ya da "Hristofyas için; 'ne güzel yapıyorsunuz bu işi çok başarılısınız' diye bir ifade kullansaydı, Hristofyas'ın başına bir şey gelir miydi?" diye.

   Bence "Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü bize yarıyor, ne güzel bu sorun hiç bitmese" diye bir ifade kullansa keşke, belki gözü tutar da bu sorun biter...

   Bu hafif konuyu da bizim köşeyi göz tutmasın, nazar değmesin diye yazdım kusura bakmayın.

 

   1318 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Ocak 2009, Pazar   Gazze'deki dram
22 Aralık 2008, Pazartesi   114 KİŞİNİN İŞTEN ÇIKARILDIĞI GÜN BELEDİYEYE MİSAFİR OLMAK!
21 Aralık 2008, Pazar   FUTBOL FEDERASYONU, KOP'A ÜYELİK KONUSUNDA YALNIZ KALDI
14 Aralık 2008, Pazar   HELVA İMALATHANESİ BATTI SAYIN BÜYÜKELÇİ
13 Aralık 2008, Cumartesi   İSTİFA
11 Aralık 2008, Perşembe   EKONOMİSTLERDEN SONRA ÖMER ADAL DA GERÇEKLERİ GÖRDÜ
10 Aralık 2008, Çarşamba   DERSHANE BASKINININ HATIRLATTIKLARI
08 Aralık 2008, Pazartesi   ÇOCUKLAR BAYRAMLARDA PİNTİ YETİŞKİNLERİ SEVMEZ
07 Aralık 2008, Pazar   TALAT, SÜT ÇOCUĞU İSE HRİSTOFYAS NASIL BİR ÇOCUKTUR?
03 Aralık 2008, Çarşamba   KAYBETMEK



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital