Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Maaşlar yargıda! [2]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]



HAYAT BÖYLEDİR İŞTE

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Eylül 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

 İnsan bir yakınını kaybettiğinde, (hele de bu kaybettiği kişi genç bir insansa) hayata bakış açısı değişiyor.

    Ani ölümler, hayatımızdaki bazı hareketlerimizi gözden geçirmemize neden oluyor.

    Hırsımızın, kavgalarımızın, kalp kırışlarımızın gereksiz olduğuna kanaat getiririz.

    "Bu ölümlü dünyada neden bu işlerle uğraşıyoruz?" deyiveririz.

    Hatta ölümlerin çoğaldığı günlerde, "bugün varız, yarın yokuz" sözünü tekrarlayıp, hırslarımızın, tükenmek bilmez arzularımızın yersiz olduğunu düşünürüz.

    Bu konuda kendimizle küçük hesaplaşmalar içerisine girer, kimlerin kalbini kırdığımızın muhasebesini yaparız ve geriye dönerek, "değer miydi?" deriz.

     Var yere yok yere sinir oluşumuzun sağlığımızı bozmaktan başka bir işe yaramadığını idrak ederiz.

     Bu duygunun benzerini, ölümlü trafik kazaları olduğu zaman da yaşarız.

     Böyle bir kazaya tanık olduğumuzda, birkaç gün sürat yapmaktan kaçınırız, "artık sürat yapmayacağım" diye kendi kendimize sözler veririz...

     Ama hayat öyle bir şeydir ki kısa süre sonra normale döndürür bizi...

     Kendimize verdiğimiz tüm sözleri unuturuz, acıların verdiği dersler gittikçe usumuzdan silinmeye başlar ve yine hiç ölmeyecekmişiz gibi kavgalarımıza başlar, yine hırslarımızın, arzularımızın peşinden koşmaya başlarız...

     Aslında biz istemesek de şartlar bizi normal hayata ve o hayatın şartlarını uygulamaya zorlar.

     Elbette bir yakınını kaybeden, o acıyı ömür boyu hisseder...

     Ne kadar üzülsek, ne kadar yas tutsak da bir şekilde hayata dönmek zorunda kalırız.

    Biz dönmek istemesek de şartlar bizi hayata döndürür.

    Bazen geride kalan sevdiklerimize karşı sorumluluklarımızdan, bazen kaybettiğimiz kişilere son görevimiz icabı hayata dönmek, normal hayatımızı sürdürmek zorunda kalırız.

     "Ölenle ölünmez" sözünü sevmem ama gerçek bir sözdür bu.

     Aslında hayatta başkalarının kalbini kırmanın gereksizliği, hırslarımızın bize yanlış işler yaptırdığı, kavgalarımızın, entrikalarımızın, sırf bazı şeyleri elde etmek için başkalarının ardından oyunlar oynamamızın boş şeyler olduğu yönündeki düşüncemizin canlanması için illa ki bir ölüm mü olması gerekir?

     Aslında bunların gereksizliğinin, insan ilişkilerinde ve diğer ilişkilerimizde dikkatli olmamızın gerektiğini böyle şoklar yaşamadan da kavramamız gerekir.

     Hayatımızı hiç ölmeyecekmiş gibi kurup, ölümün çok yakında olduğunu bilerek hareket etmeliyiz.

     Hiç ölmeyecekmiş gibi uzun vadeli planlar, projeler yapmalıyız, dünyayla, çevremizle barışık olmalıyız, okumalı, yazmalı, öğrenmeli, hayatın tüm güzelliklerini yaşamalıyız, çünkü ölümün bizi ve yakınlarımızı ne zaman bulacağı hiç belli değil.

     Her an ölebileceğimiz veya yakınlarımızı kaybedebileceğimiz ihtimalini de göz önünde bulundurmalıyız ki düşmanlıklardan, kavgalardan uzaklaşıp, hayatın anlamını daha iyi kavrayıp güzelliklerini ön plana çıkarabilelim.

    "Söylemesi kolay" dediğinizi duyar gibiyim, evet söylemesi kolay ama bunları pek az insan başarabiliyor...

     Hayat, işte böyle tuhaf bir şeydir, acılar olmasaydı sevinçlerin, mutlulukların; başarısızlıklar olmadan başarıların, zaferlerin anlamı olmazdı belki de...

    Birbirinin zıddı gibi görünseler de aslında birbirlerini beslemektedirler; üzüntüler, başarısızlıklar, insanın hanesine "tecrübe" olarak yazılıyor, bundan bir sonuç veya ders çıkarabilirse...

    Bazen dibe vurmak, hayatı ve insanları tanımak için bir fırsat olur ve gelecek başarılar için panzehir değeri taşır anlayabilene ve ders çıkarabilene...

    Biliyorum, bu ülkede yaşayıp da insanın bir şeylere kafayı takmaması, asaplarını bozmaması için sinirlerinin alınmış olması gerekiyor, kolay değil ama biz elimizden geldiğince sağduyulu olmaya çalışmalıyız, inanın sağlığımız için de, çevremizle ilişkilerimiz için de, iş ve aile yaşamımız için de en iyisi bu...

   655 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Ocak 2009, Pazar   Gazze'deki dram
22 Aralık 2008, Pazartesi   114 KİŞİNİN İŞTEN ÇIKARILDIĞI GÜN BELEDİYEYE MİSAFİR OLMAK!
21 Aralık 2008, Pazar   FUTBOL FEDERASYONU, KOP'A ÜYELİK KONUSUNDA YALNIZ KALDI
14 Aralık 2008, Pazar   HELVA İMALATHANESİ BATTI SAYIN BÜYÜKELÇİ
13 Aralık 2008, Cumartesi   İSTİFA
11 Aralık 2008, Perşembe   EKONOMİSTLERDEN SONRA ÖMER ADAL DA GERÇEKLERİ GÖRDÜ
10 Aralık 2008, Çarşamba   DERSHANE BASKINININ HATIRLATTIKLARI
08 Aralık 2008, Pazartesi   ÇOCUKLAR BAYRAMLARDA PİNTİ YETİŞKİNLERİ SEVMEZ
07 Aralık 2008, Pazar   TALAT, SÜT ÇOCUĞU İSE HRİSTOFYAS NASIL BİR ÇOCUKTUR?
03 Aralık 2008, Çarşamba   KAYBETMEK



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital