Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]



HADE GÜZEL BİR ŞEY YAZAYIM AMA NASIL?

Ali Baturay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Ekim 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

 "Koca bayram geçti, bir güzel yazı yazmadın, karamsar yazılar yazdın" diyor arkadaşlar...

   Ülkeye kesin dönüş yapmaya çalışan bir arkadaşımla karşılaştım dün; "senin yazıları okuyanlar, memlekete dönmekten de vazgeçer" dedi.

   Bu aralar güzel bir şey yok ki yazalım.   

    Peki, hade güzel şeyler yazalım...

   Çiçeklerden, böceklerden bahsetsem mesela...

   Kahretsin, çiçek de yok ortalıkta, böcek de...

   Apartmandan bakıyorum, gözümün aldığınca apartman yığını, boş arazilerde kuru otlar ya da koyu gri toprak...

   Çiçek mevsimi de değil ki bakalım da içimiz açılsın, ruhumuz okşansın.

   Çiçek olmayınca böcek de olmuyor...

   Hah, böcek dedim de, romantik düşler kurarken aklınıza getirdiğiniz uğur böceği yok ama sinek çok...

   "Havalar serinlemeye başladı, belki bu sineklerden kurtuluruz" dedik ama ne gezer, geçen gün gazetede sinekler yedi bitirdi beni.

    Hade bir şeyler beni romantik olmaya zorlasın artık ama yok...

    Parkın yanından geçiyorum, gençler yine akşam kirletmişler orayı, bira şişesi mi istersin, kuru yemiş kabuğu mu, ne ararsan var...

     İlerlerken yol kenarlarına bakıyorum, çöpten geçilmiyor...

     Trafikte yine herkes sabırsız, henüz sarı ışık yanmış, ayağımı frenden kaldırıp gaza basmaya çalışıyorum, arkadan bir korna sesi; "e dur be kardeşim, daha yeşil yanmadı, dayanamadın mı?", yok delip geçecek bizi...

    Gazeteye gidiyorsun, sorunları için arayan vatandaşları bağlamaktan helak olmuş sekreter kız, birini kapatıyorsun diğeri çalıyor...

    Her taraftan baz istasyonu şikayetleri, ses kirliliği şikayetleri, tapu şikayetleri, elektrik ücreti şikayetleri, çevre kirliliği şikayetleri, Dikmen çöplüğü dumanı şikayeti, hastaneden şikayetler, devlet dairelerinden şikayetler, komşu kavgaları, artan çaresiz hastalıklardan yakınmalar ve daha neler neler...

    İnsanlar dertli, sorunları dinledikçe insanın içi kararıyor...

    En büyük şikayet, sorunlarına çözüm bulacak merciye ulaşamamak, gazeteyi bir anlamda çıkış yolu olarak görüyor insanlar...

    Lefkoşa içine giriyorsun bir park sorunu, kimi zaman paranla yer bulamıyorsun, bir sıkışıklıktır da gidiyor...

    Arife günü bankalarda vatandaşlar birbirini yiyordu nerdeyse, bekleyenler birbiriyle tartışıyor, banka görevlileriyle tartışıyor, para bitiyor, paranın gelmesi bekleniyor, para geliyor bilgisayarlar donup kalmış, bilgisayarların kendine gelmeleri bekleniyor.

    Hade vakit gelmiş kapılar kapanıyor, hade kapanan kapıya dayanan vatandaşlar, "açın girelim" baskısı yapıyor, arada birine açıyorlar, bu kez içerdekiler isyan ediyor, "torpil yapıyorsunuz" diye.

   Bolca hükümete veriştiriyor vatandaş, neden arife günü ödeme yaptı diye, bir diğeri "dua et da bulup bugün verdiler" diyor, bu kez onlar tartışmaya başlıyor, "neyine dua edecem be?" ve tartışma büyüyor.

   Posta kutusunda elektrik faturasını buluyoruz, 10 YTL'ye yakın bir düşüş olmuş ama fatura yine yüklü, "yok, biz daha az yaktık herhalde, yoksa bu düşüş" olmazdı diyoruz.

   Özel okula, kreş ve ana sınıf için parayı peşin ödedik bu yıl, kural değişmiş, taksitlere bölünmüş ama bir defalığına kredi kartıyla çektiler...

   Hade kredi kartımızın limiti yetişmedi, gittik bankadan rica minnet limitini artırdık ama geçen gün okuldan arıyorlar, efendim 3 Ekim Cuma günü (bugün) okul kapalı olacakmış.

   Haydeee, özel okula bak sen, biz öyle mi anlaştık milyarları sayarken, bugün hem ben hem eşim çalışıyor, çocukları ne yapacağız, "ne yaparsan yap, onların umuru mu, nasıl olsa parayı da peşin aldılar", parayı ödemişiz ya, kafamız kızıp çocukları da alamıyoruz şimdi.

   Müşteri memnuniyeti bu olsa gerek...

   Bir bakıyorum, hem eşimin hem benim kullandığım arabanın servisleri gelmiş, makinistlere para bulmak lazım, yandık ki ne yandık.

   Ya daha beter bir durum var, bir ay sonra seyrüseferleri de bitiyor, arabanın biri de dizel, işte tam yandığımız zaman o zamandır.

   Ve cenazemiz de vardı dün, sevgili dostum Gökmen Ekmekçi'nin Londra'da vefat eden 5 yaşındaki oğulcuğunu toprağa verdik, inanılmaz kederli bir gün yaşadık.

   Yok işte, güzel bir şey yok, nasıl güzel şeyler yazmamı istiyorsunuz?

    "Cumhurbaşkanı Talat'ın AKPM'deki tarihi konuşması da mı moralini birazcık olsun düzeltmedi?" diyor bir arkadaşım.

    Hayır, iyi bir şey belki ama hiç heyecan duymadım, kılım bile kıpırdamadı nedense!     

    Kıbrıs sorununa karşı da bağışıklık mı kazandık ne, artık heyecanımızı da kaybettik bu konuya...

   Sonra bakıyorum, aslında güzel şeylerim varmış; çocuklarım; aldım onları bayram yerine götürdüm, bolca eğlendiler, onlar eğlenirken seyrettim uzun uzun kendilerini, içim huzur doldu. Beni hayata bağlayan en değerli varlıklarım... Baktım bayram yerindeki diğer çocuklara, onlar da oynarken çok mutluydular, iyi ki çocuklar varmış, onların o saflığı temizliği insana huzur veriyor. Ama size her gün de çocukları yazamam ki...

   616 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
04 Ocak 2009, Pazar   Gazze'deki dram
22 Aralık 2008, Pazartesi   114 KİŞİNİN İŞTEN ÇIKARILDIĞI GÜN BELEDİYEYE MİSAFİR OLMAK!
21 Aralık 2008, Pazar   FUTBOL FEDERASYONU, KOP'A ÜYELİK KONUSUNDA YALNIZ KALDI
14 Aralık 2008, Pazar   HELVA İMALATHANESİ BATTI SAYIN BÜYÜKELÇİ
13 Aralık 2008, Cumartesi   İSTİFA
11 Aralık 2008, Perşembe   EKONOMİSTLERDEN SONRA ÖMER ADAL DA GERÇEKLERİ GÖRDÜ
10 Aralık 2008, Çarşamba   DERSHANE BASKINININ HATIRLATTIKLARI
08 Aralık 2008, Pazartesi   ÇOCUKLAR BAYRAMLARDA PİNTİ YETİŞKİNLERİ SEVMEZ
07 Aralık 2008, Pazar   TALAT, SÜT ÇOCUĞU İSE HRİSTOFYAS NASIL BİR ÇOCUKTUR?
03 Aralık 2008, Çarşamba   KAYBETMEK



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital