|
Türkiye basınından muhabirler dün gün boyu "20 Temmuz Lisesi'nde gece kulübünden çıkarılan kadınların yaptığı dansı" ve yine dün üç gazetede yer alan "Türk Maarif Koleji ile ilgili iddiayı" araştırıp durdu.
Birkaç gündür gazetelerde, televizyonlarda bu dans meseleleri tartışılıyor; yazıldı, çizildi, konuşuldu ama anlaşılan olay lokal olmaktan çıkıyor, Türkiye'de "magazin haberine" dönüşmek üzere.
Bu tür haberlere meraklı olan Türkiye basınının bugünkü sayılarında Kıbrıs Türkünü çok aşağılayıcı bir üslupla okuyabiliriz dans olayını.
Yazılanların, söylenenlerin bir bölümüne katıldık, bir bölümüne kızdık ama Türkiye basınından aşağılayıcı bir haber çıkarsa ki çıkacak gibi görünüyor, işte esas o zaman canımız acıyacak.
İşte o zaman rencide olacağız.
Paparazzi programları sayesinde tüm Kıbrıslı Türkleri kumarbaz olarak gören Türkiye halkı bir de bizi daha "çocuk yaştan gece kulüpçü" olarak tanıyacak.
Okulda dans, Hrsitofyas'ın Rusya ile imzaladığı memorandumu, Cumhurbaşkanı Talat'ın Ankara ziyaretini bile gölgede bıraktı.
20 Temmuz Lisesi'ndeki olay tartışılırken, birileri, birkaç koldan Türk Maarif Koleji'ni de bu çembere çekmeye çalıştı, tüm gazetelere bilgi sızdırarak.
Israrla gazeteleri aradılar, dediğim gibi birkaç koldan, hem "yetkili" kanattan hem de "aileler" kanadından...
Okulun ve bakanlığın yalanlamasına rağmen halen gazetemizi arayıp Türk Maarif Koleji ile ilgili iddiasında ısrarlı olanlar var...
Bence bu çaba Türk Maarif Koleji'ni kötülemek amaçlı değil, 20 Temmuz'daki olayı gargaraya getirip, unutturmak amaçlıydı ve basın da bu oyuna geldi.
Bazı yetkili kişilerin bu sızdırmayı yapması, ellerindeki görüntülerle TMK'da da revü kızı olduğunu kanıtlayacağını söylemesi ve bazı ailelerin de bu kumpasın içinde olması gerçekten düşündürücüdür.
Gerçekten de dün TMK tartışılırken, 20 Temmuz'daki olay ikinci planda kaldı ve o olayla ilgili argümanlar da değer kaybetmiş gibi oldu.
Eğitim Bakanının hem "varı" hem "yoku" çağrıştıran tuhaf açıklaması da kafaları karıştırdı.
Bakanın şu laflarına bakın; "... böyle bir şey olmadığı bilgimize geldi. En azından daha önceden önlem alınarak engellendi veya bilgimize geldi. Ya da buna benzer bir durum söz konusu değil..."
Ne anlarsınız bundan?
Kanıtları göstermeden, "kanıtım var" deyip üç gazeteyi kullanan uyanıklar bu kanıtları ortaya çıkarabilirler mi şüpheliyim ama amaçlarına ulaştılar...
20 Temmuz Lisesi cephesi dün rahat bir nefes aldı...
Bence daha fazla tartışmanın anlamı yok artık, bu tartışmalar amacına ulaşmıştır.
Herkes de ikna oldu ki bu olay toplumsal bir sorununun yansımasıdır...
Ama ortadaki korumacı tavır akıllardan çıkacak gibi değil.
Gece kulübünden kadınları getiren çocuğun babası, hem çocuğunu hem okulu korumak için "ben yaptım" dedi, özür diledi.
Okul aile birliği okul müdürüne, öğrencilere kol kanat gerdi.
Sendika okul müdürüne kalkan oldu...
Herkes birilerini koruyor, öğrenciler suçlu değil, öğretmenler suçlu değil, müdür suçlu değil, bakanlık suçu değil, peki kim suçlu?
Tamam müdür günah keçisi seçilmesin ama okulda bir tuhaf olay yaşanmış, yaşanmaması gereken bir skandal olmuş, bunun hesabının bir şekilde müdürden sorulmasına neden itiraz ediliyor?
Toplumsal bir travma yaşıyorsak bile müdürlerin, öğretmenlerin bir görevi de çocukları bu travmadan uzak tutmak değil midir?
Bu konuda müdür sınıfta kalmıştır.
Müdürün çok iyi bir insan olduğu ve çok sevildiği söyleniyor.
Olabilir, çok iyi ve sevilen insanlar hata yapamaz mı?
Aileler çocuklarını bu müdüre emanet etmektedir, o da bu sorumluluğun hakkını vermelidir, çocuklar bir boşluk görmüşlerdir ki bu eylemi yapmışlardır.
Çok can yakıcı bir ceza almasından yana değilim ama bir cezası olmalı, bakanlığın soruşturma açmasına tepki gösterilmemeli, soruşturulmalı, ciddi ihmali varsa elbette cezasını çekmeli.
KTOEÖS yetkilileri, müdüre ceza verilir, açığa alınırsa öğrencilerle birlikte eylem yapma tehdidinde bulunuyor.
E pes yahu, bırakın da bir soruşturma yapılsın, cezası varsa çeksin.
Zaten ülkedeki tüm sendikacıların en büyük hatası budur, suçlu dahi olsa, ihmali dahi olsa illa ki üyesini savunacak.
Kardeşim niye ihmali olanı da savunuyorsun, böyle yapmakla kılı kırk yaran, işini bir tamam yapan müdürlere haksızlık yapmış olmuyor musun, siz eylemden ve grevden başka bir şey bilmez misiniz?
İlla ki yapanın yanına kalsın, e peki kalsın, zaten başımıza ne geldiyse bu memlekette yapanın yanına kalmasından gelmedi mi?
|