Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
15 dakikada böyle oldu
İnşaatlar durdu müteahhitler çoğaldı
Erol'la gururlandık
Asrın deneyi, dünyaya bakışı değiştirebilir
Kendi içimizde hazır hale gelmeliyiz
Kalçada, Jennifer Lopez ve Beyonce'yi geride bıraktı
Bu sezon Kıbrıs TV fırtınası esecek
Gönyeli'nin lige mesajı:3-2
Zeytincilik semineri bugün
"Fanatizm-Ya bizdensin ya öteki"

YORUMLANANLAR
Avcı: Su sorunu, Anavatan Türkiye'nin desteğiyle çözümlenecek [2]
Güzelyurt kökenli Rumlar, sözde "işgale" karşı yürüyüş düzenledi [2]
Cumhuriyet Meclisi'nin izleyici konumuna sokulması kabul edilemez [1]
Konfederasyon ve iki ayrı bağımsız devlet istemiyoruz [1]
15 dakikada böyle oldu [1]
Devlet, yok oluşumuzu durdurmalı [1]
"Fanatizm-Ya bizdensin ya öteki" [1]
KTÖS: Bakanlıkla konuyu netleştirene dek yıllık planlar yapılmayacak [1]
Bu sezon Kıbrıs TV fırtınası esecek [1]
İktidara adayım [2]



İKİ DEVLETLİ AÇILIM ve PALAZ YEMEK

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Ekim 2007, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Türk ırkının (biz dahil) genel bir sorunu var. Bir taraftan medeni batı toplumu gibi olmak ister dünyalılaşmak, zenginleşmek ister ve bu yüzden uluslararası kurumlara (AB,BM,Avrupa Konsey'i..vb) hukuka,ekonomi ve siyasi birlikteliklere taraf olur ama öte yandan da bazen yerel çıkarları gereği bazen de işine gelmeyen konulardan dolayı "uluslararası kuralları, teamülleri" dikkate almak istemez ; onların yerine kendi yerel gerçeklerini koymaya çalışır. Enterasan olan, yeterince sorgulamayan halka, siyasetçinin bunu dikte edebilmesidir. Son günlerde benzer bir durum bizde fazlasıyla hakimdir.

... Açıkcası, TC, tarafından bize dikte ettirilmeye çalışılan iki devletli yeni açılımın sonrasını, dayandırıldığı senaryoyu ve etkilerini, günlerdir bilgi setimde düşünmeye, sorgulamaya, yorumlamaya devam ediyorum.

Herhangi bir olasılığı da atlamamak adına iyi niyetle, iki devletli açılımı benimsememiz için lehimize olacağı düşünülen bilmediğimiz senaryoyu, "keşke" umuduyla aramaya çalışıyorum. Bulmak ve ikna olmak için de gayret sarf ediyorum.

Çünkü, aksi halde global gerçekler ve teamüller ışığında, yeni açılımın TC tarafından taşınabilir, bizim açımızdan taşınabilir olmadığına (bünyesinde taşıdığı riskler ve sapmalar nedeniyle) inanıyorum.

Ki bu taşınabilir olmayan durum, bizim açımızdan Kuzey'in yakın gelecekte "tıpkı İstanbul'un varoşları tarafından esir alınması" gibi bir ortam yaratacaktır. Kıbrıs sorunun Türkiye tarafından taşınabilir olması-beğensek de beğenmesek de- yakın gelecekte, bizi kurtarılmış bölgelerde yaşayan Kıbrıslı Türkler yapacak. Etrafınıza bir bakın! Bir süre sonra değil ramazanda, normal dönemlerde bile "palazcık" yiyemeyeceğiz.

...Geçen gün " TC, iki devletliliğe dayandırdığı yeni açılımı Kıbrıs gerçeklerine (yerel) dayandırıyor. Doğru ama bir de global ve uluslararası gerçekler var, ki bunların politikalarda önceliği ve referansı daha baskın. Yerel gerçeklere göre dünyayı yeniden dizayn etmeye kalksalardı, kaos olurdu" demiştim.

Çünkü 30 Mayıs 2007'deki "Kosava ve Kuzey Kıbrıs" başlıklı makalede şuna dikkat çekmiştim. Uluslararası toplum, II. Dünya Savaşından sonra kurulan yeni dünya düzeninde bugüne kadar şu "3 teamüle" sıkı sıkıya bağlı kalmaya özen göstermiş. Henüz, bir çok bölgede ve ülkede sıkıntı olsa da,bu teamüllerden vazgeçilmedi. Bugüne kadar uluslararası toplum;

1-Federal ve federasyon tipindeki ülkelerin, bir defaya mahsus bağımsız üniter yapılara dönüşmelerine izin verdi. Örnek, Sovyetler Birliği, Yugoslavya, Çekoslavakya vs...

2-Üniter devletlerin, federal yapılara dönüşmelerine izin verdi. Bu hem ayni toprak bütünlüğü içindekiler için , hemde farklı üniter devletlerin (farklı toprak bütünlüğü olan) fedaral yapılar içinde bir araya gelmeleri içinde geçerlidir.

3-Ama uluslararası toplum ayni toprak bütünlüğü üzerinde üniter bir yapı içerisindeki farklı toplumların(ırk temelinde)ayrılarak "bağımsız üniter devlet (e) lere" dönüşmesine bugüne kadar izin vermedi. Yani, özetle uluslararası toplum, bugüne kadar üniter bir devletten "bağımsız bir üniter devletin" çıkarılmasına (bizim konumumuz) asla izin vermedi.

Bu teamüller değişti mi? Evet, şu sıralar ABD ve AB'nin bir çok üyesi Kosova ile ilgili yeni dünya düzenine emsal olabilecek kapasitedeki bir açılıma(denetimli bağımsızlık) sıcak bakıyor ama bizim konumuz Kosava ile ayni değil.Biz bütün Kıbrıs adasında tescilli,eşit kurucu ortağız.Kosova pratiği bizim için-ki,kabul etsek ulaşmak kolaydır- hafif kalır.Biz,Kosova pratiğinin sadece AB ile olan ilişki biçimiyle ilgileniyoruz.

Halböyle iken, pazarlıkta "marj yükseltmek" adına, global teamüllerde meşruiyeti ve uluslararası kabul edilebilirliği henüz olmayan bu iki devletli hamle niye yapıldı ve gözgöre göre izolasyonlara dayalı politika öldürüldü?

Varsayalım ki, yerel gerçeklere dayanan "iki devletli" açılımla ilgili geri planda, ilk etapta bilmediğimiz, Kıbrıs sorununa taraf olan büyük güçlerin bilgisinde, yakın gelecek için kurgulanan ve keşke diyebileceğimiz bir senaryo var.Bütün samimiyetimizle de bunu arıyoruz.

Çünkü,eğer 2008'de başlaması olası aşağıdaki gibi birebir eşgüdümlü ve eşzamanlı kurgulanan bir senaryo yok ise(yani keşke boş bir hayal ise),o vakit iki devletli açılım bizim açımızdan önceki makalede belirttiğim bütün riskleri,sapmaları,gelecekteki mahalle baskısını fazlasıyla içermektedir ve palaz yemeyi unutun!....Buna göre;

1-2008 Şubat sonrası, uluslararası toplum bir kez daha kesin ve son kez sonuç almak adına yeni bir görüşme süreci başlatacak, bu yüzden pazarlık ve Güney'e mesaj verip, yeni dinamikler yaratmak adına önceden gardımızı aldık. Dolayısıyla, artık izolasyonların kaldırılmasına dayalı politikaya gerek kalmadı, zaten sonuçta alamadık.

2-Taraflara(bilhassa Rum toplumuna) başlayacak olan yeni görüşme sürecini sonlandırmaları ve mutlaka çözüme ulaşmaları tavsiye edilecek; aksi halde Çekoslavakya'da olduğu gibi kurucu ortaklara kadife ayrılık için referandum teklifi yapılacak (Birleşik Kıbrıs). Ama bu referandum konusu, taraflar (bilhassa Kuzey Kıbrıs tarafı) çözüm motivasyonlarını kaybetmemeleri için yazılı bir taahhüt bağlamında değil, sözlü ve telkin yoluyla yapılacak...

Çünkü bugün iki tarafa referandumda, birlikte bir fedaral çatı altında yaşamak mı, yoksa ayrı çatılar halinde yaşayıp, AB içinde gevşek bir çatı altında birleşmek mi" istiyorsunuz diye sorulsa, bilhassa Kuzey'den(gerçi Güneyden de) Birleşik Kıbrıs için hayır çıkar.

Ha, diyeceksiniz ki, madem iki tarafta aslında birleşik bir çatı altında yaşamaya çok fazla istekli değil; uluslararası toplum niye zorla bizi ayni çatı altında birleştirmeye çalışıyor?

İki nedeni var.Biri,uluslararası toplum,başta bahsettiğim uluslararası düzenin Kıbrıs yüzünden bozulmasını(mülkiyet,insan hakları,hukuk..vb), emsal olmasını istemez. İki, özellikle referandum sonrası Kıbrıslı Türkleri bu esaretten, izolasyonlardan kurtarmak istiyorlar.

Sontahlilde, eğer, iki devletli açılımın arkasında "keşke diyebileceğimiz" takvimlendirilmiş ve somutlaşmış (2 madde) böyle bir politika yoksa, hapı yuttuk demektir!

Şu sıralar, ne kadar palaz yiyebilirseniz yeyin, çünkü yakın gelecekte, tıpkı Türkiye'deki büyük kentlerde olduğu gibi varoşların kenti esir alması ile başlayan ve devamında "mahalle baskısına " dönüşecek farklı bir versiyon bu topraklarda da hayat bulacak.

Bize düşen başımızın çaresine bakmaktır. Palaz yemek istiyorsak, iki tane politika aletimiz var. Biri, içerde hayatın her alanında "rasyonel korumacı politikalar", ikincisi de dışarıda da (Kıbrıs sorunu), "Kıbrıs Cumhuriyetindeki toplumsal haklarımızla ilgili hukuk mücadelesi ile yaratılacak anomaliler ve dinamiklerden medet ummak". Bu konuda en iyi örnek, sanırım mülkiyet davaları ve sonucunda Taşınmaz Mal Yasası dinamiğidir.

Uyanın be Kıbrıslı Türkler!..

   860 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
13 Ekim 2008, Pazartesi   TC ile MALİ PROTOKOL ve PROGRAM REVİZE EDİLMELİ
08 Ekim 2008, Çarşamba   GLOBAL KRİZİN BİZE BULAŞMA KANALLARI ve ETKİLERİ
06 Ekim 2008, Pazartesi   ALAÇATI DERSLERİ
24 Eylül 2008, Çarşamba   KUZEY'in MÜLTECİ BROKERLERİ ve EKONOMİSİ
22 Eylül 2008, Pazartesi   Global kriz ve evlere şenlik pür halimiz!
17 Eylül 2008, Çarşamba   KILAVUZU KARGA OLANIN...!
15 Eylül 2008, Pazartesi   ŞİMDİ GERÇEK MÜTEAHHİTLERİN ZAMANI
10 Eylül 2008, Çarşamba   Kamu arazilerinin (Sanayi Bölgeleri) satışı
08 Eylül 2008, Pazartesi   BELÇA'yı özelleştirin, yoksa "PEYAK" olacak
03 Eylül 2008, Çarşamba   Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışması ve öğretileri



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

HAZIRLANIYORUZ...

Ali Baturay

GÜNEYE KAYAN TÜKETİCİNİN DERDİ YALNIZCA Fİ...

Hasan Hastürer

Bu yazıyı aklınızla okuyun, kalbinizle de ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Yağmur bereketiyle olumsuzluklar giderken....

Ahmet Tolgay

KADINSIZ SİYASET...(1)

Bilbay Eminoğlu

İnsanı ağlarken bile güldüren adam: Mağusa...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Kâvânin (Yasama) Meclisi





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital