|
...Neyse, benim de gündemimdeydi ama Hasan Hastürer, benden önce duyarlılık gösterdi ve geçen gün LPG piyasasında yaşanan sıkıntıları yazdı. Hasan Ağabeyin yazdıklarına hem ekonomi-politiği, hem de komşu piyasa akaryakıt boyutunu da katarak değinmek istiyorum.
Hükümet, enflasyona ve pahalılığa neden olmamak için, daha önce akaryakıt satış fiyatlarını uzun süre bastırmıştı. Hatta, bu uğurda uzun süre dolar bazında artan petrol fiyatlarına karşı, YTL'nin dolar karşısında değerlenmesini de hesaba katarak, FİF(Fiyat istikrar Fonu) gelirlerini tüketti. Satış fiyatının içindeki FIF marjını da daralttı.
Hükümet, benzer stratejiyi, şimdi de LPG fiyatını bastırarak yapıyor ama bu kez fiyatı bastırırken bu sektördeki dağıtıcı(depolayan) ve bayi şirketlere; akaryakıt bayilerine yaptığı gibi yapmıyor. Kısacası, bariz bir şekilde, LPG dağıtım ve bayilerine; akaryakıt bayileri karşısında "çifte standart" uygulanıyor.
Çünkü, akaryakıt bayileri kısmen LPG'cilere göre sayı olarak daha çok, güçlü ve örgütlü; o yüzden lobi yetenekleri LPG'cilere(2 şirket)göre daha etkili. Örneğin, global petrol fiyatları artarken ve hükümet bunu satış fiyatı olarak iç piyasaya daha az yansıtırken; aynı süre de "akaryakıt bayi brüt kar marjını "neredeyse double yapıyor, ciddi artış yapıyor.
Bayiler bağırdıkça hükümet FİF'den aşağıya doğru törpüleyerek veriyor. Son yıllarda, hükümetlerin FİF gelirlerinden taviz vererek yaptığı törpülemelerle, bayi brüt kar marjları şu sıralar nominal % 12 civarı gibi akıl dışı bir seviyeye geldi.
Bu akaryakıt bayi karlılığının bu kadar yüksek ve fahiş olmasının nedenlerinden bir tanesi de, lobisinin güçlü olmasının yanında, ölçeğimize göre fazla benzin istasyonu açılmasına izin verilmesidir. Haliyle, sektöre her imtiyazlı yeni giriş, sektörün karlılığını hırpalıyor.
Gelelim LPG sektörüne...
Bildiğiniz gibi, bu sektörde Jetgaz, İntergaz ve Kooperatif var. Uzun bir süreden beri, hükümet, bir KİT olan Kooperatif aracılığıyla fiyatları bastırıyor. Bunu da, Kooperatifin LPG işindeki görev zararını dolaylı olarak sübvansiye ederek yapıyor. Bu şekilde, diğer 2 özel şirketi terbiye ve kontrol etmeye çalışıyor.
Aslında, uzun süreden beri hem Kooperatif hem de bu iki özel şirket zarar ediyor. Çünkü, hem LPG alım fiyatlarındaki artış kadar satış fiyatına zam yapılmadı, hem de doların YTL karşısında ciddi değer kaybetmesi, şirketlerin kar marjlarını daralttı.
Artık, şirketler, bırakın "sektörün güvenlik standartlarıyla ilgili yapması gerekenleri " karşılayacak durumda değil; "faaliyet giderlerini karşılayacak durumda dahi değiller".
Kooperatifin görev zararını, başka faaliyetlerinden veya bütçeden finanse ettiren hükümet; herhalde bu iki özel şirketin de sair işlerinden zararlarını telafi etmesini bekliyor.Ya da, geçmişte bu 2 şirket çok kar etti, şimdi biraz da bizim için zarara katlansınlar diye düşünüyor.
Rakamlara bakarsanız, akaryakıt bayileri ile LPG dağıtıcılarının kar marjları aynı dönemde "ters orantılı" gelişti. Akaryakıt bayilerinin kar marjları neredeyse iki katına çıkarken; LPG'cilerin brüt kar marjları da yarıya düştü.
Tabii, bu durumda şu soru da akla geliyor. Acaba hükümet, akaryakıt bayi kar marjının çok düşük; buna karşın LPG'cilerin çok yüksek olduğuna mı karar verdi? Ve bu yönde bir operasyona başladı.
Lakin, dünyaya ve çevremize baktığımızda durum tam tersi gibi duruyor, yani hiç bir yerde akaryakıt bayi kar marjı bizimkisi kadar yüksek değil;aynı şekilde hiç bir yerde de LPG bayi kar marjı, bugünlerde bizde olduğu kadar da düşük değil !
KKTC mevzuatına göre, hem akaryakıt, hem de LPG, " kontrole tabi emtia" sınıfındadır ve "Mal ve Denetim Yasası" altında fiyatları düzenleniyor. Elbette, bu yasa altında herhangi bir malın fiyatı düzenlendiği zaman, "ekonomik akıl ve reel piyasa şartları " değil; bunun yerine daha çok "hükümetlerin niyetleri, piyasadaki aktörlerin lobi gücü ve devlet bütçesinin durumu" önem kazanıyor.
LPG'yi sadece Kıbrıs Türk Petrolleri getiriyor ve herkes buradan alıyor. Devlet, nihai tüketici satış fiyatını TL olarak belirlerken, bayi satış karını lt/ton başına "dolar" olarak belirliyor.
Fakat, tüketici satışını YTL, kar marjını da miktar bazlı (lt/ton başı)dolar üzerinden fiyatlama politikası, bugünlerde şirketlerin tahammül edemeyecekleri kadar "brüt kar marjlarında" daralma yarattı.
Ve şirketler, LPG ithalatçısı ile devletin belirlediği nihai YTL cinsli tüketici satış fiyatı arasında sıkışmaya başladı. Dağıtıcılar, ne aşağıya, ne de yukarıya müdahale edebiliyor.
Son tahlilde, devletin, LPG piyasasını(akaryakıt ve enerji dahil) regüle etmek yerine, yani o piyasada serbest rekabetin oluşması için düzenleyici-denetleyici olmak yerine; fiyatı tespit etmesi, kar marjlarına karar vermesi, her zaman bozukluklara ve sapmalara neden olacaktır.
Ki, LPG piyasasında, serbest piyasada bir devletin asla yapmaması gereken 2 şeyi bizim devlet halehazırda yapıyor. Hem "fiyata", hem de "kara" karışıyor.Ve yanlış yapıyor.
Artık, bizim de bir çok petrol ve doğal gaz ithalatçısı ülke gibi, akaryakıt ve enerji piyasalarını, devletin düzenleyici-denetleyici erkini kullanarak serbest rekabete açmalı ve bu piyasalarda tam zamanlı global koşullara göre fiyatların oluşmasını sağlamamız gerekir.
|