|
Ne yazık, eksik düzenleyici ve denetleyici mevzuatlara sahip sakat piyasa ekonomimizde hergün trajikomik olaylarla karşılaşıyoruz. Öyle görünüyor ki, tüm kural ve kurumlarıyla serbest piyasa sistemini ülkeye monte edene kadar da, bu anomalileri, trajikomik olayları yaşayacağız.
Bu konuda son maskaralık da LPG piyasasında yaşanıyor. Bildiğiniz gibi, hükümet geçenlerde LPG piyasasında serbest fiyat uygulamasına geçti. Bu son kararın, hem devlet, hemde özel sektör tarafında yarattığı anomalilere geçmeden önce, sektörle ilgili kısa bir özet yapalım. Daha önce bu sektördeki sıkıntılara değinmiştik.
Bildiğiniz gibi, uzun bir süreden beri, hükümet bir KİT olan Kooperatif aracılığıyle fiyatları bastırıyordu. Bunu da Kooperatifin LPG işindeki görev zararını dolaylı olarak sübvansiye ederek yapıyordu. Bu şekilde, diğer 2 özel şirketi terbiye ve kontrol etmeye çalışıyordu.
Aslında, uzun süreden beri hem Kooperatif, hemde bu iki özel şirket zarar ediyordu. Çünkü, hem LPG alım fiyatlarındaki (global) artış kadar satış fiyatına zam yapılmamıştı, hem de doların YTL karşısında ciddi değer kaybetmesi şirketlerin kar marjlarını daraltmıştı.
HEM ÖZEL, HEM DEVLET TARAFI "REKABETİ İHLAL EDİYOR"
Sonuçta, hükümet sıkıştığı için LPG piyasasında pansuman tedbir olarak, rekabet yasası olmadan ve bu piyasayı eşzamanlı ülke şartlarına göre mali, ekonomik, teknik standartları ile "düzenleyici-denetleyici" olarak regüle etmeden, LPG satış fiyatını serbest bıraktı. Ve ortaya, hem özel hem de devlet tarafından aşağıdaki trajikomik rekabet ihlalleri çıktı.
1. Rekabet ihlali: Sektörde fiyat birlikteliği ve uyumlu davranışlar var.
Hükümet fiyatları serbest bıraktı ve ortaya iki tane anomali durum çıktı. Birincisi, fiyat her şirket tarafından serbestçe, kendi pozisyonlarına (faaliyet, yatırım giderlerine) göre belirlenmesi gerekirken; özel ve kamu şirketleri "fiyat birlikteliği" yaparak yine ortak fiyat tayin etmeye kalktılar. Gerçi, daha sonra Kooperatif, hükümetten gelen telkinle ve farklı niyetlerle, bu birlikteliği bozdu.
Halbuki, fiyatlar serbest kaldığına göre ve bunlar farklı şirketler olduğuna göre, o vakit her şirket, kendi faaliyet giderlerini (vs) gözeterek farklı fiyatlar sunmaları gerekirdi. Ama ne yazık, baskın durumdaki şirket, ortak fiyat uygulaması ile belki diğerlerinin bozuk yapısını fırsat bilerek fazla kar etme hedefini seçti; belki de diğerlerinin etkilenmemesi için daha düşük fiyat vermek yerine, onlarla anlaşmak zorunda kaldı (bir bakıma diğerlerini korudu). Konuya nereden baktığınıza bağlı... Ama her halukarda ortada bir anomali var.
Öte yandan hükümet ise Kooperatif aracılığıyla (piyasayı bütün yönleri ile düzenleyemediği için) fiyatı, muhtemelen belki de yine görev zararı yaratma pahasına (hayat pahalılığı ve bütçede eşel-mobil sarmalından ve vatandaş tepkisinden dolayı), olması gerektiğinden aşağıda tutmaya çalışıyor. Bu şekilde, güya fiyatı serbest bıraktığı piyasada, aslında dolaylı olarak Kooperatif aracılığıyle belirleyici olmaya çalışıyor. Bu da yanlış!
2. Rekabet ihlali: Özel şirketlerde baskın durumu kötüye kullanma ve uyumlu davranış var...
Şirketler, son yıllarda hızla artan merkezi ısıtma sistemlerinin kuruluş aşamasında "tekelci pozisyonlarını" piyasa üzerinde kullanmaya başladılar. Hatta, son dönemde LPG'nin fiyatının artmamasından dolayı (zararlarını finanse veya karlarını maksimize amaçlı), bu şekilde tekelci bir davranışla "faaliyet dışı gelir" yaratma çabasına girdiler.
Nasıl mı? Özel sektör LPG dağıtıcıları (özellikle baskın olanı), merkezi ısıtma sistemleri kurulduktan sonra yasal olarak güvenlik denetiminden (yapımından değil) sorumlu oldukları kombi ile gaz tankı arasındaki bağlantıyı, tekelci bir zihniyetle, baskın durumu kötüye kullanarak, kendi faaliyet alanına almaya çalışıyor. Ve genel kanı da, şirket(ler)in bu hizmeti, işin piyasadaki normal fiyatlarının çok üzerinde fahiş fiyatlara yaptıkları yönündedir.
Baskın şirket, diğer şirketi de ikna etmeye çalışarak, bu ara döşeme işini (tanktan kombiye), piyasaya yaptırmamaya çalışıyor. Ortada bariz bir şekilde rekabeti bozan "uyumlu davranış ve baskın durumu kötüye kullanma" çabası var ve Rekabet Kurumu(yasası) olsaydı, bu davranışın cezası çok ağır olurdu!
Son yıllarda merkezi ısıtma kurulum maliyetleri düşerken, bu iki şirketin bünyesinde olan "tank depozit ücretlerini ve ara bağlantı maliyetlerini " görece çok daha fazla artırmış olduğu bir gerçektir.
Halbuki, bu konuda merkezi ısıtmada faaliyet gösteren, uzmanlaşan, hatta bir çok markalı irili-ufaklı şirket var. Elbette, gaz dağıtım şirketleri teknik olarak "tanktan ve kombi arasındaki bağlantıdan güvenlik olarak sorumlu olabilir," ama bunu gaz dağıtımını silah olarak kullanıp, piyasanın elinden alarak tamamen kendi bünyelerinde yapmaya kalkmaları tekelci davranışın daniskasıdır. Haksız rekabettir.
Eğer yasal olarak, bu iş dağıtım şirketlerinin sorumluluğunda ise (ki bana göre bu itfaiyenin sorumluluğunda olmalı) bu faaliyeti denetleyebilir, hatta bununla ilgili devletin koyacağı yasal standartlar da geliştirilebilir, lisans verilebilir..vs.
Ama şimdiki gibi asla tekelci bir şekilde, bu işi fahiş fiyatlara kendi bünyelerinde yapmaya kalkmaları doğru değildir. Umarım, hükümete LPG piyasasında yaptığı acemilik ders olmuştur.
Yani, umarım daha evvel devletin fiyatını veya kar marjını tespit ettiği-hele derin olmayan sektörlerde- veya sübvansiye vs ile fiyatını etkilediği bir piyasadan; o piyasaya giriş ve faaliyetleriyle ilgili mali, ekonomik, standart vs konularda düzenleyici-denetleyici yasal ortamı hazırlamadan ve eşzamanlı da rekabet yasasını çıkarmadan, devletin çekilmesinin yaratacağı anomalileri anlamıştır.
|