|
Beklenen oldu ve büyümede ortaya çıkan tempo kaybı ile yapısal sorunu olan birçok sektör sokağa çıkmaya başladı. Geçenlerde, yapısal anlamda en büyük sıkıntıyı yaşayan sektörün temsilcisi olan Müteahhitler Birliği de bu yönde bir dizi eylem kararı aldı.
Aslında, müteahhitlerin sektörleriyle ilgili bahsettikleri birçok sıkıntı, yüksek büyüme döneminde de vardı(sorun yapısaldı) ama o vakitler sorunlar çok fazla görünür değildi.
Şimdilerde büyümede tempo kaybı ve bilhassa inşaat ve konut piyasasında şiddetli bir "konsolidasyon" ortaya çıkınca, sektörün temsilcileri açısından sorunlar daha bir görünür hale gelmeye başladı. Var olan yapısal sorunlar can yakmaya başladı.
Beyan usulü
Daha evvel, sektörle ilgili sorunları ve yapılması gerekenleri 4 ana başlık altında toplamak mümkün olduğunu söylemiştik. Bana göre "inşaat ve konut piyasasında "sektör sağlamlığı ve tüketici güveni(başlık)" açısından yapılması gereken en acil konuların başında; inşaat izin prosedüründen tapu alımına kadar olan aşamaların pratikleştirilmesi ve işlemlerde " beyan usulüne" geçilmesidir.
Tabii, sektör sağlamlığı ve tüketici güveni başlığı altında, "sektöre giriş ve faaliyet standartları" da çok önemli bir konudur. Lakin, bu konuyu daha sonraya bırakalım.
Sektöre daha önce kafa yorduğum için antremanlı sayılırım. Bir sektöre iktisadi ve finansal kafayla bakmak, o sektördeki sorunları teşhis etmek ve çözüm önerileri üretmek açısından hayatidir ve olmazsa olmazdır.
O yüzden, sektör fark etmez (sağlık, eğitim, inşaat, turizm...vb) herhangi bir sektörü "iktisatçı" olmaksızın dizayn etmeye kalkmak, ameliyatı anestezi uzmanı olmadan yapmaya benzer. İnşaatın kalitesi, mühendislik, vs sektörün dizaynından sonra içini dolduracağınız ayrıntılardır.
Neticede, Kuzey Kıbrıs mevzuatında akıllara ziyan verecek ölçüde, inşaat izin prosedüründen tapu alımına kadar olan süreçte, hem kamunun kendi birimleri arasında, hem de kamu ile sektörün sivil birimleri arasında "güvensizlik ve organizasyonsuzluk nedeniyle pratik olmayan uygulamalar ve gereksiz tekrara dayalı görünmeyen engeller vardır".
Bana göre, sistemin baştan aşağıya "beyan usulüne" dayalı demokrasi ve piyasa temelli bir organizasyon ve işbirliği prosedürüne ihtiyacı vardır. Boşuna, serbest piyasa sistemi, en iyi demokrasi ile çalışır demiyorlar.
Mevcut prosedürler; karmaşıklık, tıkanıklık, kırtasiye ve bürokrasi maliyeti, zaman kaybı yaratarak sektörün önündeki en büyük "görünmez engeli" oluşturmaktadır.
Bu süreçlerdeki sorunlar, sektörde belirsizlik, güvensizlik ve maliyet yaratırken, "tüketici ve yatırımcı" üzerinde de negatif algılamalar, beklentiler ve sorunlar yaratmaktadır. Ötesinde, mevcut süreçlerdeki sorunlar, hem kamunun gelir yaratmasını engelliyor, hem de erteliyor.
Ne yazık, kamunun düzenleyici ve denetleyici olarak hayatı regüle etmeye çalıştığı birçok alanda, sakat ve hayatı zorlaştıran bir yaklaşımımız var. Hata yapanı cezalandırmak yerine(bireysel ödül-ceza), yani beyan usulü ile çarkları döndürmek yerine; herkesi potansiyel suçlu kabul ederek, sisteme ağır ve karmaşık bürokratik engeller koyuyoruz. Bir veya bir kaç kişiyi cezalandıracağımıza bütünü cezalandırıyoruz.
Tek inşaat onay ofisi
İnşaat sektöründe, Şehir Planlama Dairesi (ŞPD)'nin önemli ve baskın bir pozisyonu var. Özellikle emirnamesi olan bölgelerde ŞPD'nin net ve yazılı beyanı olmaksızın baskın karar verici pozisyonda olması, sektörü hantallaştırıyor ve sektöre zaman maliyeti yüklüyor.
ŞDP, emirname olan bölgelerde "proje aşamasında bölge ile ilgili sözlü ve bürokratik yoruma açık, sorumluluğu tevdi edilemeyen bir sözlü bilgilendirme yapıyor. Ve bu belirsizlik her türlü suistimale de açıktır. Halbuki, ŞPD, yazılı ve net bir açıklama ile inşaat yapı oranlarını, kullanım fonksiyonlarını öngörülebilir ve belirgin bir şekilde proje bazında, görüş vermesi gerekir."
Bir vakitler Başbakanlık bünyesinde yapılan bir sektör toplantısında şöyle bir tespit yapılmıştı. ŞPD'nde "bina ve araç yetersizliği, teknik donanım ve kitabet eksikliği ve kadro yetersizliği" vardır. Bilahare, Çevre Koruma Dairesi ve yasasından kaynaklanan(tüzük değişmeli) sorunlardan dolayı da prosedürün çalışmaması veya gecikmeler olması söz konusudur. Ama bu konularda pek bir ilerleme olmadı.
Son tahlilde, yapılması gereken; inşaat izin prosedüründen tapu alımına kadar olan süreçlerde yetkisi ve sorumluluğu bulunan kamu ve sivil kurumların "tek bir çatı" altında toplanmasıdır. Zaten sektör temsilcilerinde bu konuda geniş tabanlı bir konsensus var.
Sorun yetki ve gelir paylaşımıdır. Lakin, mutlaka bu sorunu çözmeliyiz ve biran önce sektörün "one stop agency" pozisyonunda toplanması ve süreçleri birlikte, işbirliği içinde yürütmesini sağlamalıyız.
Bir de,"Tek İnşaat Onay Ofisi" adıyla oluşturulacak bu "sivil-devlet-belediye" işbirliğinin, pratik ve süratli iş üretebilmesi için de, mutlaka sektördeki bazı kamusal hizmetlerin özelleştirilmesi veya bu kamusal süreçlerde çalışanlara performansa göre mali motivasyonlar sağlanması(ödül-ceza birlikte) gerekir.
|