|
Ne yazık, hayati bir süreçte gittikçe "ormana değil ağaca bakan " ve "kaş yapayım derken göz çıkarmak" üzere olan miyop bir toplum haline gelmek üzereyiz. Hızla topyekun akıl tutulmasına doğru sürükleniyoruz. Ve bu kaygı ve kısır-döngüden kurtulmak için görev de, "yönetenlerdedir".
İş bu makale, bu kaygı ile hükümetin büyük ortağı olan CTP ile ilgili samimi bir değerlendirmeyi ve tavsiyeyi içermektedir. Çünkü, CTP, mevcut konjonktürde (2003 sonrası) Kıbrıslı Türkler açısından tarihi bir misyon üstlenmiştir. Ve mevcut şartlarda da, bu tarihi misyonu başka herhangi bir partinin ne gerçekleştirmesi, ne de bu süreçte lokomotif olması mümkün değildir.
Çünkü, geldiğimiz noktada, zaman bakımından CTP'nin ikame ve alternatif maliyeti yüksektir. Bu yüzden CTP'ye ihtiyacımız var, elbette diğer partilere de. Ama nihai hedefi "Çözüm ve AB üyeliği" olan bir toplumun (çoğunluğunun), mevcut konjonktürde CTP'ye ihtiyacı diğerlerinden daha fazladır.
Hele sağdaki alternatif partilerin referandum sonrası kendilerini yenilemediklerini ve Kıbrıs sorununda bir türlü meşru ve reel politikalar gütmekte zorlandıklarını gördükçe,açıkcası CTP'nin göreli önemi daha da artmaktadır.
Neticede, Kuzey'deki partilere (kadroları dahil) baktığımda, CTP'ye iki konuda güvenim yüksektir. Zaten, bugüne kadar da, bu iki konuyla ilgili genelde doğru ve tutarlı icraatlar yaptılar. Bunlar; (i) Kıbrıs sorununda güttükleri politika ve nihai hedef ve (ii) Kıbrıslı Türklerin Kuzey'de baskın varlığını koruma ile ilgili mücadele konularıdır.
Ama hayatın kendisi olan ekonomi ve makro ekonomi yönetimi konusunda, ne yazık CTP'ye GÜVENEMİYORUM. Zaten, bugüne kadar bu konuda yaptıkları yanlışlar veya yapamadıkları da ortadadır. Elbette, doğru yaptıkları bir çok icraatta var ama bu konuda tutarlı değiller ve güven vermiyorlar. Peki, niye bu konuda güven vermiyorlar?
Çünkü, mayası ve dayanışması güçlü CTP'nin çekirdek kadroları, bugüne kadar hep Kıbrıs sorunu ve bununla ilgili siyaset üzerine kafa yordu ve mücadele etti. Kıbrıs sorunuyla ilgili siyaset kavgasında uzmanlaşan kadrolar, bu yüzden reel ve meşru politikalar güdebiliyor.
Ama ayni güven, ne yazık ekonomi ile ilgili konularda (ki hayatın ve hükümet etmenin önemli bir kısmıdır) yoktur. Bu yüzden çoğu zaman yaşayarak öğrenmenin maliyeti ortaya çıkıyor. Bunun nedeni;(i) karar verici pozisyonda olanların-bürokratlar dahil- geleneksel ideolojik yaklaşım zaafiyetidir ve bu kişilerin bugüne kadar ekonomiye pratik ve teorik düzeyde kafa yormamalarıdır. Gerçi, bütün partiler için geçerlidir bu.
En kötüsü de, CTP'nin % 45 oy alıp, merkez parti haline geldikten sonra bile, ekonomi (yönetimi ve politika oluşturma konusunda) ile ilgili parti düzeyinde yeniden bir yapılanmaya-kadro dahil- ve organizasyona gitmemesisidir.
CTP NE YAPMALI?
Yerel ekonomi-politiği sorunlarımıza vakıf, serbest piyasa sistemi ile ilgili "pratik ve teorik birikime" sahip bir "Makro Ekonomi Danışma Kurulu" oluşturmalıdır. Bu takım, ekonomi ile ilgili CTP'nin hükümet ve parti politikalarının oluşmasında "makro dizayn ve filtre-kontrol mekanizması" olmalıdır. Bir bakıma, aslında bu kişiler hükümetin makro ekonomi danışma kurulu olacak.
Makro Ekonomi Danışma Kurulu ne yapacak?
Evvela mevcut yapısal bozukluklarımız ve çözüm yöntemleri dikkate alınarak, bundan sonra atılacak ve güdülecek politikalarla ilgili "ilke ve prensipler" oluşturulacak. Bu ilke ve prensipler çok önemlidir ve herkes için bağlayıcı ve referans niteliklidir.
Bu ilke ve prensipler, bundan sonraki ekonomi yönetimi için anayasa kuralları olacak. Alınması düşünülen her kararda dönüp, bu ilkelere bakılacak. Örneğin, devlet fiyata karışmamalı ve bu konuda aşamalı bir adaptasyon yapılacak diye bir prensip karar alınırsa; o vakit bundan sonra, ne yukarıdan, ne de aşağıdan bu prensibe uymayan herhangi bir icraat yapılmamalıdır. Tutarlılık, güven ve istikrar böyle oluşur.
Danışma Kurulu nasıl çalışacak?
Makro Ekonomi Danışma Kurulu, yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya ve iç-dış dinamiklerle de yatay düzeyde birlikte çalışmalı ve tam zamanlı iletişim içinde olmalıdır.
1-Yukarıdan aşağıya
Danışma Kurulu, makro politikaları ortaya koyacak ve parti (ve hükümet) bunları kabul ettikçe, benimsediği ölçüde hayata geçirilmesi için uğraşacak.
2-Aşağıdan yukarıya
Her biri ayrı devletçik olan bakanlıklarda yapılması düşünülen yasa ve düzenlemelerin hayata geçmeden önce, mutlaka bu takımla makro düzeyde tartışılması sağlanmalıdır. Bir bakıma bu takım, ekonomik akla göre icraat ve politikaların "filtresi olacak ve dizaynına" katkı yapacaktır. Çünkü, her bakanlık bir devletçik olarak kendi başına buyruk kararlar alıyor ve bu da topyekün ekonomiyi ve hayatı etkiliyor. Bu konuda örnek çok...
3-Yatay
Bilahare, bu takım başta iş dünyası ve sair sivil (hatta partilerle) kesimlerle yatay düzeyde tam zamanlı ilişkiye girecek ve parti tarafından onaylanmış görüşleri paylaşacak, hayata geçirilmesi ile ilgili mümkün olduğu kadar birlikte çalışacaktır.
Yatay düzeyde kurulacak bu ilişki, bilgi paylaşımı ile optimum kararlar üretme ve ortaya süpriz ve amaca hizmet etmeyen kararların çıkmasını da engellemiş olacaktır. CTP, bunları Kıbrıs sorunuyla ilgili siyasette yapıyor ama ne halse ekonomide yapmıyor.
|