Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
BİR YASTIKTA 50 YIL
Kara Kitap
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş

YORUMLANANLAR
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [2]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [3]
Bu kez Girne zehirlendi [2]



KUZEY'deki " ÖLÜMCÜL MOTİVASYON MEKANİZMALARI "

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Mart 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Oldum olası insana dair bir sosyal bilim olan iktisadın ekonomi-politiği ve piyasa tarafı, pratik hayata etkisi, serbest piyasa felsefesi beni her vakit daha fazla cezbetmiştir.

Piyasaları ve hayatı (insanı) iki dürtü yönlendirir "korkular ve hırslar". Piyasada ve hayatta, bu iki dürtünün balansını iyi ayarlayanlar, ayarlayamayanlara göre daha başarılı olur..

Bireyler, iki konuda sapma gösterir, yani davranışları ve karar verme mekanizmaları iki konuda bozulur. "Adaletsizlik ve temel ihtiyaçların karşılanamaması" durumlarında bireyler sapma gösterir.

Ekonomide ve hayatta, insanoğlunun karar verme mekanizmasını etkileyen, "ekonomik, toplumsal ve ahlaki" motivasyonlar vardır. Aslında, hayatın kendisi de, tıpkı ekonomi gibi "motivasyonlarla ve teşviklerle" alakalıdır.

İktisatçılar da, zaten hayattaki motivasyonların keşfi ile ilgilenir. Ve çoğu zamanda, motivasyonlar görünür olmayabilir veya doğal olarak ortaya çıkmayabilir. İyi politikacı, iktisatçı, hatta anne-babanın farkı da buradadır zaten.

Her birey, bu motivasyonlar çerçevesinde, "kendi çıkarını maddi ve manevi maksimize etme" çabası içindedir. Bu bireysel maksimize çaba, aslında iyi bir şeydir, bütün mesele bu çabanın hangi sistem içinde maksimize edildiğidir. Kritik nokta burasıdır.

Ortam, yani kişinin etrafını çeviren sistem (mali, idari, hukuki, ekonomik sistem) iyi dizayn edilmişse; bireyler çıkarlarını maksimize ederken sorun olmaz ama uygun ortam-sistem yoksa, o vakit ortaya bireyi ve toplumu mahveden "ölümcül motivasyon mekanizmaları"çıkar.

Ki, böylesi ortamlardan kurtuluş kolay değil; çünkü, bir birini besleyen kısır-döngüler oluşur ve akrep devreye girer. Artık, böylesi bir kısır-döngüden kurtulmanın tek yolu da, dıştan güçlü bir şok ve müdahaledir.

Bu anlattıklarıma örnek bir ortam KKTC'dir ve dış şok da, bizim için çözüm-AB üyeliğidir. Biz, artık kendi kendimizi, gönüllülük esasına göre iç dinamiklerimizle kurtaramayız. Buna inancım kalmadı.

Esasında gelişmiş ülkelerle, gelişmemişler arasındaki temel fark da, ülkedeki topyekun "motivasyon ve teşvik mekanizmaları" ile alakalıdır. Gelişmişler, bu mekanizmaları birey temelli iyi dizayn etmişlerdir; gelişmemişler ise henüz bu dizaynı başaramayanlardır.

O yüzden kötü ırk yoktur ama insanoğlunu bozan kötü sistemler vardır. Kuzey Kıbrıs'ta kurulu KKTC sistemi de, kötü sistemlerden biridir. Kıbrıslı Türkler de, kötü çocuklar değildir aslında ama çözümsüzlüğün yarattığı ve beslediği "ölümcül motivasyon mekanizmaları" içinde, ne yazık birey bazında ciddi sapmalar gösteriyorlar ve ortaya taşıması zor anomaliler çıkıyor.

Neticede, bu sapma ve anomaliler toplumsal varlık açısından bizi mahvediyor. Çünkü, ölümcül motivasyon mekanizmaları, hayatın ve ekonominin kanseridir. Kıbrıslı Türklerin çözümsüzlük koşullarında içinde yaşadığı sistem, ölümcül motivasyonlar ve teşvik mekanizmalarına sahiptir ve bunlar bizim birey bazında davranışlarımızı olumsuz etkilemekte ve bizi köreltmektedir.

Çözümsüzlük, aslında disiplinsizlik ve sistemsizlik demektir. Çözümsüzlük, çapasızlık ve meşrutiyetsizlik demektir. Çözümsüzlük "ölümcül motivasyon mekanizmaları"nın devrede olmasına ve iç-dış dinamiklerin sağlıklı ve sürdürülebilir çalışmamasına neden oluyor. İşte aşağıda, çözümsüzlüğün neticesi ile ortaya çıkan bazı "ölümcül motivasyon mekanizmaları" ve bu mekanizmaların yarattığı bazı sapmalar.

i-Emek ve üretim üzerinden gelmesi gereken vatandaşlık kavramı, devletin "ganimet, fahiş ücret, mali hak ve menfaat" dağıtan mekanizmasından gelirse; ne vergi bilinci, ne vatandaşlık, ne de aidiyet oluşur.

ii- Eğer, meclisi, "üretimi ve refahı " artırma konusunda çaba sarf edenler değil; bunun yerine hiç bu işle alakası olmayan doktorlar ve memurlar doldurursa, bu işte bir sapma var.

iii-Kamu çalışanına, özele göre yüksek başlangıç ücreti, fahiş hak ve menfaatler, abartılı çalışma ve emeklilik konforu sağlarsan, ortaya kamunun bozduğu bir emek piyasası çıkar.

iv-Adama, beleş arazi, kredi, fahiş teşvik ve kumar izni verirsen, o vakit turizmimiz büyük otel açmazına girer ve ortaya coğrafyaya ihanet eden sapmalar ve anomaliler çıkar.

v-Yanlış teşvik, sübvansiye ve araçlarla tarımı, narenciyeyi, sütü regüle edersen; sapmalar oluşur ve ortaya taşıması zor "saadet zincirleri" çıkar.

vi-Adama karşılıksız, beleş gayrımenkul verdiğin zaman, adam üretimden, adaletten ve meşruiyetten sapar.

vii-Üniversiteye kolay giriş standartları ile kamuda popülizmle birleştirirsen, insan kaynaklarını mahvedip, emek piyasasını bozarsın.

vii-TC yardımlarını "balık tutmak yerine, balık verme" politikası şeklinde dizayn edersen toplumu üretimden koparıp yüzsüzleştirirsin.

viii-Yıllarca çözümsüzlüğün yarattığı elverişsiz yatırım iklimi yetmezmiş gibi, bir de üstüne ekonomiye TL gibi bir dandik para salarsan; girişimciliği öldürürsün, ötesinde toplumu üretimden koparıp, rantiyeye çevirirsin.

Sağlıkta, eğitimde, bankacılıkta, kısaca hayatın bir çok alanında var olan "ölümcül motivasyon mekanizmaları" ile yaşadığımız sapmalar, saymakla bitmez...

   934 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Ekim 2008, Çarşamba   GLOBAL KRİZİN BİZE BULAŞMA KANALLARI ve ETKİLERİ
06 Ekim 2008, Pazartesi   ALAÇATI DERSLERİ
24 Eylül 2008, Çarşamba   KUZEY'in MÜLTECİ BROKERLERİ ve EKONOMİSİ
22 Eylül 2008, Pazartesi   Global kriz ve evlere şenlik pür halimiz!
17 Eylül 2008, Çarşamba   KILAVUZU KARGA OLANIN...!
15 Eylül 2008, Pazartesi   ŞİMDİ GERÇEK MÜTEAHHİTLERİN ZAMANI
10 Eylül 2008, Çarşamba   Kamu arazilerinin (Sanayi Bölgeleri) satışı
08 Eylül 2008, Pazartesi   BELÇA'yı özelleştirin, yoksa "PEYAK" olacak
03 Eylül 2008, Çarşamba   Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışması ve öğretileri
01 Eylül 2008, Pazartesi   TAŞOCAKLARI'ndaki "Bermuda Şeytan Üçgeni"



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ÇIKARLAR MI KORKULAR MI?

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Şimdi obir taraftan ucuz olduk... Tamam mı...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Desmond Tutu'yu kim tutar?..

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Okurlardan güncel konulara ilişkin görüşle...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Mali kriz ve AB

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital