|
Bir taraftan, dünyanın bize uyguladığı izolasyonları kaldırmaya uğraşıyoruz; öte yandan da hergeçen gün kendi kendimize koyduğumuz yerel izolasyonları artırıyoruz. Ki, bazıları görece dışsal izolasyonlardan daha maliyetlidir. Bu "ekonomik akılsızlığı" anlamak ve anlatmak mümkün değildir. Hiç bir şeyden çekmedik, kendi kendimize koyduğumuz izolasyonlardan çektiğimiz kadar.
Geçen gün limanlarda ihracat ve ithalatta elleşlemeye konu "genel yükleme ve taşıma" ücretlerine % 20 zam yapıldı. Serbest limana gelen yüklerle, ticaret limanına gelen yükler arasındaki % 7'lik fark da ortadan kaldırıldı (belli ki sapma ve suistimal var).
Çimento ve toprak türevi ürünlerin yüklemesine, bilahare son yıllarda neredeyse en büyük ihracat kalemi olan hurda ihracatındaki elleşleme ücretlerine ise % 100 zam yapıldı. Bu zamların en önemli nedeni, elbette yasayla tekelci konumda olan " Liman İşcileri Şirketinin" gelir-gider dengesizliği ve refah artışı talepleridir.
Ama gelin-görün ki,o tekelci şirketin gelir-gider dengesizliği ve " 41 kar payı üyesinin " haksız refah (çünkü yasayla tekeldir)artışı talebi,bütün ekonominin sırtına yükleniyor.Bir vakitler, emeklerini satıp karşılığında ücret alanlar ve bu maksatla yasayla kurulan (ki yanlıştı) şirket, şimdilerde hizmeti (elleşlemeyi) "taşeronlaştırmış " ve dışardan hizmet satın alıyor.
Zaman içinde,tabii şirket ve üyelerinin yük trafiği düşük tarifeli araç üstü elleşmeye kaydığı için,haliyle eski hizmetlere(fiyatlara) göre dizayn edilen,üyelerin ücret,maaş,tazminat,emeklilik..vs ödemelerini karşılamak imkansız hale geldi.41 üye(şirket ortağı) artık emeği karşılığında ücret almak yerine, taşerona verip karşılığında kar payı aldığı için şirketin gelir-gider farkı açılıyor.
Elbette, dolarla fiyatlanan elleşleme ücretlerinin doların YTL karşısında değer kaybı son yıllarda sorun oluyor ama bundan daha önemlisi şirketten emekli olan üyelerinin sözleşmelerindeki fahiş tazminat veya emekli maaşlarını ödemekte zorlanmasıdır.
Yahu, bu düpe-düz " birilerine kamu eliyle rant aktarmaktır". Ne doların değer kaybını (birçok sektör ve insan dövizden etkileniyor), ne de şirketin gelir-gider farkını topluma ödetmek doğru değildir.
...Aslında kamu kökenli sorunlarımızın kaynağı hep aynidir. Nedir bu sorun?.. Küçük örgütlü çıkar gruplarının, ganimet yasaları ile kendi kısa vadeli çıkarlarını, toplum menfaatinin önüne koymaları ve bu ganimet fahiş haklarla toplumu haraca bağlamaları ve tehdit etmeleridir.
Vahim olan ise, ne toplumsal iç dinamiklerin, ne de hükümetin, iki limandaki bu akıl dışı durumu değiştirecek çabayı bir türlü ortaya koyamamasıdır. Bu ekonomik akılsızlığa daha fazla tahammül etmemeliyiz. Çünkü konu sadece iş dünyası örgütlerinin işadamlarının meselesi değildir; hepimizin, bütün tüketicilerin ve her sektörün meselesidir.
Bir süre önce, DAÜ'den Prof.Jenkins, Mağusa Limanında yüklendiğimiz 9 kalemlik gümrük işlemleri uyum maliyetinin, izolasyonlardan dolayı ithal fiyatlara yansıyan ilave navlun maliyetinden % 40-45 daha fazla olduğunu ortaya koymuştu.
LİMANLARDAKİ KAMUSAL RANTLAR
Mağusa ve Girne limanın, mevzuat ve yasalardan kaynaklanan ortak sorunları olduğu gibi, her birinin kendine özgün ayrı sorunları da var. Bu iki limanda devlet eliyle oluşturulan " kamusal rantlar " vardır ve artık bunlar taşınabilir değildir. Hele Girne limanındaki rantlar, hem bizimkileri, hemde TC tarafındaki Taşucu Belediyesini besliyor.
Düşünün Girne-Taşucu arasında gidiş-dönüş bileti 90 YTL civarı iken; iki tarafta alınan vergi ve harçlar toplamı 40-45 YTL'dir. Bunun 12 YTL'sini Taşucu tarafı, geri kalanı da bizim taraf alıyor. Antalya'ya uçakla gidiş-dönüş bileti,deniz taşımacılığından daha ucuz bilesiniz.
Limanlarda vardiya usulu yok ve artık her iki liman da, " ek mesai ücretleri ve faaliyetlere yüklediğimiz dolaylı fahiş harçlardan" dolayı çalışamaz ve rekabet edemez hale gelmiştir.
Hafta sonu, ek mesai ücretleri "double" oluyor ve bu yüzden mesela Girne limanında " mal ve insan taşımacılığı hizmeti " vermek çok pahalı oluyor. Bu yüzden, faaliyetin ekonomik aklı kaybolduğu için toplamda Girne limanında iş yapanlar haftada " bir gün " kaybediyor aslında.
Ne halse, bir türlü, deniz limanlarındaki "dış ticaret ve yolcu taşımacılığı ile ilgili hizmet veren kamuya bağlı (veya yasası olan) birimler arasındaki mesai eşgüdüm bozukluğunu çözemiyoruz." Ötesinde, bu uyumsuzluğun ekonomiye pahalılık salma etkisinin dışında, "ticareti baltalayan (yaratmayan) ve saptıran" bir etkisi de vardır.
Aslında tek başına bu anomali bile, deniz limanları ile Ercan havalimanı arasındaki haksız rekabeti anlatmaya yeter de artar da. Havadan gelen mal ve insanlar, denizden gelenlere göre görece korunuyor.
Çok net olarak,limanlarda yıllardır denkleştiremediğimiz hizmet mesai uyumsuzluğunun faturasını tüm ekonomi ve toplum olarak ödüyoruz.Bu haliyle,limanlarda özel ve kamunun uyumlu çalışması mümkün değildir. Faaliyetin fizibl aklını devlet eliyle bozduğumuz için de, bu şartlar altında "deniz taşımacılığı sektörünün" gelişmesi mümkün değildir.
|