|
14 asır önce, tarih 610 yıllarını gösterirken, Peygamber Efendimizi Yüce Allah'ın elçisi olarak iş başında görüyoruz; Peygamberliğini ilan etmiş; mektepsiz kalmış insanlığı mektebe davet ediyordu, elinde kitap, dilinde hitap ile.
Gelin! Diyordu: Şu İslam adlı gemiye binin, Saadet sahiline çıkın, cennete girmeye hak kazanın. Bu son şanstır. Eğer bu fırsatı da kaçırırsanız şu dünya denizinde dalgalar arasında boğulup gideceksiniz. Ve Peygamberimiz (S.A.V.) 622 yılında bir gece, Allah'ın emri ile Mekke'yi terk ederek çok yakın dostu Hz. Ebu Bekirle birlikte Medine yollarına düşüyordu.
Peygamberimizin Mekke'den ayrılırken duyduğu üzüntüyü dağıtmak için Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur. Kasas süresinin 85. Ayet-i Kerimesinde; (Merak etme Habibim) elbette o Kur'an'ın tebliğini üzerine farz kılan Allah, seni yine Mekke'ye döndürecektir.
Gerçekten de öyle olacak; Rasulullah, 12 bin kişilik bir ordu ile Mekke'yi fethedecek ve Kâbe'deki putlarla gönüllerdeki putları kıracak, maddenin yerine Mevla'nın muhabbetini hâkim kılacaktı.
Peygamberimiz ve ilk mü'minler, niçin mal mülk ile vatanlarını terk edip hicret ettiler. Onlar için hiç mi bunların değeri yoktu? Elbette vardı. Ama onlar için vatan mal mülk, eş dost, akraba sevgisinden önce Allah ve Peygamber sevgisi, muhabbeti geliyordu.
Zaten Allah'ı ve Resulünü her şeyden daha çok sevmedikçe olgun mü'min olabilmek de mümkün değildir. İşte bu sevgiyi tercih ettikleri için hicret etmişlerdir, ve bundan dolayı da Kur'an'ın övgüsüne mazhar olmuşlardır.
Müslümanlar da İslamiyet'in yücelmesinde bir dönüm noktası olduğunu göz önünde tutarak Peygamber Efendimizin Medine'ye göç etmesini takvim başlangıcı olarak kabul etmişlerdir.
Ramazan ayından sonra feyizli ve bereketli bir ay olduğu haberi verilen Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem ayını gaflet içerisinde geçirmeyelim. Allah'ın özel ayı olarak kabul edilen Muharrem ayının onuncu günü olan 'Aşure Günü'nü" ortada bırakmak suretiyle 9. ve 10. günleri ya da 10. ile 11. günleri oruç tutalım. Bu yıl "Aşure Günü" 29 Ocak 2007 Pazartesi gününe denk gelmiştir.
Muharrem Ayının, bilhassa "Aşure Günü" olarak isimlendirilen 10. günü birçok peygamberle ilgili çeşitli mühim olaylara sahne olurken, Yahudiler ve Hıristiyanlarca da mukaddes sayılmaktadır. Hazreti Peygamber Efendimiz Hicrete adımını atarken, her şeyinden geçti, fakat yüce Allah'ın yüce davasından vazgeçmedi.
Bizler de bu hicret hareketine katılıp selâmete erenlerden olmaya çalışmalıyız. Kötülüklerden iyiliklere, batıldan Hakka şerlerden hayra, hurafelerden gerçeklere hep iyi şeylere hicret etmeliyiz.
Önce hicreti kendi nefsimizde kendi şahsiyetimizde uygulayarak işe başlamalıyız. Kendi evimizde, işyerimizde İslâm'a uymayan her türlü söz, hareket ve davranıştan kaçınmalıyız, uzaklaşmalıyız; yani bir nevi, iyiye, doğruya ve hep güzele hicret etmeliyiz.
Hicret her Müslüman'ın bilmesi, uygulaması, çocuğuna öğretmesi birbirleriyle tebrikleşmesi hatta uygun hediyelerle de canlandırılması gereken dini ve hayati bir olaydır.
Selâm olsun o asil muhacirlere ve onların izlerini takip edenlere.
20 Ocak Cumartesi günü idrak edeceğimiz 1428. Yeni Hicri Yıl tüm Müslüman kardeşlerimize kutlu olsun, mübarek olsun.
|