|
Mirasa konmuş şımarık evlatların durumunu bilirsiniz. Bugünkü Müslümanları buna benzetirsek bilmem hata etmiş olur muyuz? Bir ekmek için çarşıya giden ve bir lira verenler dinleri için 25 kuruş ianeden ve cenaze namazına gitmekten başka bir şey yapmıyorlar.
Tabii kimlere hitap ettiğimizi anlıyorsunuz.
Mirasyediler için her şey ucuzdur: Ve her şeyden evvel dinleri ucuzdur. Onun için ne ter, ne kan, ne para, ne ilim... Bir tek imza dahi atmadan aldıkları dinlerini, farelerin evrakları öğütmesi gibi kemirir ve öğütürler.
Babasının mezarına yaptığı masrafı, ilk ve son cömertliği olarak kabul eder ve İslâmi anlayışlarının ne derece kıt olduğunu anlarız!..
"Hep, bütün bu meseleler sende düğümleniyor" diye Müslümanlara hitap ederiz. İşte hitap ettiğimiz Müslüman, bulduğu hazineyi sefahat yolunda harcayan bedbahttır!..
Hizmetini bırak, ihanet etmese yeter! Din düşmanlarına karşı çok kuvvetli olduğumuz halde bizi arkadan vuran - güya - bu dostlardan yaralıyız. Öyle ki düşmanlarımız dinimize vuruyor, dostlarımız bize. Elimizi böğrümüze kapatıp, iki kat gezmemizin sebebi, dost eliyle açılan yarayı düşmana göstermemek içindir.
İslâmiyetli bir çocuk safiyeti ile, masal dinler gibi dinler. Bu da yetmiyormuş gibi hatta ağlar. Zannedersin ki, mesele anlaşıldı. Nerede?.. O, zanneder ki, İslâmiyeti yaşamak için Asr-ı Saadeti geri getirmeli ve Eshabdan biri olmalı... O devirler, o gerçek müminlerle geçti gitti. Şimdi mirasına konduğumuz bu hazineyi, hayırsız evlâtlar gibi bitirmeye çalışalım. İnsan, haykırmaktan kendini alamıyor:
- Düşman olsan başka ne yapardın?
Çünkü İslâmi esaslara uymamakla yalınız kendisine kötülük etmekle kalmıyor, başkalarının hukukunu da çiğniyor.
İslâmiyet cemiyet dinidir. Dünya dinidir. İslâm dini, İlâhi Mukaddes Kitapta özetlenmiştir. O, burada tatbik edilir. Ahirette ücret alınır. O derken Kur'an-ı Kerim'i kastediyoruz. Kur'an-ı Kerim'i, imânın ve İslâmın şartlarından ibaret görmemek lâzım. Elimize aldığımız şu koskoca kitap neden bahsediyor, onu bilmeliyiz. Cennet ve cehennemin yol kavşağına dikilip trafik polisliği yapmadan, yani şunu cennete, bunu cehenneme göndermeden evvel, öz nefsimiz için bu yolları öğrenmeliyiz. Yoksa İslâmiyeti bir iki ibadetin üzerine bina edersek, onu çocuklarımızın elinde oyuncak olarak görürüz.
Kim derdi ki koskoca imparatorluklar kuran ve dünyaya insanlığı yayan mukaddes Dinin mensupları camilerde iki saf halinde kalsın! Kim derdi ki din denince bir iki sakallıyı hatırlayalım!..
Neden falan mühendis veya doktor dindar olmasın? Neden falan müdür veya muhasip dindar değil? Halbuki bunların anneleri ve babaları dindar... Bunlara ne olmuş? Tahsil din için kezzap mıdır?
Dinimizi yemeyelim. Çünkü bu kuşun eti yenmez!
(Hekimoğlu İsmail)
|