|
Kalın bağırsak kanseri diğer adı ile “kolorektal kanserler (kolon ve rektum kanseri)” tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sıklıkla görülen, erken tanısı, korunulabilmesi ve hastalık erken evrede tespit edildiği takdirde tedavi edilebilme şansı yüksek olan bir kanser türüdür. Kalın bağırsak kanserinin oluşumunda, “genetik risk faktörleri” ve “çevresel risk faktörleri” rol oynamaktadır. Genetik risk faktörleri olarak tanımladığımız faktörler, atalarımızdan bizlere, bizlerden de gelecek nesillere aktardığımız kişiye özgün karakteristik özellikleri içeren “genetik miras”ımızdır. Genetik risk faktörlerimizi değiştirme şansımız maalesef yoktur... Genetik risk faktörlerinin kanser hastalığının oluşumundaki rolünün genel olarak %20 oranında olduğu bildirilmektedir. Bağırsak kanseri ile ilgili günümüze kadar yapılan araştırmalarda kişilerde özellikle ailesel (herediter) kalın bağırsak kanseri hikayesinin olması kişide hastalık riskini anlamlı derecede artırmaktadır. Ailesel (herediter) kalın bağırsak kanserlerinin tüm vakaların ancak %6-10’unu oluşturduğu da ayrıca belirtilmektedir. Bilimsel olarak yapılan çalışmalarda, kanserleşen hücrelerdeki temel bozukluğun genetik yapımızdaki değişiklikler ile başladığı düşünülmektedir. Genlerimizdeki bozukluklar doğuştan olabileceği gibi, sonradan meydana gelen etkilerle de oluşabileceği gösterilmiştir. Bu da bizlere, genetik yapımızın temelini oluşturan DNA molekülünün üstlendiği sorumluluğun önemini bir kez daha ortaya koyması açısından büyük önem taşımaktadır.
Genetik yapıyı oluşturan ve yaşam için çok büyük önem arz eden molekül, DNA molekülüdür. DNA molekülü, sihirli bir moleküldür. İnsanların tüm karakteristik özelliklerini taşıyan, taşıdığı bilginin sağlıklı bir şekilde değişikliğe uğramadan aktarılmasını sağlayan ve şifreleyen temel yapı taşıdır. Tüm canlılarda olduğu gibi insan organizmasının da temel yapı taşı olan DNA molekülü, canlıların yaşam sürecini ve sağlıklı yaşam kalitesini şifreleyen bir moleküldür. Tüm canlı hücrelerde genetik özellikler kromozomlarda bulunmaktadır. Kromozomlar, DNA ve protein yapılarından oluşmaktadır. DNA molekülü yapısında bulunan ve kişisel özelliklerin bir nesilden diğerine aktarılmasını sağlayan yapı birimlerine “gen” ismi verilmektedir. Çeşitli iç ve dış faktörlerin etkisi ile DNA yapısında kalıcı değişiklikler meydana gelebilmektedir. “Kalıcı değişiklikler” diğer bir deyişle “mutasyonlar” vücudun tamir mekanizmaları ile düzeltilemedikleri zaman, gelecek nesillere aktarılarak kanser hastalığına yatkınlığı oluşturmaktadırlar . Kalın bağırsak kanseri oluşumunun genetik yapıyla ilişkisi oldukça karmaşık olup uzun sürede meydana gelen bir olaydır. Kalın bağırsağın iç yüzeyini örten hücre tabakasının oluşumu ve yenilenmesi genlerin kontrolündedir. Bu nedenden dolayı kalın bağırsağın iç yüzünü örten tabakanın genlerin etkisiyle yenilenmesi sırasında meydana gelen kalıcı değişiklikler sonucunda hücrelerin çoğalma ve büyüme kontrolünü kaybetmesi ve kitleler meydana getirmesi neticesinde kalın bağırsak kanseri meydana gelmektedir.
Bu bilgiler ışığında, kalın bağırsak kanserlerinin birçoğunun, bağırsak iç yapısında oluşan bir polip zemininden başladığı konusunda ortak bir görüş birliği bulunmaktadır.
Bağırsak içerisinde oluşan polip yapısını oluşturan hücrelerin zaman içerisinde birçok faktörün etkisiyle kontrolsüz çoğalmaları sonucu polip yapısında kanser hastalığı başlayabilmektedir. Değerli Okurlarım, gelecek hafta konumuza kaldığımız yerden devam edeceğiz.Gelecek hafta sizlerle yeniden buluşmak dileğiyle, sizlere, sağlıklı, mutlu ve huzur dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum.
M.Çağlar
Merak Edilenler ve Sıklıkla Sorulan Sorular SORU:Her kanser türü genetik midir? CEVAP: Genellikle, her kanser türü için “genetik”tir diyemeyiz. Çünkü kanser hastalığı birçok faktörün (genetik ve çevresel risk faktörleri) birlikte rol oynadığı bir hastalıktır., Bu noktada önemli bir noktayı da belirtmek istiyorum ki, kanserleşen hücrelerdeki temel bozukluğun genetik yapımızdaki değişiklikler ile başladığı düşünülmektedir. Genetik yapımızı etkileyen bu tür değişiklikler doğuştan olabileceği gibi (genetik geçiş), sonradan meydana gelen etkilerle (çevresel etkenler) de oluşabilmektedir.
SORU: Kanser hastalığı nedir? CEVAP: Kanser hastalığı, birçok faktörün birlikte rol aldığı sinsi bir hastalıktır. Kanser hastalığı, vücudumuzdaki tek bir hücrenin çeşitli dış faktörlerin etkisiyle gen yapısındaki kalıcı değişikliklere uğraması neticesinde, büyüme ve çoğalma kontrolünü ve koruyucu tamir mekanizmalarının fonksiyonlarını kaybetmesi neticesinde, hücrenin aşırı derecede çoğalması ve kitleler meydana getirmesi şeklinde tanımlayabiliriz.
SORU: İri göğüslerin kanserleşme riski var mı? CEVAP: Bu sorunuzun yanıtını verebilmemiz bugünkü bilgilerle pek mümkün değildir. “Kadın” olmak meme kanseri riski açısından çok önemlidir. Bu konuda size önerim, meme kanseri erken tanısı konusunda aylık kendi kendinize meme muayenenizi bilinçli bir şekilde yapmanız. Klinik meme muayenenenizi yaptırmanız ve doktorunuzun önerisi doğrultusunda radyolojik görüntüleme yöntemlerinden faydalanmanız olacaktır.
SORU: Adet düzensizliği ve hormon bozukluğu ne kadar etken kanser konusunda? CEVAP: Sorunuza kanser hastalığı ile ilişkili olarak net bir cevap verebilmek pek mümkün değildir. Sorunuzda da belirttiğiniz gibi bu tür sıkıntılar ve şikayetler durumunda Kadın Doğum Uzmanınıza danışmanız daha doğru olacaktır.
SORU:Erkeklerde oluşan meme kanserinde teşhisin konulması için yapılan uygulama ayni şekilde mi oluyor? Yani göğüste kitlenin bulunması ayni şekilde mi? CEVAP: Meme kanseri, sıklıkla kadınlarda ve çok ender de olsa erkeklerde de görülebilen bir kanser türüdür. Bu nedenden dolayı, erkekler meme kanseri konusunda çok bilgi sahibi değildirler. Erkeklerde gelişen meme kanseri teşhisinde benzer yöntemler uygulanmaktadır. Hastalığın belirti ve bulguları ayni şekilde gelişebilmekle birlikte kadınlara göre tek farkı, erkeklerde meme dokusunun küçük olması nedeniyle, erkeklerdeki meme kanseri hızla yayılım gösterebilmektedir. Bu nedenden dolayı meme kanseri konusunda erkeklerin de bilinçli olması ve gereken konulardaki bilgilendirilmenin yapılması gerekmektedir.
YORUM: Size sorumun yanıtlanmasından ziyade, benim kanserle ilgili şahsi görüşlerimi paylaşmak için yazıyorum. Köşenizde yayınlarsanız mutlu olurum. Kanser hastalığından korunmak için aldığımız şahsi önlemlerin yeterli olmadığı düşüncesindeyim. Devletin her konuda yeterli kontrolleri de yapması gerekmektedir. Eskiden kanser bu kadar yoğun değildi. Şimdi niye bu kadar yaygınlaştı?... Bu artış sadece yediklerimizle mi ilgilidir, sizlerce? .... Bence herşeyi tetikleyen en önemli faktör “stres”tir. Bu noktada kendimizi ne kadar koruyabileceğimizi bilemiyorum....Teşekkürler.
SORU: Mememin ucundan koyu renkli akıntı gelmektedir. Meme kanseri olabilir mi? Ne yapmalıyım? CEVAP: Şikayetinizin meme kanseri ile ilgili olup olmadığını şu anki sorunuzla cevaplayabilmek mümkün değildir. Bu tür şikayetler meme kanserinin önemli bir belirtisi olabileceği gibi memenizle ilgili farklı bir sağlık problemi de olabileceğini göstermektedir. Bu nedenle şikayetinizle ilgili olarak hiç gecikmeden konuyla ilgili olarak Genel Cerrahi Uzmanınıza başvurmanız ve gerekli muayene ve tetkiklerinizi aksatmadan yaptırmanız en doğru yaklaşım olacaktır.
|