|
Değerli okurlarım, yurtdışı kongrem nedeniyle konularımıza iki hafta ara vermiştik. Mesane kanseri konusunda yeni bir konuya başlamadan önce, bir önceki konumuzun üzerinden iki haftanın geçmesi nedeniyle, gerek konuyu takip eden okurlarımıza bundan sonraki konuların daha iyi anlaşılabilmesi için konuyu yeniden hatırlatmak maksadıyla, gerekse konuyu takip edemeyip ilk kez okuyacak olan okurlarımız adına bugünkü konumuzda "Mesane Kanseri ve Risk Faktörleri" konusunu sizlerle yeniden paylaşmak istiyorum. Mesane kanseri konusu tamamlandıktan sonra ise, "Besin maddeleri, Beslenme ve Kanser" konusunda düzenlenen uluslararası kongre izlenimlerimi sizlerle paylaşacağım.
Erkekler ve kadınlar arasında sıklıkla görülen bir kanser türü olan "mesane kanseri"nin köken aldığı doku ve organ olan mesane, alt karın bölgesi orta hatta bulunan bir organ olup başlıca görevi, böbreklerden süzülen idrarın toplanma yeridir. Diğer doku ve organ kanserlerinde olduğu gibi mesane kanseri de, mesane yapısını oluşturan hücrelerin birçok faktörün etkisiyle kontrolsüz bir şekilde çoğalması ve kitleler meydana getirmesi olarak tanımlayabiliriz.
Daha önceki konularımızda da bahsettiğimiz gibi kanser hastalığının nedenleri ve hastalığın oluşmasında rol oynayan risk faktörlerinin neler olabileceğinin bilinmesi, araştırmalar içerisinde en ilgi çekici konuların başında gelmektedir. Bu bir gerçektir ki, kanser hastalığının nedenlerinin iyi bilinmesi hastalıktan korunmanın ilk ve ana temelidir. Bu nedenlerden dolayıdır ki, kanser konusunda araştırma yapan birçok bilim adamının üzerinde durduğu önemli konulardan birisi de, toplumlarda kanser hastalığına yakalanma olasılığını artıran "risk faktörlerinin neler olabileceği" konusudur.
Diğer tüm kanser türlerinde olduğu gibi mesane kanserinin oluşumunda da rol oynayan ve hastalığın meydana gelme olasılığını artıran tüm iç ve dış faktörler 'risk faktörleri' olarak tanımlanmaktadır. Mesane kanserinin oluşum riskini artıran risk faktörleri iki büyük grup altında toplanmaktadır. Bunlardan ilki, 'genetik risk faktörleri', ikincisi ise 'çevresel risk faktörleri" olarak tanımlanmaktadır. Genetik risk faktörleri olarak tanımladığımız faktörler, atalarımızdan bizlere, bizlerden de gelecek nesillere aktardığımız kişiye özgün karakteristik özellikleri içeren 'genetik mirasımız' yani kalıtımsal özelliklerimizdir. Genetik risk faktörlerimizi değiştirme şansımız yoktur...
Yeri gelmişken şunu da belirtmek istiyorum ki bu ifadede, ailesinde kanser hastalığı görülen kişilerde mutlak surette kanser hastalığı gelişeceği anlamına gelmediği gibi, ailesinde kanser hastalığı olmayan kişilerde de kanser hastalığı gelişmeyecektir, anlamı da taşımamaktadır. Ailelerinde özellikle de 1. kuşak akrabalarında kanser hastalığı olan kişilerin, ailelerinde kanser hastalığı olmayan kişilere göre, hastalığa yakalanma risklerinin daha yüksek olduğu bilinmektedir. Genetik risk faktörlerinin kanser hastalığı oluşumundaki rolünün %20 olduğu bildirilmektedir. Mesane kanserinin oluşumunda kalıtımın rolü konusunda yapılan çalışmalarda, kalıtımın yani genetik özelliklerin hastalığın oluşumunda rol oynayabileceği fakat bu ilişkinin net olarak gösterilebileceği yeterli epidemiyolojik çalışmaların olmadığı ifade edilmektedir.
Mesane kanserinin ortaya çıkma olasılığını artıran diğer önemli risk faktörleri de korunulabilmesi mümkün olabilen "çevresel risk faktörleri"dir. Daha sonraki haftalarda daha detaylı olarak inceleyeceğimiz çevresel risk faktörleri içerisinde özellikle hastalığın oluşumunda kuvvetle suçlanan sigara kullanımı, Cyclophosphamide, Phenacetin gibi bazı ilaçların gereğinden fazla ve uzun süreli kullanımı, pelvik bölgesine uygulanan radyasyon, mesanenin kronik irritasyonu ve enfeksiyonu, yaş, ırk, cinsiyet ve mesleksel faktörler nedeniyle çeşitli endüstriyel kimyasal kanserojen maddelere uzun süreli maruz kalma gibi faktörler yer almaktadır. Kanser hastalığının oluşumunda çevresel risk faktörlerinin %80 oranında etki gösterdikleri bilinmektedir.
Bilimsel olarak yapılan birçok çalışmada, kanserleşen hücrelerdeki temel bozukluğun genetik yapımızdaki değişiklikler ile başladığı düşünülmektedir. Genlerimizdeki bozukluklar doğuştan olabileceği gibi, sonradan meydana gelen etkilerle de oluşabileceği gösterilmiştir. Bu da bizlere, genetik yapımızın temelini oluşturan DNA molekülünün üstlendiği sorumluluğun önemini bir kez daha ortaya koyması açısından büyük önem taşımaktadır.
Değerli okurlarım, bir sonraki konumuzda mesane kanserinin oluşumunda önemli rolü olan sigaranın rolünden bahsederek konumuza kaldığımız yerden devam edeceğiz. Sizlerle yeniden buluşmak dileğiyle, sizlere sağlıklı, mutlu ve huzur dolu bir hafta geçirmenizi diliyorum.
Sorularınız için elektronik posta adresim: caglar@kktc.net
|