|
Roma'nın deli olduğu söylenen imparatoru Neron gladyatör dövüşlerini leziz yemekler yiyerek seyreder. Beğendiği yiyeceği hazırlayan çeşnicibaşıyı da ödüllendirirmiş. Çeşnicibaşıların biri ödül tutkusu ile bir gün yükseklerden topladığı karı bir kapta iyice sıkıştırmıştır. Üzerine bal ve çeşitli meyvelerin suyunu dökerek imparatora sunmuş. İmparator ilk kez tanıdığı bu lezzete deyim yerindeyse bayılmış. Bir grup köleyi yalnızca kar toplamak için görevlendirmiştir. Aşçıları da karları sıkıştırarak üzerine ezilmiş meyve parçalı ve bal döküp servis yapar olmuşlar. Günümüzde önemli bir sektör haline gelen dondurmanın tarihine ilişkin elimizde kesin bilgiler bulunmamakla birlikte ilk üretimin Çinliler tarafından yapıldığına ve 3000 yıl öncesine dek uzanan bir geçmişi olduğuna inanılıyor. Dondurmayı Avrupa'ya getiren ise Marco Polo olduğu sanılıyor. Buna göre, Polo 1296 yılında Çin'den Venedik'e dönerken beraberinde dondurmanın formülünü de getirmiştir. Bir başka söylenceye göre ise, İtalyan Catherine de Medici, Fransa Kralı 11'inci Henry ile evlendikten sonra, dondurmanın tarifini aşçılarına verir. Aşçılar da tatlıyı hazırlayıp, Meclis'e sunarlar. Bu ferahlık veren tatlı böylece Avrupa'da iyice tanınmaya başlar.
Dondurmadan önce kar helvası vardı
Türkiye'de bugünküne benzer ilk dondurma 1900'lerin başında İstanbul ve Kahramanmaraş'ta üretildi. O dönem İstanbul'unda dondurmanın ustası, tüm süt ve süt ürününde olduğu gibi, özellikle Arnavut göçmenleriydi. Gerçi Yavuz Sultan Selim döneminde "kar helvası" denilen bir tatlının var olduğu da yine günümüze ulaşmış söylencelerden biridir. Ancak mutfağımız üzerine kimi araştırmacılara göre bu tatlı Yatağan'da "karma" Kahramanmaraş'ta "karsanbaç"ta denilen karlı pekmez; Şanlıurfa'da ise "karmaya" ya da "karlamaç" tatlıdır. Ev dışında, yüksek miktarda üretilen dondurmalar ilk zamanlar içi kar dolu geniş bir fıçının(kimi yerlerde, özellikle Kahramanmaraş'ta "külek" deniyor)içine, karın tam ortasına, dikey olarak yerleştirilebilen ve kapağında hareket edebilir bir tutacak bulunan silindir bir kutu (yine Kahramanmaraş'ta "tulumbu" olarak da adlandırılır) içinde yapılırdı. Hatta kar tuz atılıp, tuzun karı eritmesi ve bu sırada bulunduğu alanı da daha da serinletmesi, böylece dondurmanın ısınıp erimemesi sağlanırdı. Karın iki kutu arasına sıkıştırılmasına ise karın bastırılması anlamına gelen "bastırık" denmekteydi. Kutuya uygun ölçülerde süt, şeker ve salep konur, kapaktaki tutacak sağa sola hareket ettirilerek dondurma yapımına başlanırdı. Sonra karışım uzun ve demir bir kürekle iyice karıştırılırdı. Ta ki, dondurma kıvamına gelene dek.Bu arada dondurma yapan kişinin kıyafeti de önemliydi; çünkü usta, özellikle kürekle karıştırma sırasında çok terlerdi. Ustanın pantolonu (mavrum) kumaştan yapılan bir "tumandı". Terlediğinde imdadına yetişmesi için de "mahrama" denilen bir havlu kullanılırdı.
|