Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İngiltere donuyor
Maaşlar yargıda!
Yasayı nasıl deldiler?
Bufavento'ya hayat öpücüğü
"Rambo Magnum" zanlıları teminatla serbest
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak
Talat, seçim sürecinde tarafsız kalacak
Hastanelerde gaz bilmecesi

YORUMLANANLAR
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]



AĞBİ SEN GERÇEK KIBRISLI MISIN?

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   26 Kasım 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Geçtiğimiz akşam Girne'de benzin alıyoruz. Beklerken, kiralık bir araçla, Türkiye'den adaya yeni geldiği anlaşılan bir müşteri giriyor, benzin doldurma yerine.

   Benzinciyle aralarında şöyle bir diyaloga tanıklık ediyoruz;

   "Ağbi sen Kıbrıslı mısın?

   Evet.

   Gerçekten mi? Gerçek Kıbrıslı mısın?

   Evet!

   (Heyecanla) Ağbi, çok memnun oldum. 2 gündür Kıbrıs'tayım, sen tanıştığım ikinci Kıbrıslısın. Çok memnun oldum."

    Belli ki, adaya yeni gelmiş ve etrafı keşfetmeye çalışan adam, Kıbrıslıları da tanımaya çalışıyor. Ne var ki, gittiği ülkenin insanlarını bulmakta, onlarla karşılaşmakta o kadar zorluk yaşamış ki, girdiği benzinciye, özellikle sormak ihtiyacı hissetmiş.

    Bu diyaloga tanık olduğumuz benzinci, özellikle yazmamı istedi, birlikte yaşadığımız bu ilginç olayı.

    Bugünlerde her yerde, değişen nüfus yapısının ayrı kanıtları toplanıyor, insanların belleklerinde, çünkü.

    Bu kanıtlar üzerinden hayıflanılıyor, üzülünüyor ve ne yazık ki, önemli bir tepki oluşturuluyor.

    Bu tepki de tabii ki, sosyal olarak, ciddi bir ötekileştirmeyi de beraberinde getiriyor.

    Hafta sonu bir öğretmen arkadaş anlatıyor;

    Lefkoşa'da kökeni Türkiyeli olan öğrencilerin çoğunlukta olduğu bir okulda, her gün sınıfa giriyor. "Öğrencilerim, dün aksanımın neden farklı olduğunu sordu bana" diyor.

    Ve öğrencilerine Kıbrıslı olduğunu açıkladığında, yaşadıkları şaşkınlığı, ayrı bir şaşkınlıkla paylaşıyor. Ülkesinde farklı kabul edilmesi öfkelendiriyor, çünkü, O'nu.

    Bir süre önce, mayıs-haziran döneminde, bir siyasi parti, profesyonel bir araştırma şirketine bir anket yaptırmış.

    Ülkenin genel profiliyle ilgili, yeni ve daha önce konuşulmadık birşey yok.

    Ama anketin ilginç bir yanı var.

    Anket, 1012 kişi ile yapılmış.

    Bu örneklem grubun %40'ı, 1974 sonrası adaya gelenlerden oluşuyor.

    %30'u, KKTC ve TC uyruklu.

    %10'u ise, KKTC uyruklu ve TC kökenli bir anne babadan doğanlar.

    Bu, şüphesiz adadaki durumun küçük bir örneklem grubu üzerinden karşımıza çıkan sonucu. Yapılan son nüfus sayımında da kökenlere ilişkin detay alınmamışsa da ortaya çıkan sonuç, adadaki demografik yapının, önemli ölçüde değiştiği yönündeydi.

     Şimdi, zaman zaman liderleri gerginleştiren ortamlar olsa da müzakereler devam ederken, en çetrefilli konulardan biri de taraflar arasındaki vatandaş listeleri olacaktır.

     Hristofias, daha önce yaptığı açıklamalarda, 50 bin kişilik bir listeye destek verebileceklerini açıklasa da bu listenin içeriği konusunda, çeşitli şartlar üzerinden tartışılıyor. Evliliklerden doğan çocuklar, ya da, evliliklerin verdiği vatandaşlık haklarının yeniden gözden geçirilmesi talebi var, Rum tarafının.

     Türk tarafı ise, İnsan Hakları çerçevesinde, bunların tartışılamayacağını ortaya koyuyor. Zaten tartışılmaya açılsa ve bu listeye dahil edilse, 50 bin kişinin çok üzerinde bir rakamın ortaya çıkacağı gerçeği var karşımızda. O yüzden, bu vatandaşlıklar, doğal vatandaşlık sınıfında kabul edilip, söz konusu listeye dahil edilmesi istenmiyor ve listenin kriterlerinin, bunlar dışında tutulması gerektiği ortaya konuluyor.

     Mutlaka, İnsan Hakları temelinde bakıldığında, bu konunun tartışma kabul etmemesi gerekiyor. Ne var ki, özel siyasi hassasiyetler dahilinde, nüfus yapısını değiştiren bir coğrafya söz konusuysa, konuya daha farklı bir açıdan yaklaşmak gerekiyor.

    Bu konu müzakere masasında tarafları zorlayacak bir konu olarak duruyor.

    Günden güne değişen nüfus yapısı, sadece sosyal dengeler üzerinde değil, aynı zamanda, siyasi dengeler üzerinde de belirleyici pozisyonda artık. Politikaların üretilme şeklinden, siyasilerin oy isteme şekillerine kadar, siyasetin her aşamasını etkiliyor, yaşanan gerçeklikler.

    Bugün artık siyasetçiden yapısal ölçekli sistemin kendisine dair icraatlar beklemek, bireysel temelli günlük sorunları, özel yollardan halletmek karşısında daha da değersizleşiyor. Yapısal alanda siyasetçin atılacağı risk, anlamsızlaşırken, politikacının vaad sistemi üzerinden bireysel temelli ihtiyaçlara cevap verme zorunluluğu besleniyor, maalesef.

    Bugün merkezi cezaevinden yaşananlar malum.

    Cezaevinin kapasitesinin çok üzerinde çalıştığı ve mahkum ile tutukluların, neredeyse %90'a yakın kısmının, Türkiye'den adaya gelenlerden oluştuğu, çeşitli dönemlerde yapılan resmi istatistiklerde ortaya konuyor.

    Hala Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasında, suçlu iadesi için bir anlaşma sağlanamaması ve suçlu ithalinin önüne geçilememesi gerçeği de karşımızda duruyor.

     Bütün bunları birleştirdiğimizde, ortaya çıkan bu fotoğraf, hem siyaset kültürümüz ve sosyal gelişimimiz açısından, hem de bundan sonra yaşanacaklar sınıfında belirleyici olacaktır.

     Ve bizim bunlar karşısında yapabildiğimiz tek şey, okullar, hastaneler, hapishaneler, ki, bunlar bir devletin fotoğrafıdır, şekil değiştirirken, seyretmek ve toplum arasında da garip bir öfkeyi beslemektir. 

   593 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ocak 2009, Çarşamba   TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!
30 Aralık 2008, Salı   TUVALET MESELESİ
26 Aralık 2008, Cuma   KAYBETTİĞİMİZ NESİLLER
25 Aralık 2008, Perşembe   NEDEN SURİÇİ'NE GİTMİYORUZ?
24 Aralık 2008, Çarşamba   GÜNEY'DEN ALIŞVERİŞLER
20 Aralık 2008, Cumartesi   1 YILDIZLI ÜLKENİN 5 YILDIZLI OTELLERİYLE TURİZM
19 Aralık 2008, Cuma   GAVUR BİZİ İSTEMİYOR BİZ NİYE İSTEYELİM Kİ?
18 Aralık 2008, Perşembe   KRİZ SADECE EKONOMİK Mİ?
16 Aralık 2008, Salı   PAPADOPULOS'U AFFETMEK
05 Aralık 2008, Cuma   ÇÖZÜM İÇİN ORTAK MÜCADELE


Yorum Sayısı:   7
  MELEK ARABACIOĞLU         - LEFKOŞA 28 Kasım 2008, Cuma 08:37 
sibel hanım biz türk olduğumzu içim şikayetçi diiliz sanırım siz yanlış anladınız bizim şikayetçi olduğumuz gelen türk giden türk anlayışı... siz şuan bir başka ülkeye gidecek olsanız sizden vize pasaport sicil temiz kağıdı ve cebinizde binlerce dolar paranız olması istenir ama kıbrıs a gelecek olsanız elinizi kolunuzu sallayıp üstelikte cebinizde hava limanından başkente gelecek kadar paranızda olmadan gelebilirsiniz. turist vizesi alabilir hatta çalışıp para kazanıp suç dahi işleyebilirsiniz... sorunumuz bu ülkede bulunan nüfus popülasyonun tükiyede artık iş gücü olarak gelen yada orada açıkçası bir baltaya sap olamayan insanlar... eğer birgün yolunuz düşerse ve kıbrıs a gelirseniz saat akşamüstü 6-7 den sonra sizi arastada yürümeye davet etmek isterim eğer korkusuzca yürüyebilir ve çıkabilirseniz söz veriyorum ki sizden bu yazdıklarım için özür dileyeceğim ama eğer arastadan çıkamazsanız ki çıkamayacaksınız ozaman bana ve benim gibi düşünen arkadaşlara hak vereceksiniz... saygılarımla
  Mine         - Lefkoşa 27 Kasım 2008, Perşembe 09:34 
Demografik yapımız çoktan değişti.Artık geriye dönuş herhalde hayal gormek olur.Çok üzgünüm.Aslında bizleri ,yani tükenmekte olan Kıbrıslı Türkleri koruma altına almaları lazım,tıpkı tükenmekte olan Kıbrıs eşekleri gibi.
  MELEK ARABACIOĞLU         - LEFKOŞA 27 Kasım 2008, Perşembe 09:26 
yaşadığımız ülkeye git gide yabancılaşır olmaya başladığımızın en büyük kanıtı aslında hastaneler hapisaneler ve özelliklede ülkemizdeki suç oranları... eskiden kapalı ama kilitsiz duran kapıların arkasında şimdilerde sürgüler çekilir oldu... kapının önünde hoş zaman için bırakılan sandalyeler sabahları bulunamaz oldu.. ve en önemlisi bizim kendi öz dilimiz sırf birileri anlayabilsiz diye erozyona uğratıldı. ne acıdır ki toplumun geneline yayılan yabancılaşma karşı kıyıdan gelen misafirlerinin dokusunu kokusunu bilmedikleri bir coğrafyada kök salmaya çalışmalarıyla daha da bozuldu... ne diim gelen diil getirenler utansın.. biz bu günlere kolay gelmedik naraları atmakda haklılar siyasetclerimiz ... artık hak veriyorum biz bu günlere kolay gelmedik yavru vatan artık ana vatanın tacizlerinden değil tecavüzlerinden dolayı kendi evlatlarını göçe zorlamaya başladı ki gelenlere yer açılsın... ne diim öfkelensekde bişi değişmiyor... kktc dceğil hatay cumhuriyeti olduk ama kimse kabullenmiyor...
  küheylan         - girne 27 Kasım 2008, Perşembe 09:24 
Tv spikerleri, program sunucuları, abidik -gubidik programlardaki magazinsel sunucular bile gerçek kıbrıslı değil, yollarda sokaklarda insanların giyim tarzından bile anlıyorsunuz...yazık bir de röpörtajlar yapılıyor herhangi bir konu hakkında adam yok ya soracak yerli gerçek kıbrıslı yok, gidip sonradan adaya gelenlere sormuyorlar mı sinir oluyorum sunucu zaten dışardan gelmiş-röpörtajı yaptığı kişi dışardan kendi başlarına bayram yapıyorlar. İngiliz turistler de bak bunlar Kıbrıslı diyordur herhalde. yazık, yazık. ne yapılabilir artık bilemiyorum.
  Girneli Küheylan         - girneli yadık ya 27 Kasım 2008, Perşembe 09:23 
N olacak bu işin sonu, biz fethettik aldık kurtardık elbette kalmaya gelebiliriz diyorlar..hatta kızıyorlar pasaport, vize bizim memleketimiz neden giremiyoruz elimizi kolumuzu sallayarak diyorlar hoş aradan geçenleri hesaba katmazsak her gün binlerce insan bağı çözülmüş şekilde dalıyor buraya geçen gün 12 yıldır ailesi ile birlikte Yeşilırmakta yaşayan biri ile tanıştım hayretler içinde dinledim anlattıklarını aile 11 kişi, hepsinin de işi gücü var ama yasal hiç bir kayıt kuyut yok... inşaatların içinde yüzlerce kaçak girneden tatlısuya kadar bir sürü kaçak yaşıyor göçebe bir hayat, inanılar gibi değil
  sibel akgün         - istanbul 27 Kasım 2008, Perşembe 09:21 
Aysu hanım, unutmayın ki sizde 400 küsür yıl önce Kıbrıs'a yabancıydınız ve süre gelen zaman içinde Kıbrıs'ın coğrafyası, kültürü ve değerleri ile etnik kimliğinizi, inançlarınızı kaynaştırarak bugünlere geldiniz. Emin olun bir 400 yıl sonra o küçümsediğiniz 74 sonrası göçmenlerin torunlarının torunları da biz gerçek Kıbrıslıyız, yüzyıllardır bu topraklarda yaşadık diyerek kendilerinden sonra gelenleri küçümseyecek ve belki de gelmelerine karşı ses çıkaracak. Yani sonuçta tarih bir süreklilik içinde gelişiyor ama sizin çok rahatsız olduğunuz kimliğiniz değişime uğrasa da esasında aynı kalıyor. Pek duymak istemesenizde bu esas " Türk " kimliğinizdir..
Saygılarımla.....
  mustafa         - girne 26 Kasım 2008, Çarşamba 14:48 
Yaaa işte günün sonunda geldiğimiz yer burası. Tabi bu göstergelerin üstüne dünya kadar edebiyat laf yapılabilir ama siz sonuca bakınız. Ben onu bunu bilmem. Kuzey Kıbrıs'ta demografik yapı öyle veya böyle değiştirildi ve bunun bir savunması falan da olamaz. İnsan haklarına aykırı bir durum bu. Gerisi fasa fiso laf salatası.


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

Yurdun her yanında seçim heyecanı

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Akay Cemal

KKTC'de sağlık olayı ve Veteriner Fakü...

Hasan Hastürer

Sevgi çemberiyle ortak insani dayanışma

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Bilbay Eminoğlu

Hangi "Necati"ye oy vereceğiz?

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

CTP - UBP KOALİSYONU TARİHİ BİR İHTİYAÇ...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

TARİH KİMİN ESERLERİNİ KORUYACAK!

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Trajik bilanço

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital