|
Merkezi Cezaevi'nde yaşanan sıkıntılar hiç bitmeyen bir yılan hikayesine dönmüş durumda.
Yıllardır kapasitesinin çok üzerinde mahkum ve tutukluyu barındıran bir yapısı var cezaevinin. En temel insan hakkının dahi ihlal edildiği, suçluların ayrı, gardiyanların ve yönetimin ayrı şikayetleri olan çürük bir yapı.
Merkezi Cezaevi, 1982'de inşa edilmişti.
Kapasitesi, 151 erkek 14 kadın mahkumu kaldırabilecek düzeydeydi.
Ve tabii ki, kadrosu da buna göre oluşturulmuştu.
Yeni ilave edilen koğuş binalarına rağmen de yıllar içinde suçların önlenememesi dolayısı ile cezaevi, kapasitesinin çok üzerinde, çeşitli sıkıntılara sahne olmaya devam etti.
En son yaşananlar da yine bir taraftan suçluların şikayetleri, bir taraftan da can güvenlikleri olmadığını ortaya koyan gardiyanların yaşadıkları ile tam bir kaos ortamının fotoğrafını yansıtıyor.
Bugün, Kasım 2008 itibariyle, cezaevinde toplam 382 kişi var.
Yani, kapasitesinin neredeyse iki katından fazla.
Ve bu rakam önlenemez bir şekilde de artmaya devam ediyor. Örneğin, Ocak 2006 itibariyle cezaevinde bulunanların sayısı, 321'di.
Bir süre önce, merkezi cezaevindeki sorunları masaya yatıran, İçişleri Bakanlığı, burada örgütlü sendikalarla bir protokol imzalamış ve soruna kesin çare üretebilecek tedbirlerin alınabileceğini ortaya koymuştu. Buna göre, gardiyanların ihtiyacı olan teçhizat sağlanacak ve yeni bir binanın inşasına başlanacaktı.
Ancak sendikalar kısa vadede çözülebilecekler konusunda bile tek adım atılmadığını ortaya koyuyor.
Geçtiğimiz gün, Ali Baturay'ın köşesinde yayımladığı bir grup gardiyanın mektubu karşısında, yetkililerin susması kabul edilebilecek bir şey değildir.
Ne diyor gardiyanlar;
Cezaevi yönetimi ile mahkumlar arasında ağalık yaratacak ilişkiler var. Telefon, haraç, uyuşturucu ve adam dövme olaylarının altından ayrıcalıklı mahkumlar olan bu ağalar çıkıyor.
Yetkililer ne diyor?
Şimdilik hiçbir şey.
Peki sonra ne diyecek?
Ortaya çıkan bu tablo karşısında ne diyebilecek ki?
Bugün sendikalarla bakanlık arasında imzalandığı söylenen protokolün çalışmadığı ortada. Bunun ötesinde, cezaevinde bulunanların çok büyük bir bölümünü oluşturan yabancı suçluların iadesi konusunda da yıllardır tartışılmasına rağmen, bir sonuca ulaşılabilmiş değil.
Bugün cezaevinde bulunan toplam 382 kişinin, 173'ü TC uyruklu. 82'si KKTC ve TC uyruklu. 40'ı de yabancı.
Bunlar arasında 4 tane de GKK personeli var.
Bu 382 kişinin, sadece 83'ünün tek KKTC vatandaşlığı var.
Ve bu rakamlar, cezaevinin %70'e yakınının yabancı olduğunu ortaya koyuyor.
Bu tek kelimeyle, bu ülkenin başta Türkiye'den suçlu ithal ettiğinin en açık örneklerinden biridir.
İşlenen suçlar arasında özellikle uyuşturucu suçlarının başı çektiği, hemen ikinci sırada da hırsızlık gibi suçların yer aldığı gerçeği var, karşımızda.
Yani, hem güvenlik, hem de sosyal olarak ciddi bir tehdit altında yaşıyoruz ve devlet vatandaşının bu en temel haklarını karşılayamaz durumda.
Bireyin en temel ihtiyacıdır güvenlik.
Sokağa çıktığında, başını gece yastığa koyduğunda güvenebileceği kendi üzerinde değerler olmadıktan sonra, kim kime saygı duyar ve bu gemi, daha ne kadar böyle gider ki?
Merkezi Cezaevi bir grup "istenmeyen" insanın barındığı ve sırtımızı dönüp gideceğimiz bir yer değildir. Burada yaşananlar, en çıplak haliyle yaşadığımız ülkenin gerçekliğidir.
Yarattığımız Cumhuriyetin ve devletin fotoğrafı.
|