|
UBP Kurultayı'nda sona gelindi nihayet.
Özellikle son iki ayda partinin iki güçlü başkan adayı arasında yaşanan, kıran kırana yarış, medyanın pür dikkat ve aslında bol malzemeyle takip ettiği bir konuydu.
Her iki başkan adayı da bu süreçte çokça konuştu, pozisyonlarını ortaya koydu. Çokça da sürekli sertleşen bir üslupla birbirlerini eleştirdi. Parti tarihinde herhalde ilk defa mahkemelik de oldu.
Şu bir gerçek ki, ülkede içselleştirilemeyen demokrasi, partilerin içlerinde de işleyen demokrasilerin olmamasından kaynaklanıyor.
Hala çok adaylı yarışları taşımakta zorlanıyoruz.
Demokrasi dediğimiz, ancak istediğimiz şekilde bir ortam olması halinde sahiplenebileceğimiz bir şey, çünkü.
UBP'nin kurultay süreci, bu dönemde, en fazla da CTP tarafından takip edildi. Çünkü uzun bir süredir, UBP'nin eksikleri, CTP'nin artısı, CTP'nin hataları, UBP'nin kazancı olmuş durumda.
Kurultay sonrası yeni başkanın, yeniden Derviş Eroğlu olması beklentisi çok yüksek.
Büyük bir sürpriz olmazsa, eski başkan, terk ettiği kaleyi devralmak için yeninden sahnede olacak.
Politik arenada sık sık yaşanan bir şey.
Eskiler bir türlü gidemiyor.
Ya da tam tersi, toplum, eskilerden bir türlü vazgeçemiyor.
Biz alışıldık, bildik simalara ve bildik yöntemlere, makbul gözüyle bakıyoruz.
Sağa ve sola alışıldık zeminde kostümler biçiyoruz, onlara sığacak alternatif kişi bulmakta da zorlanıyoruz. Hal böyle olunca da eski karizmatik lider geri döndüğünde, herkes kendini biraz daha fazla evinde hissediyor.
Eskisiyle aramızda alışıldık hukuk, eskiyi ya da tecrübeyi daha cazip kılıyor, gözümüzde.
Hafızanızı yoklasanız, bugün siyaset arenasının en önünde olan, kaç yeni isim, kaç eskiden ezberlenen var?
Ama bu meselenin sadece bir yüzü.
Diğeri siyasetin üretememesi.
Siyaset, taa başından, yeni fikirler, yeni vizyonlar ve tabii ki, yeni adamlar üretmekte hep kısır kalmış.
Ya tepkiler ve öfkelerden beslenmiş, ya da umutlar ve vaatlerden.
Anan Planı'nın tartışıldığı dönemlerde, çözüm ihtiyacı bu kadar fazla olmasaydı, giderek kısırlaşan ekonomi ve yapısal sorunlar bu kadar ayyuka çıkmasaydı, bu öfke ve tepkileri, yeni düzen için bir umut vaadi olarak koyamayacaktı seçmeninin karşısına, CTP.
Ne var ki, yeni bir düzene talip olmak, yeni bir düzen vaat etmek, bunu sağlamak için yeterli kalmıyor. Eski düzeni yıkacak yeni siyaset üretebilme kapasitesine ve bunu uygulayabilme mukadderatına da sahip olmak gerekiyor.
Ama toplum talep etmekte, siyasetçi de kendi başına üretmekte hep aciz kalıyor.
Bugün, Eroğlu'nun başkanlığındaki bir UBP'nin, kimlerle ön planda olacağını tahmin etmek zor değil. Olası bir hükümetteki kabine üzerine de çok sürprizli çıkarımlar yapmanın anlamı yok.
Ertuğruloğlu Başkanlığındaki bir UBP'nin ise, farkı sorgulanıyor. Yeni başkanlığa gelmiş, ama henüz seçmeninin karşısına çıkamamış Ertuğruloğlu, aslında tam da bu sınamaya bu kadar yaklaşmışken, neredeyse bir seçim hediyesi olarak, parti başkanlığını vermekten çok hoşnut değil.
Ertuğruloğlu, bu süreçte entrika ve karşılıklı çıkar ilişkilerine dayalı, vaat temelinde siyasetten şikayetçi oldu. Aslında, siyasi hayatının önemli bir bölümünü yurt dışında geçirmiş bir kişi olarak, bu eleştirilerinin, samimi temelde eleştiriler olduğunu söylemek mümkün.
Ama bu eleştirileri dile getirenler, bu düzeni değiştirmeye ne kadar muktedir?
Siyaset kısırlaşıyor.
Üretmeden ve doğurmadan, kendi kısır döngüsünde, ya yıpratıyor, ya da kullanıyor.
UBP'de kurultay sürecinde yaşananlar da aslında tamamen toplum genelinde yaşadıklarımız ve ülke gerçeklerimiz.
Dünümüz ve yarınımız.
Yarın, yeni umut olarak yetki verdiğimiz CTP'nin alternatifi, bir dönem öfke beslediğimiz UBP'dir. Yenileri üretemiyoruz, eskileri de bir süre rafta bekletip temizliyoruz. Biraz susup, yeniden konuşmaya başlayan siyasetçi de yeni şeyler söyler gibi, tozu silinince, makbul kalıyor. Oysa söyleyen de söylenen de aslında aynı.
Siyaset günübirlik ihtiyaçlar ve taleplerle şekillenen, milletvekilinin mecliste partisine itaatkar, sokakta seçmenine kul köle olduğu bir yapı var, karşımızda. Bugün, 50 kişilik meclis, başka 50 kişiyle değişse, ne değişir diye düşünsek, toplantı notlarının ses tonundan ötesi bir değişiklik olacağını çok düşünemiyorum.
Önemli olan hala parti üst yönetimleri ve onların ne kadar değiştiği.
Ve UBP de siyasetin değişime ne kadar açık olduğunun sadece bir kanıtı.
|