|
Tabibler Birliği, geçtiğimiz akşam, halk sağlığı ile ilgili konularda, bir bilinçlendirme konferansı düzenledi.
Konferansta, elektromanyetik alanların sağlık üzerindeki olumsuz etkileri yanında, beslenmenin de etkileri konuşuldu.
Elektromanyetik alanlardan kasıt, mobil telefonlarla baz istasyonları ve yüksek gerilim hatları.
Uzun süreli cep telefonu kullanımının DNA kırıklarına yol açtığı belirtilirken, yerleşim yerleri yakınındaki baz istasyonları ile yüksek gerilim hatlarının, kanser başta olmak üzere, çeşitli sağlık sorunlarına sebep olduğu, söylendi.
Aynı konferansta, özellikle yapay gıdalarda kullanılan bazı koruyucu katkı maddelerinin, yine kansere sebep olduğu üzerinde de duruldu.
Geçtiğimiz ay, çeşitli etkinliklerle gündeme gelen kanser haftasında da dikkat çekici rakamlara vurgu yapılmıştı.
Kanser Hastalarına Yardım Derneği, 2007 yılı içinde kanserdeki yeni vakaların sayısını, 522 olarak açıkladı.
Sağlık Bakanı ise, İçişleri Bakanlığı Nüfus Kayıt Dairesi verilerine göre, geçtiğimiz yıl, kanserden 130 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.
Şimdi, bu ülkede geçen hayatımıza bir bakalım.
Katkı maddelerinin sağlığa zararları konuşulurken, tükettiğimiz gıdaların, hangi kriterlerde ne kadar güvenli olduğunu bilmiyoruz, hala.
Kimyasalların kullanımı da halen yeterince denetlenebilmiş değil.
Tüketilen sebze meyvede limit üstü kalıntılara rastlandığı, alışıldık haberlerden.
Ama sene başında hayata geçmesi beklenen Gıda Yasası halen yasalaşmış değil.
Piyasaya dağılan sularda yapılan kontrol sonuçlarındaki ciddi olumsuzluklar da alışıldık haberler arasında yer alıyor, artık.
Su Yasası hala yok.
Çağdaş ülkelerde satışı ve kullanımı çoktan yasaklanmış aspestin hala hangi koşullarda zararlı olduğunu tartışıyoruz, biz.
Oysa, sağlığa zararlı olduğu, bilimsel olarak çoktan kanıtlandı.
Yüksek gerilim hatları ile baz istasyonları hala yaşam alanlarımızın merkezinde.
Kapalı mekanlarda sigara içme yasağının getirilmesi, entellektüel bir konu çizgisinde tartışılıyor.
Yasası hala yok.
Belediyeler, hala kimyasal mücadelede ısrar ediyor.
Biz, sinekler ilaçlanmadığında şikayet ediyoruz. Oysa, kullanılan pestisitlerin, sağlığa ne kadar zararlı olduğu, yaygın bir şekilde biliniyor.
Bu listeyi daha da uzatmak mümkün.
Ama daha yarısında "neden" diye sormaya devam etmek çok mümkün değil, maalesef.
Kanserde de trafikte de kalp damar hastalıklarında da kader demeye sıra getirmeyecek çok geçerli nedenlerimiz var.
Bu konuda yapılması gerekenleri yapmamak ise, ne hükümet krizlerinden, ne bütçe açıklarından, ne de siyasi çalkantılardan kaynaklanıyor.
Bizim halk sağlığı konusundaki en önemli sorunumuz, böyle bir gündem maddemizin ve anlayışımızın olmaması, ne yazık ki.
|