Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Sigara artık yasak
Annesini dövdü, tutuklandı
Mecbure Esen kurtarılamadı
Banka soygunu soruşturması sürüyor
Cinayette son 4 gün
Şimdi de Avrupa sallanıyor
Büyük Av açılmadan, kaçak av başladı
Greeny sarmaşıkları Girne'de tanıtıldı
"Cezaeviyle ilgili iki önemli hususta anlaşma sağlandı"
Futbolda transfer dönemi sona erdi

YORUMLANANLAR
Arasta'ya 6 milyon [1]
Piknik alanı değil çöplük [2]
Özmen Yılancılar baba oldu [2]
Türkiye'de saldırı, 15 asker şehit [1]
Güney zengin Kuzey pahalı [2]
Rum muhalefet kanadından gençlerin tutuklanmasına sert tepki [2]
BİR YASTIKTA 50 YIL [1]
Çağlar ve Özgürgün, AKPM'nin Kıbrıs kararını değerlendirdi: [2]
Kıbrıs Türk tarafına tuhaf çağrılar yapılıyor [2]
Lefkoşa'ya cami yapacakmış [19]
Tadı bozuk, yenecek pilav değil [1]
Cezaevini yaktılar [2]
Rumlar AKPM kararına tepki gösterdi [1]
Rapor tek taraflı [3]
Kermiya'da bayram izdihamı [4]



Balayı bitti, kavgaya devam mı?

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Mayıs 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir süredir çözüm sürecine ilişkin Rum tarafından olumsuz açıklamalar geliyor.

Zaman zaman iki lider arasında karşılıklı bir demeç düellosuna da sahne olan bu taze süreç, şimdi müzakerelerin başlama koşulları gibi oldukça ciddi bir konuya takıldı.

Türk tarafı, ısrarla teknik komitelerin çalışmalarının oldukça iyi gittiğini söylerken, beklenildiği gibi, haziranda müzakerelerin başlayacağına ilişkin açıklamalar yapıyor.

Rum tarafı ise, tam aksine, 6 teknik komitenin 5'ide hiçbir ilerleme kaydedilmediğini ve ön çalışmaların seyrine bakılmaksızın, haziranda müzakerelerin başlayacağını taahüt etmediğini söylüyor.

Resmi dili kullanan Rum basınındaki yorumlar ise, Talat'ın sonuca ulaşmak yerine, özlü müzakerelerin başlamasına odaklandığı üzerine şekilleniyor.

Böylelikle, müzakereler başarısızlığa ulaşacak ve bunun sorumlusu olarak da Rum tarafı işaret edilerek, Türkiye ve Türk tarafı, kendi çıkarları için sonucu kullanacak, Rum basınına göre.

Rum tarafı, Kuzey'deki inşaat patlamasından, nüfus politikalarından rahatsız. İzloasyonlarla ilgili, özellikle son dönemde ortaya çıkan Türk tarafı lehindeki ortam da başka bir rahatsızlık konusu.

Dün, Cyprus Mail'in internet sitesinde yer alan başyazı, gelinen aşamayla ilgili farklı yaklaşımlar ortaya koyuyor.

Yazıda özetle, Hristofias'ın son açıklamları, kısa süren balayı döneminin sona ermesi ve çözüm hevesinde azalma olarak yorumlanıyor. Müzakerelerin başlamasına ilişkin ertelemede, Hristofias'ın, bizzat geçtiğimiz perşembe günü, BM daimi üyelerinin büyükelçileri nezdinde bir nabız yoklaması yaptığı ve 23 Mayıs'da Talat ile gerçekeleştirilecek görüşmede, bu talebi iletileceği belirtiliyor.

Teknik komitelerin çözemediği sorunları liderlere bırakacakları ve 3 ay içinde de kapsamlı müzakerelerin başlayacağı, iki liderin ortasında duran BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Eski Özel Temsilcisi Micheal Möller tarafından bizzat açıklanmıştı.

"...Liderler ayrıca, gelecekteki görüşmelerin yürütülmesi için tüm sorumluluğu alarak, üç ay sonra yeniden buluşmak, çalışma gruplarının ve teknik komitelerin kaydetmiş olduğu çalışmayı gözden geçirmek ve çalışma grupları ve teknik komitelerin varacağı sonuçları kullanarak, BM Genel Sekreteri gözetiminde tam teşekküllü müzakereleri başlatmak konusunda anlaşmışlardır..." cümleleri Möller'in basına okuduğu metinden bir alıntı.

Basın toplantısında, bizzat Hristofias, verdiği sıcak mesajlar arasında, üzerinde anlaştıkları konuların altını çizmek için uzlaşmaya vardıklarını, anlaşamadıkları konuları da birlikte inceleyeceklerini açıklamıştı.

Oysa şimdi, bildik dikenli konular, gündemin ana maddesi yapılmaya çalışılıyor.

Teknik komitelerden bu dikenli konuları kesin çözüme kavuşturması zaten beklenmiyordu.

Rum tarafınca başlatılan, şimdilik Türk tarafında temkinli karşılanan bu yeni olumsuz atmosfer, eğer Cyprus Mail'in dediği gibi, Hristofias'ın çözüm isteklerinde yüreksizleşmesi ise, bir süreç daha başlamadan, ciddi tehdit altına alınıyor anlamına gelir.

Bu isteksizliğin çeşitli sebepleri olabilir ama bu sebepler, baltalayıcı enstrüman olmaktan çıkarılmalı ve çözüm müzakereleri başlamalıdır.

Her iki tarafta da ve belli ki, her iki lider arasında da önemli bir güven eksikliği yaşanıyor.

Ama bu güven basın kapışmaları ile kazanılamaycağına göre, karşılıklı diyaloglarda geliştirilmelidir.

Şüphesiz ki, her iki tarafta da ama, özellikle Rum tarafında çözüm için itekleyici rol oynayabilecek unsurlar çok değil.

Türk tarafı, çözümsüzlükten Rum tarafını sorumlu tutmaya meyilli, referandum sonrası ortaya çıkan göreceli ekonomik ve sosyal gelişimler ışığında eskiye göre daha mutlu.

Rum tarafı ise, yıllar yılı beslenen travmaları ile birlikte, sadece taksim olasılığının yükseldiği görüşleriyle, çözüm istencini şekillendirmeye çalışıyor.

Ama şüphesiz ki, Türk tarafının çözüme daha fazla ihtiyacı var.

Şimdiden tökezlemelerle başlayan bu süreç, başarılıp ciddi pazarlıklara oturulursa, ne kadar zor bir süreç olacağını çoktan kanıtladı.

Her iki liderin de basın önünde kapışmaları bir tarafa bırakıp, karşılıklı güven tazeleyip, birbirlerini cesaretlendirmeye ihtiyaçları vardır.

Mutlaka diplomatik pazarlıklar, kamuya açık yapılmaz ancak, özellikle Cumhurbaşkanı Talat'ın yaptığı bilgilendirme toplantılarının kapsamı genişletilip, tekrarlanması, yaratılacak birliktelikleri de güçlendirecektir.

Bu güç, şüphesiz ki, Rum tarafının da kolay adımlarla yan çizme olasılığını engelleyici rol oynayacaktır.

Sivil toplum örgütlerine işte bu atmosferlerde, ortamın ateşini düşürüp, olumlu noktaları beslemek görevi düşer. Sivil hareketin oldukça cılız olduğu Güney Kıbrıs için de Türk tarafında yaratılacak dinamizm, mutlaka hareket yaratacaktır.

Yoksa, çözüm nabzını günden güne yitiren sivil toplum örgütleri, kendi zümresel mücadeleleri kapsamında kapışmayı merkezde tutmaya devam edeceklerse, çözüm adına önemli bir zaafiyet yaşanacağı kesindir.

Liderlerin arkasında çözüm istencini tekararlayan güçler olmazsa, halklar bu sürece sahip çıkmazsa, uluslararası toplum kararlı davranmazsa, bu kısır döngü devam edecektir.

CTP'nin de AKEL ilişkilerine hassasiyet göstermesi, öfkeleri beslemeden, diyalog yolunu geliştirmesi oldukça önemlidir. Yoksa "bunlar şu zamanda da böyleydi", deyip, ilişkilerin zayıflatılması, süreci daha da zorlaştıracaktır.

Şimdi en kolay olan, geçmişte yaşanan hayal kırıklıklarını da toplayarak, olumsuzlukları katmerlemektir.

Ama çözüm için, daha zor bir süreç var karşımızda.

Sol gelenekten gelen iki lider, politik kariyerlerinde önemli bir dönüm noktasında.

Yarım asırlık Kıbrıs sorunu da öyle.

Şimdi, bütün bu olumsuzluklar ve güvensizlik atmosferi içinde çözüm yollarını tıkanıklıktan kurtarmak görevi herkesindir.

Hristofias da Talat da Kıbrıslılar için mazaret yaratabilme lüksünden yoksun iki liderdirler.

O yüzden isteksizlik yaratma durumunda bunu düşünmelidirler.

BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi dün adaya geldi. Bugün liderlerle görüşmesi var. Sürecin ilerlemesi açısından önemli bir aktör olan BM'nin kararlılığı, umarım itekleyici bir faktöre dönüşebilir.

   821 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
07 Ekim 2008, Salı   KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİREN YASA
27 Eylül 2008, Cumartesi   Eylüle veda ederken
26 Eylül 2008, Cuma   Anayasa Mahkemesi ve Cumhurbaşkanı'nın Sorumluluğu
25 Eylül 2008, Perşembe   NE KORUYABİLİYORUZ NE DE KURTULABİLİYORUZ AMA BATIYORUZ
24 Eylül 2008, Çarşamba   TABİBLER BİRLİĞİ YENİ YÖNETİMİNİN DÜŞÜNCELERİ
23 Eylül 2008, Salı   TABİBLER BİRLİĞİ ESKİ YÖNETİMİ'NİN DÜŞÜNCELERİ
20 Eylül 2008, Cumartesi   SAĞLIK KAVGALARINDA KKTC GERÇEĞİ
19 Eylül 2008, Cuma   Uyuşturucu, polis ve işkence
18 Eylül 2008, Perşembe   KAMU SAĞLIK KAVGALARI DEVAM EDERKEN
17 Eylül 2008, Çarşamba   GELECEK TÖRPÜLEYEN DİŞLİ; EĞİTİM SİSTEMİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3326 1.3419
1 STERLİN 2.3424 2.3598
1 EURO 1.8113 1.8240



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ...

Ali Baturay

CEZAEVİNDEKİ SORUNLAR

Hasan Hastürer

"Beş YTL'lik dana eti kuyruk yağı ...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Ya; Talat, KKTC'den söz etseydi?...

Ahmet Tolgay

Ülkemizdeki yabancıların sorunları...

Bilbay Eminoğlu

Görünen köy kılavuz istemez

Omaç BAŞAT

Sabır taşı çatlamaz...

Hüseyin EKMEKÇİ

Cezaevi mi?

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİ...

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

ABD hegemonyası zayıflıyor

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital