|
İlginç bir fotoğraf, geçtiğimiz hafta dünya basınından evlere konuk oldu.
Küba'nın efsanevi lideri Fidel Castro, beş aydan sonra ilk kez devlet televizyonunda görünmüş.
Uzun zamandır ciddi sağlık sorunları yaşayan Castro, devlet başkanlığı görevini de bir süredir zaten fiilen bu görevi yürüten kardeşi Raul'a devretmişti.
Her ne kadar hala hayatta olsa da bir devrin simgesel sona erişi olarak değerlendirildi, Fidel Castro'nun görevden ayrılması.
Dünya basını günler süren seri belgesellerle uzun uzun anlattı bir dönemi.
Özellikle Raul'un Amerikan politikalarına daha sıcak yaklaşması, bundan sonra ülkenin de daha farklı politikalar izleyebileceği yorumlarına vesile oldu.
Nitekim, bu alanda yeni değişimler de yaşandı.
Sosyalist rejim, yavaş yavaş kapitalist simgeler karşısında kanıksama sürecini hızlandırdı.
İşte geçtiğimiz hafta, sosyalizmin ve Amerikan karşıtlığının, vahşi kapitalizm savaşçılığının 3 önemli siyasi simgesi bir araya geldi.
Fotoğrafta, Küba liderleri Castro kardeşler ve Venezüela Devlet Başkanı Hugo Chavez var.
3 saat süren bir toplantıda, dünya gıda krizi yanında, Venezüela'da devletin petrol tekelinin güçlendirilmesi ve iki ülkenin katıldığı sosyal görevlerin derinleştirilmesi ele alındı.
Fotoğraf da bu toplantıdan bir kare.
Ama fotoğrafta önemli bir detay var;
Fidel Castro'nun giydiği mont, önde gelen kapitalist simgelerden, "adidas" marka.
Her ne kadar ciddi krizler yaşasa da Alman pazarından Amerikan pazarıyla dünya pazarına açılan "adidas" dünyanın en büyük spor eşya üreticilerinden.
Ve Nike gibi, Coca Cola gibi, küreselleşmenin, kapitalizmin ana simgelerinden biri.
Hayattaki belki de son günlerinde, devrim kavgası vermiş bir liderin omuzlarını süslüyor, adidas logosu.
Hem de dünyada son kalan sosyalist rejimlerden birinin liderinin.
Fidel'in.
Küreselleşme, ne olursa olsun, önüne geçilemeyecek bir sarmal.
Kapitalizm ise, küreselleşmenin ana anahtarı.
Ne yapsanız kurtulamıyorsunuz, işte!
***
4 Kasım'da yapılacak Amerikan Başkanlık seçimlerini büyük bir heyecanla takip ediyorum.
Sadece Bush yönetiminin yarattığı kanlı diktatörlük döneminin sonu gelebilir mi beklemesinden değil, bunun ötesinde, semiotik okumuş bir iletişimci olarak, bu seçimde kullanılan simgelerin de son derece heyecan verici olmasından kaynaklanıyor bu ilgi.
Çünkü, ilk kez Amerikan Başkanlık seçimlerinde, bir kadın ve bir siyah yarıştı.
Son ana kadar kıran kırana giden Demokrat parti elemelerinden sonra ise, siyah başkan adayı, resmi olarak yarışa devam ediyor.
Bugüne kadar, dünyanın süper gücü Amerika, her zaman erkekti.
Ve beyaz.
Önce bir kadın aday, tarihinde ilk kez başkanlığa bu kadar yaklaştı, sonra da bir siyahi aday halen devam eden mücadelede yerini aldı.
Ancak fantastik komedi ya da bilimkurgu filmlerinde siyah olabilen Amerikan Başkanı, belki de bu kez, gerçekten siyahi olacak.
Nitekim Barack Obama'nın adaylığının kesinleşmesiyle, moviemax, siyah Amerikan Başkanı filmlerini hemen gündeme aldı.
Fantastik komedi filmlerini.
Demokrat Parti'nin Başkan adayı Barack Obama, seçilse de seçilmese de dünyanın en önemli rol modellerinden biri şimdi.
Obama, dinamik, karizmatik ve genç duruşuyla, Amerika'da değişimin simgesi.
Ve rakibi Cumhuriyetçi aday John McCain karşısında da iddialı bir duruş sergiliyor, seçim sürecinde.
Geçtiğimiz haftalarda, dünyanın moda kültlerinden İtalyan modacı, Donatello Versace, yeni koleksiyonunu, Obama'ya atfetti.
Beyaz zenginleri simgeleyen marka, siyahi başkan adayına atfedilirken, defilede, sarışın, geniş omuzlu, beyaz erkekler yürüdü.
***
Dünya simgesel kalıplarını değiştiriyor.
Tıpkı ideolojilerin şekillenmesi gibi yeni imgelerle şekilleniyor, dünya da.
Ve ben yine bütün bunlara bakarken, bizi düşünüyorum.
Kıbrıs'ta Kıbrıs sorununun simgeledikleri hiç değişmiyor. Ama bu kez tarihinde ilk kez, iki sol lideri sahneye taşıyan Kıbrıs sorunu, Kıbrıs'ta da sol anlayışın yeniden yazılımını getirecek önemli bir eşikte duruyor.
Müzakere sürecinin başlama arifesindeki krizler ise, şimdilik aleyhinde seyrediyor, umudun simgesi liderlerin.
Ama henüz çok erken.
Yine de bu kez, Kıbrıs sorunu belki de ilk kez bu kadar keskin bir şekilde, hem çözüm şeklini hem de ideolojileri yeniden yazmanın arifesinde duruyor.
|