Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli KTSYD Kupası'na da göz dikti: 7-6
Cihangir Turan ile turladı:1-0
Rum yönetimi, 100 bin Euro'ya kadar olan mevduatlara teminat verecek
SİNEMALARDA GÖSTERİMDE OLAN FİLMLER
Simitis: Her iki tarafın da çıkarlarına saygı gösterilmeli
Kara Kitap
PORTRE BARMEN Hüseyin Dermuş
DİSİ: Rumlara hizmet edecek bazı takvimler var
Hakemler Malpas'ta seminer düzenliyor
Basketbol hakemleri hazırlıklarına başladılar

YORUMLANANLAR
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [1]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [1]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [2]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [2]
Bu kez Girne zehirlendi [2]



CTP YA FARKLI BİR KABUS YARATACAK YA DA FARKLI BİR RÜYA

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Temmuz 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bir süredir özellikle Annan Planı çözüm sürecinde etkin rol oynayan sendikaların, o dönem birlikte hareket ettiği CTP'ye karşı kullandığı eylem, grev ve söylemler şiddetle çözüm baltacılığı ile eleştiriliyor.

    Doğru!

    Bu son hükümet döneminde sendikalar, grev kartını çok kolay kullandı.

    Belki de hiç bu kadar kolay kullanılmayan süresiz grev tehdidi, "biz getirdik, biz götürürüz" noktasına kadar dayanarak, çirkinleşti.

    Bu dönem, sendikalar, haklı oldukları konularda dahi, grevi kolaylaştırıp, söylem ve istekleri sığlaştırarak, haksız pozisyonuna düştü.

   Özellikle, en sık grev yaşanan eğitimde, haklı argümanlar bile, sonu olmayan sığ hesaplaşmalara dönüştü.

   En son, yaklaşık 2 hafta süren orta eğitim grevi ile hükümet ve sendikanın geldiği nokta, aslında, her iki tarafın da başarısızlıklarına önemli bir örnektir.

    Grev, 2 hafta sonra, sendikanın talebini yerine getirerek kaldırıldığında, meslek liselerinde 9 dersten kalan bir öğrencinin, sınıfı geçebildiği gerçeği vardı, karşımızda.

   Şu bir gerçek ki, sendika, hak arayışı çerçevesinde eğitimi neredeyse hiç tartışmadığı eylemlerinde zümresel çıkarlar noktasına takıldı.

   Hükümet ya da bakanlık da sendikanın inadı karşısında inat sergilemekten öteye geçemeyip, sürekli geri adımlar atan ve akademik takvime bile sahip çıkmayan bir konuma geldi.

    Şimdi özellikle eşel mobil kavgalarında, bardak taşma noktasındayken, sendikalar sağcısı ile solcusuyla CTP'yi suçluyor.

   CTP de sağcısıyla solcusuyla sendikaları.

   Ama uzun zamandır ortada olmayan çözüm heyecanının da etkisiyle, CTP'nin, "çözüm sürecinde eleştiri olmaz, birliktelik olmalı" söylemleri belli ki, itibar görmüyor.

   Çünkü halk çözüm heyecanını, CTP de çözüm kartını uzun süre önce dondurdu, aslında.

   Kıbrıs sorununun çözüm sürecinde, iki lider, 25 Temmuz'da yeniden bir araya gelecek.

   Her şey yolunda giderse, beklenti, 1 Eylül'ü kapsamlı müzakerelerin başlangıç tarihi olarak açıklamaları.

   1 Temmuz görüşmesinde, liderlerin üzerinde mutabık kaldıkları "tek egemenlik, tek kimlik" konusu, yeni bir çerçeve olmamasına rağmen, özellikle, çözüm karşıtı koronun sesini yükselttiği bir konu halini aldı.

    O kadar ki, Cumhurbaşkanı Talat, her açıklamasında, yeni devletin bir Rum devleti olarak görülmesinin yanlış olduğunu anlatmaya çalışıyor.

    Oysa, referandumda %65 evet denilen planın ana felsefesi zaten buydu.

    Ve biz, "Annan Planı temelinden geriye gitmeyiz" argümanını dile getiriyorduk, bugüne kadar.

    Şimdi hala temel felsefe bile referandum sonucuna rağmen tartışma konusu yapılmaya çalışılıyorsa, bu süreçte tekrar başa döndük anlamına gelir.

    Kıbrıs'ı satmakla suçlanan Talat, aslında tam da bu iradeyle ve bu iradeyi korumak adına göreve getirilen bir liderdir.

    Şimdi bütün bunları tartışmak, anlamsızdır.

    Bu referandumu ve referanduma gelene kadar olan süreci inkar etmek anlamına gelir.

    Ama maalesef Talat, iç politikada CTP'nin yaşadığı çıkmazın gölgesinde kalıyor. Yine de bu çıkmazdan, sadece tek bir tarafı sorumlu tutmak, ancak kolaycılığa kaçmak olur.

    Bugün, çözüm felsefesinin tartışıldığı bir ortamda ve çözüm heyecanının kırıldığı noktada, sivil hareketi dinamikleyen sivil toplumun önemli bir sorumluluğu vardır.

    Ve tabii ki, doğru kadrolarla doğru icraatları yapamayan ve fark olarak ortaya koyup, söz verdiklerini gerçekleştiremeyen CTP'nin de sorumluluğu vardır.

    Ne var ki, hızlı ve geri dönüşsüz işleyen bir süreçte, artık sorumluluk payının bir önemi de kalmamıştır.

    Şimdi, yarın masaya bir çözüm planı konsa, Annan döneminde olduğu gibi süreci şekillendirecek, bunu halkla paylaşıp, halkın güvenini kazanacak bir güç var mıdır, emin olamıyorum.

    Odalar, dernekler, sendikalar ve siyasi partiler, yazık ki, referandum sonrasında uzun bir kış uykusuna daldılar.

    Toplum içinde ise, sürdürülemeyeceği başından belli olan bir gelirin paylaşımı kavgası başladı.

    Halk bunun sarhoşluğundan kurtulamadı ve hükümet edenler de bugünü öngöremedi. Ya da öngördüğü halde, gerekenleri yapacak kapasiteye sahip olamadı.

    Şimdi bir bedel ödemenin eşiğinde duruyoruz.

    Başarısız bir hükümet ve başarısız bir sivil irade ile geldiğimiz bu noktada, ödeyeceğimiz bedelin niteliği önemli artık.

     Sivil toplum zümresel çıkarların ötesine geçmeyi, CTP de iyi yönetimi seçemedi.

    Artık bıçak kemiğe dayanmışken ve bu kadar ağır bir güven bunalımı yaşanırken, bu krizi yönetmek ayrı bir beceri işidir.

    Bu beceriyi gösterip gösterememek de kader noktası.

    CTP bugüne kadar çizdiği hareket yöntemiyle bu noktaya geldi. Şimdi artık farklı şeyler söylemek zamanıdır. 

     Bunu yapabildiği ölçüde bu kriz başarılı yönetilebilir.

     Yoksa, yarın hükümet düşse, erken seçim olsa, ne yazık ki, daha iyi ve inandırıcı vaatler verebilecek enstrümanlar da ortadan kaldırıldı. Daha da ötesi, geçmişte korku olabilecek çözümsüzlük senaryolarının mimarları da o kadar kabus yaratmıyor halkın gözünde.

     Hükümet krizi yaşanırken, çözüm süreci mutlaka olumsuz etkilenir, ancak bu ortamın da bir istikrar taşıdığını ve çözüm konusunda liderlerin yeterince cesaretlendirilebildiğini söylemek maalesef zor.

    Türkiye ciddi bir krizin eşiğinde dururken, bugün bu halimizle eninde sonunda bizi de vuracak bu krizden nasıl az yarayla kurtulabiliriz ki?

    Önemli olan, bütün aktörlerin çözüm paydasında buluşması.

    Ama bu kez, hep bizden daha güçlü addettiğimiz bu aktörler, bizim tarafımızdan da yalnız bırakılmış durumdalar.

    CTP, şimdi, ya farklı bir kabus yaratacak, ya da farklı bir rüya.

    Ve bizim gerçekleşecek rüyalara ihtiyacımız var.

    Yeterince kabus gördük.

 

   423 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ
10 Ekim 2008, Cuma   ÖLMEDEN GÖREBİLECEKLER Mİ?
09 Ekim 2008, Perşembe   AVRUPALILIK KAÇ PARA?
08 Ekim 2008, Çarşamba   DOKTOR KEMAL'E AŞK MEKTUBU
07 Ekim 2008, Salı   KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİREN YASA
27 Eylül 2008, Cumartesi   Eylüle veda ederken
26 Eylül 2008, Cuma   Anayasa Mahkemesi ve Cumhurbaşkanı'nın Sorumluluğu
25 Eylül 2008, Perşembe   NE KORUYABİLİYORUZ NE DE KURTULABİLİYORUZ AMA BATIYORUZ
24 Eylül 2008, Çarşamba   TABİBLER BİRLİĞİ YENİ YÖNETİMİNİN DÜŞÜNCELERİ
23 Eylül 2008, Salı   TABİBLER BİRLİĞİ ESKİ YÖNETİMİ'NİN DÜŞÜNCELERİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

ÇIKARLAR MI KORKULAR MI?

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Şimdi obir taraftan ucuz olduk... Tamam mı...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Desmond Tutu'yu kim tutar?..

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Okurlardan güncel konulara ilişkin görüşle...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Mali kriz ve AB

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital