|
Dün, "Kumar Bu Ülkede Buzu Donduruyor" başlıklı yazı ile ilgili çok sayıda telefon ve elektronik posta aldım.
Sadece konunun anafikrini oluşturan turizm hakkında değil, Kuzey Kıbrıs'taki mevcut sistemin, çeşitli başlıklar altında sorgulanmasını sağlayan sohbetler de yaptık, gelen telefonlarda.
Arayanlardan biri de DAU Öğretim Görevlilerinden Yrd. Doç.Vedat Yorucu idi.
Yorucu, bir ekonomist olarak, bugüne kadar katıldığı çalışmalardan örnekler vererek, özellikle belli noktalara işaret ediyor.
Örneğin, turizm alanında, genellikle sivil toplum ve bakanlık verileri birbirini tutmuyor. Otelciler Birliği, yaptığı incelemeyle, otellerin doluluk oranını, %19.5 bulurken, Bakanlık %28 olarak açıklıyor.
Sebebi ise, birinde kış dönemi kapalı olan tesisler, sayıma tabi tutulurken, diğerinde tutulmaması.
Vedat Yorucu, tartışmaya açık olmayacak bilimsel istatistik çalışmalarına ve iktisadi analizlere, her alanda önemli bir ihtiyaç olduğunun ve DPÖ'nün de bu konuda çok yetersiz kaldığının altını çiziyor.
Bir ülkenin bugünü ve yarınının planlanması şarttır.
Bu plan için de bilimsel çalışmalara ve verilerlere ihtiyacınız vardır.
Ada ekonomilerinin ana lokomotifi olan Turizm, tükenme noktasındayken hala turizm yapabilme anlayışının geliştirilememesi düşündürücüdür.
Burada önemli olan veriler ne kadar çatışsa da telaffuz edilen doluluk oranlarının, her halükarda ciddi bir kriz işareti sayıldığıdır.
Yıllardır talep edilen turizm örgütü bile, bir türlü hayata geçirilemedikten sonra da turizm adına, vizyon geliştirip, etkin çalışma yapmak kısa vadede mümkün olmayacak gibi görünüyor.
Vedat Yorucu turizm yanında ülkedeki karapara hareketleri başta olmak üzere, mevcut yapıya dair mutlaka yapılması gerekenlere dair de görüşlerini paylaştı.
Bir süre önce, Dünya Bankası Avrupa Komisyonu'nun isteği ile Kuzey Kıbrıs'taki karapara hareketlerini inceleyen bir rapor hazırladı.
Raporda, off-shore bankacılığın, karapara aklamada, birincil araç olduğuna işaret ediliyordu. Karapara aklama konusunda yapılan yasal çalışmalara da işaret edilirken, bunların uygulama alanında, zamana ihtiyaç duyulacağı da vurgulanıyordu.
Bu konuda hayata geçen yasal düzenlenme, bugün birçok uzman tarafından çok önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Ancak 2002 yılında Amerika tarafından hazırlanan bir başka rapora da işaret edilen Dünya Bankası raporunda, casinoların da karapara hareketlerinde en ön sırada olduğu vurgulanıyor.
Bugün herkesin bildiği ve bilerek normalleştirdiği koşullar, uluslararası raporlarda yer alınca daha etkili olabiliyor.
Kuzey Kıbrıs, bugün hazırlanan uluslararası raporlarda karapara aklama konusunda hala kara listede.
Bir süre önce off-shore bankalar ile ilgili belli düzenlemeler yapılsa da casinolar konusunda daha yavaş hareket edildi.
Bugün bu alanı denetim altına almayı amaçlayan bir yasa, meclise havale edilirken, resmi gazetede yayımlanarak kamuoyunun bilgisine sunuldu
Kıbrıs'ın ilk kumar yasası olarak da bilinen 1947 tarihli Fasıl 151'i güncelleyen, Şans Oyunları Yasa Tasarısı, mutlaka ekonomik ve sosyal yönleriyle değerlendirilmelidir.
Çünkü yasa yeni haliyle, KKTC vatandaşlarının kumar oynayabilmelerinin de önünü açıyor.
Adada 183 günden az kalan KKTC vatandaşlarının, kumarhanelere girişlerinin serbest bırakılması yanında, resmi tatillerde bütün KKTC vatandaşlarının kumarhanelere serbest girebilmesinin önünü açıyor.
Bugün yasak olmasına rağmen birçok KKTC vatandaşının kumarhanelere serbestçe girebildiğini, kumar sorunu yaşayıp, önemli boyutta sosyal ve psikolojik sorunu beslediği de bilinen bir gerçektir.
Vedat Yorucu bir akademisyen olarak, "yasak mafyalaşmayı besler" diyor.
Ancak her türlü boyutuyla konunun mutlaka tartışılmaya ihtiyacı vardır.
Kuzey Kıbrıs, bugün sadece karapara konusunda değil, maalesef insan ticareti başta olmak üzere çeşitli alanlarda ciddi sorunlar yaşıyor.
Umalım ki, gereken yasal düzenlemeler bir an önce hayata geçirilip, uygulama alanı yaratılabilir.
Kuzey Kıbrıs'ın kendine özgü koşullarının, özellikle çözümsüzlük ortamında denetim altına alınıp, şeffaflaştırılması kolay değil.
Ancak bu alanda çaba ortaya koymak da tek seçenek.
Çünkü her alan birbirine bağlı bir zincirde birbirini çürütmeye devam ediyor, maalesef.
Çok uzun bir süredir çözüme olan ihtiyaçlarımızı çok fazla hatırlayamıyoruz.
Ama çözüm sadece günlük hayat pratikleri için değil, aynı zamanda, kronikleşmiş perde gerisi sorunlarımıza da tek kesin anahtar olacaktır.
|