|
Bir süredir bir grup çocuğun Türkiye'de Kur'an kursuna katılması konusu tartışılıyor.
Yetkili ve söz sahibi olması gereken bütün makamlardan habersiz, çocukların Kur'an kursuna götürülmesi, şüphesiz devlet ciddiyeti ve yetkisinin en sıradan anlamıyla tartışılması gerekliliğini ortaya koyar.
Ne var ki, devlet ciddiyetinin tartışılması bir tarafa, şimdi ihtiyaç konusuna vurgu yaparak, çareler üretilmesinden dem vuruluyor.
Normal şartlarda ihtiyaçlar gelişimden doğar.
Bizim ihtiyaçlarımız ise, gelişim değil, kontrolsüz değişimden kaynaklanıyor, ne yazık ki.
Dün Kıbrıs Gazetesi'nde, Türkiye'ye götürülüp, Kur'an kursu aldırılan çocukların görüntüleri vardı.
Kız öğrencilerin tesettürlü fotoğrafları ve çocuk yaşta kendilerini izleyen yaşlı adamların karşısında sıralanıp, ilahi okuması, dehşet görüntüler.
Kıbrıs Gazetesinin sürmanşette kullandığı bu fotoğraf, bir başka uzun yazının konusu olabilir. Ancak en kısa haliyle bu fotoğraf, küçücük çocukların din temeli altında, bu yaz sıcağında sarıp sarmalanıp, cinsiyetlerinin örtülmesi gerekliliği vurgulanırken, karşılarına geçip sıralanmış yaşlı adamların, bu görüntüyü keyifle takip edip denetlemesidir.
Ve bu ürperticidir.
Kuzey Kıbrıs'ın büyük bir hızla değişen demografik yapısının birkaç fotoğrafından da biri aslında, bu görüntüler.
Okul saati elinde baskülü, sokaklarda para dilenen çocuk görüntüleri var artık bizim gündemimizde.
Kağıt mendil satan, eli yüzü kirli, ayakları çıplak çocuklar var.
Okulların en temel insani konularda bile sıkıntı yaşadığı gerçeği ile yüz yüzeyiz.
Sadece yetkili makamlardan habersiz, Kur'an kursuna giden çocukların din istismarına tabi tutulması, ya da bu istismarın yaygınlaşması sorunu değil, hızla değişen demografik yapının verdiği dehşet bir mirasla karşı karşıyayız.
Şimdi yetkililer, Kuzey Kıbrıs'ta ek din dersi ihtiyacına vurgu yaparak, bu ihtiyacı doğru temelde karşılama gerekliliğini dile getiriyorlar.
Ancak ne yazık ki, konu, belli bir kesimin özel ihtiyaçları, ya da gerekliliklerinin ötesinde.
Kuzey Kıbrıs'ta ciddi temellere dayanan bir sosyal sorun var.
Şimdi din dersi ihtiyacı karşılandığında, din istismarı sorunu gerçekten çözülebilecek mi?
Daha ilkokul çağına gelmemiş kız çocuklarını tesettüre sokmanın önüne geçebilecek mi?
Din dersi ihtiyacını karşılamak, yaşadığımız sosyal sıkıntıları rahatlatacak mı?
Bir tarafta özel din eğitimine tabi tutulan öğrenciler, diğer tarafta, anayasal laiklik ilkesi temelinde eğitimlerine devam eden öğrenciler olacakken, bunların uyumlaştırılması için de programlar düşünülecek mi?
Bugün özellikle Lefkoşa Surlariçinde, din istismarının önemli mali boyutlarına vurgu yapılıyor.
Para karşılığı din çığırtkanlığı yapıldığı, uzun zamandır dile getirilen ve bizim çok da görmek, ya da hatırlamak istemediğimiz diğer yüzümüzün bir gerçekliği halini alıyor.
Yetkililer din dersleri konusunda bir hassasiyet geliştirip, bunu kabullendirmeye çalışırken, temel sorun olan demografik yapının taşıdığı ve artık boyumuzu aşan sosyal sorunlar konusunda da aynı duyarlılığı göstermek zorundadırlar.
Aksi halde, sadece tek yönlü hassasiyet geliştirmek, popülizm kıskacından öteye geçmez ve bu sorunları daha da katlar.
|